Köşe Yazarları

PANDEMENİN BECEREMEDİĞİNİ HÜKÜMET BECERECEK…

Eşref Çetinel yazdı






Zaman zaman başımızı yıllar öncesine çeviririz.. “Ya bugünlerle geçmişi kıyaslamak” yada bugünlerin muhasebesini yaparken “nereden nereye geldiğimizin” olumlu ve olumsuz etkenleriyle etkilerini yeninden gözden geçirip değerlendirmek için..

(Zaten biz eskilerin elinde ve dilinde kalıveren de işte o “eskilerdir!”)



***

Mesela 1954’den sonra adada terör estiren EOKA teşkilatı ile İngiliz askerlerinin mücadelelerinin tanığı olduktu..

Uzaktan seyrediyorduk ama olaylar 1960’da sona erdiğinde kendimizi Kıbrıs Cumhuriyetinin ortağı olarak bulduktu!

“Olay hayal edemeyeceğimiz kadar dışımızda tezgâhlanan bir siyasi tertipti!”

Tamamen Rum-Yunan ve İngiliz marifetiyle “Kıbrıs’ta son anda değiştirilen siyasi statünün “azınlık çoğunluk” esası üzerinden “Rum-Yunan” tarafına “enosis” yolunun açılmasını sağlayacak bir kumpastı!

***

NİTEKİM 1963 sonrasında Rum Eokacılarıyla milis güçleri “enosisi” gerçekleştirmek için 1974’e kadar sürecek “iç savaşı” başlattılardı.

Rahmetlik Denktaş on bir yıl süren bu Rum saldırıları ve baskılarına “karanlık yıllarımız” diyordu..

Köylerimizden kentlerimizden göç etmemiz o yıllarda başladıydı..

***

AMACIM TARİH ANLATMAK DEĞİLDİR. Çok ama çok zor dönemlerden geçerek bugünlere geldiğimizi hatırlatmak içindir. Ki çocuklarımıza yıllar yılı içirecek bir bardak sütü bile temin edemiyorduk! ***

İŞTE BİZ ÖYLESİ GÜNLERDEN GELDİK: 1974’den sonra kendimize “devlet” payesi verdik. Bayrağımız oldu. Ve “yönetimler” döneminden” devlete yakıştırdığımızca “hem çok partili idari düzene hem de parlamenter sisteme” geçtik.

Ki “parti kurmayı, seçim yapmayı, bir iktidarı alaşağı ederken bir ötesi siyasi parti iktidarını yerine koymayı çok sevdikti..

Hatta adına “çok partili demokratik sistem” dediğimiz yeni yönetimimizi o kadar benimsedikti ki “koalisyonlar hükümetlerine” irca ederek tüm siyasi partilerin şu veya bu şekilde “koalisyon ortakları” olabilecekleri bir siyasi süreç başlattıktı..

***

PEKALA AMA YA ÖTESİ? Tutun ki şu yukarıda anlattıklarım 1974 sonrasının “siyasi partiler” olgusuydu!

İktidara gelip gitmeyeninin kalmadığı, hatta adı KKTC’dir diye “hiç iltifat etmeyeceği sanılan” CTP’nin bile o iktidara defatle gelip gittiği,  balınan kaymağını iştahla yaladığı gerçeklerde…***VE ŞİMDİLERDE YÜZLEŞTİĞİMİZ HESAPLAŞTIĞIMIZ KKTC! Dünyanın en kolay “yönetim erki” olması gereken “yasaklarla memleket yönetmeyi” bile beceremeyen bir iktidarın yönetimi! Ki et de elinde bıçak da! “Her an “olağanüstülüğü” olağan düzene dönüştürecek yada tersi tutumda hareket ederek yetki ve kurallarıyla memleketi “istediğince yönetecek” olanaklara sahip bir hükümet!

***

HEMEN YAZAYIM: Kıbrıs Türk halkı ne EOKA ne de 1974 öncesi ve sonrası dönemleriyle “devleti tarafından bu kadar usandırılıp bıktırılmamış, bu kadar horlanıp ezgi cefaya katlanmak zorunda bırakılmamış, hükümetin aldığı kararları uygulamak için bu kadar büyük sıkıntılara katlanmamıştı!

Ki dün sabah DAÜ’nün önünde test yaptırmak zorunda olan öğrencilerin oluşturduğu kuyruklar neredeyse Mağusa surlar içine ulaşacaktı..

Memleketin her yerinde ayni görüntü. Benzer kuyruklar… Saatlerce güneş altında bekleşmeler!..

İnsanlar önce koronavirüse değil, hükümet erkânının dudakları arasından çıkan kararlara yenik düşmüşler ki kimse ne yapacağını bilmeyecek kadar şaşkın!

***

VE ASIL BÜYÜK ŞAŞKINLIK! “Olağanüstülüğe” sığınarak İnsanları yasaklarla yönetip yönlendirmenin kolaylığında yeni yeni kararlarla “pandemiyi” ldare etmeye çalışan hükümet, tutun ki “her şey Kıbrıs Türk halkının sağlık ve afiyeti içindir” demektedir ama… Ya şu dayanılmaz pahalılık için ne söyleyecektir!

Tabi ki Pandemi için “olağanüstülüğü” öne çıkartarak yürürlüğe konacak yasaklar da var yasalar da! Ya pahalılığın önlenmesi için hükümetin elinde neleri vardır? Yada:

***

PAHALILIĞI NASIL ÖNLEYECEKSİNİZ? Ki bizim kuşak o “karanlık yıllar dediğimiz dönemlerde” tüm kamuda çalışanlarıyla ayda 30 Kıbrıs lirası alırdı. Hakimi de kapıcısı da! Doğrusu o günler hem de çok olağanüstüydü.

ŞİMDİLERDEYSE astronomik maaşların havalarda uçuştuğu, sadece her yeni yılda 13. Maaş uygulamasıyla bazı ailelerin hanelerine elli altmış bin TL’nin düştüğü o eski günler gerçeğine nazire… Bugün iş insanından memuruna, işçisinden çiftçi ve köylüsüne kadar pahalılık zulmünde yanıp kavrulduğunu nereye koyacaksınız?

Ne ayakta durabilen iş yeri kaldı ne de borcun harcın içinde batmayan memur esnaf zanaatkâr..

Kıbrıs Türk halkını pandemi yiyemedi ama işte bu pahalılık yiyecek!

 







Başa dön tuşu