DP’li üç isim, “aileleriyle” birlikte istifa ettiklerini açıkladılar.
Dikkat edin “aileler”…
Yani şu kadar oy var ve artık bu oylar DP’de değil…
Varsa taliplisi çıkabilir…
Bu işin bir tarafı…
Fakat gerekçelerine bayıldım, bu da Kemal Dürüst’ünkü gibi bir “dürüst” itiraf…
Diyorlar ki;
“Demokrat Parti kendi öz tabanına sahip çıkmadığı gibi, diğer parti üyelerine mevki ve menfaat dağıtmada hiçbir sakınca görmemiştir”…
Şaşırmaya gerek yok…
KKTC’de siyasetin özü bu, ama bir daha açalım…
Kısaca demek istiyorlar ki, “Partimiz önce bize mevki ve menfaat dağıtmalıydı. Bunu yapmadı, gitti başka partililere dağıttı”…
Olacak iş miydi bu..?
Onlar da istifa ettiler…
Beğenmediniz mi..? Kızdınız mı..?
Sanmıyorum…
Bu işler çoktandır olağan buralarda…
Fazla basına düşmez, el altından yapılırdı, şimdi açık açık…
Geldiğimiz yer, partizanlığın tepe noktasıdır artık…
ADAYLAR BAĞIMSIZ GİBİ…
Dedik ya, bu seçim sosyal medyada yürüyecek diye…
Yürüyor da…
Biz bugüne kadar adayların, partilerinin siyasi, ekonomik, Kıbrıs konusundaki politikalarını anlatmalarına alışmıştık. Televizyonlara çıkarlardı, sorulacak soruları aşağı yukarı bilirlerdi, hazırlanır giderlerdi…
Şimdi öyle değil…
Adaylar, sosyal medya sayfalarında, kendilerince yorumlar yaparak, seçmeni ikna etme çabasındalar. Kimi Allah, bismillah havasında… Kimileri vaad dağıtıyor kendince…
Aslına bakarsanız iyi de oluyor…
Seçmen, böylece adayları daha yakından tanıma fırsatı buluyor.
Hem düşünce yapılarını, hem kapasitelerini…
Mesela, geçtiğimiz günlerde DP’den bir kadın aday şöyle yazmış; “Rum sorunu, Maraş sorunu, Türkiye sorunu, maaş sorunu… Sorunları değil, çözümleri konuşabilecek güçlü bir ses için sen de var mısın?”…
Hemen Serdar Denktaş’a soralım mesela, Türkiye sorunu nedir..? Ya da Maraş sorunu..?
Partisi böyle sorunlar tespit etmiş de, bunlara çözüm mü üretmiş? Tuhaf…
Bu seçimin en belirgin özelliği, insanların aday olmaktan uzak durmalarıydı.
Aday adayı sayıları beklenenin altında kaldı.
Sonuçta, çok da fazla derinine inmeden aday gösterilenler oldu…
Apar topar seçime gitmenin bir sonucu olabilir…
Ama sanırım bu durum çok yakında partileri de rahatsız edecek ve bir disipline gitmek zorunda kalacaklar…
YERİN KULAĞI VAR
ANKET SAVAŞLARI:
Adayların belli olmasıyla birlikte anketler de boy göstermeye başaldı. Yayınlanan anketlerde önde görülen veya barajı aşan partiler sonuçları sosyal medyada boy boy yayınlarken, baraj altı gösterilen veya bekledikleri oy oranını alamadığı görülen partiler ise veryansın ediyor. Hangi partinin oyunun kaç olduğunu, kaç vekil çıkaracağını merak ediyorsanız sandıkların açılmasını bekleyeceksiniz. En doğru anket, oradan çıkan sonuç olacak. Benden size tavsiye, yayınlanan bu anketleri inceleyin ama, pek de güvenmeyin… Ve bizde sonuçlar, ancak son gece tahmin edilebilir…
KÜÇÜK ORTAK HEDEFİ:
Mehmet Çakıcı’nın “TKP YG kilit parti olacak” açıklaması aslında ne kadar hazin… İktidar olma gibi bir dertleri yok. Seçime girerken hedef, bir koalisyonda küçük ortak olmak… Aslına bakarsanız, UBP ve CTP dışında diğerlerinin tümü aynı yere oynuyor. Sizce demokrasimiz için sağlıklı bir durum mu bu..?
ADAYLAR KAFALARINA GÖRE:
Yahu kardeşim partin seni aday göstermiş, bundan sonra partinin dışında sırf şirin görünmek için kafana göre sloganlar üretip sosyal medyada paylaşmak ne demek. Hele bazıları var ki, resminin altına yazdığı sloganın, partisinin siyasi görüşü ile uzaktan yakından ilgisi yok. Bunun dışında muhafazakar seçmene şirin görünmek adına dini içerikli sloganlarla resimlerini yayınlamak, sadece partilerine değil, seçmene de ayıp oluyor. Partilerin bu tür adayları uyarması artık şart oldu sanırım…
HER YOL MÜBAH:
Politikacıların seçilmek için yapmayacakları yok. Onlar için oy getirecek herşey, her yol mübah. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ersan Saner, yardıma muhtaç ailelere, ayda 100 lira yardım yapacaklarını açıklamıştı. Belli ki bu yeterli olmamış, şimdi de şiddet gören kadınlara, kira yardımı sözü veriyor. Sığınma evini kapattıran bu hükümet değil miydi? Unutun hepsini, vaadleri dinleyin…
HADİ YİNE İYİSİNİZ:
Türkiye Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, “Bugün KKTC’de kişi başına gelir 13 bin dolara ulaşmış durumda. Biz bunu 25 bin dolara ulaştıracağız. Bütün mesele bu. Orası çok daha iyi yaşanan bir ülke olduğu zaman, sorun büyük oranda çözülmüş olacak.” demiş. Yaşadık desenize, 25binX 3.95= 98.750 TL. Bunu 12 aya bölsek kelle başı aylık 8.229 lira eder. Vallahi ye ye bitmez… Ha, bu arada şu anda da 14 bin dolar diyorlar. Her ay 1200 doları alıyorsunuz değil mi?
ANASTASİADİS PİŞKİN:
Adam hala “hangi zihniyeti değiştirelim” diye soruyor. Bana sormasın, kendi toplumu içinde onu çözümün önündeki engel olarak görenlere sorsun. Her dediğine “evet” denildiği halde, Mont Pelerin’den ya da Crans Montana’dan nasıl kaçtığını, her seferinde nasıl bahaneler ürettiğini anlatsın. Bizim kendisinden bir zihniyet değişikliği beklemediğimizi de bilsin. En basiti, anlaşma istemediği o kadar açık ki, bunu gizlemeye çalışmaktan vaz geçsin, oynamasın, kendi gibi olsun…
ZİRVEDEKİLER
Ayşemden Akın: “Müzakere masası birkaç aya yeniden kurulacak ve güneydeki yeni başkanla bu sefer bu iş sonuçlandırılacak. Seçim sonuçlarının belirleyicisi de, Kıbrıs Sorunu’ndaki duruşlar olacak. Yarın bugünden kötü olmasın, tek dileğim bu! Yoksa ‘kurtarılmış’ bu bölge çok yakında Kıbrıslıtürklerden arınmış bir bölge olacak. Türkiyeli yetkililerin, ‘Kıbrıs’ta tek bir Türk kalmasa da Kıbrıs bizim davamızdır’ dedikleri bir ortamda Kıbrıslıların hayalleri gerçek olamayacak”…
DİPTEKİLER
Bu Kadar Mı Başıbozuk Olduk: Bir zamanlar Titan Saadet Zinciri vardı. Hani bir miktar para yatırıyordun, yanında birilerini de getiriyordun da şirket sana aylık büyük meblağlar ödüyordu. Tabii kısa sürede battı, sahibi dolandırıcılıktan hapis yattı, binlerce insanın parası battı. Şimdi Çiftlikköy diye bir şey çıkmış, sanal mavi yumurta satarmış… Her neyse, önemli olan, şirketi KKTC’de kurmuş olması. Sabah gazetesi, şirketin hesaplarının incelendiğini ve kendilerinin de “vergiden kaçmak için” şirketi KKTC’de kur
































