Bugün “Köşemi” alışılmışın dışında yazıyorum. Şöyle ki bir eğitimcimizi, araştırmacı yazarımızı sizlere tanıtmak için.
Ki bu toplumda benzeri pek çok insanlarımız vardır. Onlar kendi köşelerinde yaratıkları dünyalarında hiçbir karşılık beklemeden çalışırlar.
Toplumsal sorunlara yürek sızılarında yaklaşırlar. Ve yetenekleri oranında sadece “ülkelerine faydalı olmayı” düşünürler..
Ne ödül isterler karşılığında ne düzülecek methiye..
…Bilir misiz gerçekte Kıbrıs Türk toplumu eğer bugünlere sağ selim gelmişse, devlet mertebesine kadar ulaşmışsa, işte bu “varlığını” kendilerini toplumun önüne atan, karşılık beklemeden çalışan böylesi insanları, liderleriyle başardı.
Ki tümünün de karakteristik özelliği “fedakârlık cefakârlıktır.”
Bugün size işte içimizdeki bu yurttaşlarımızdan birini tanıtmak istiyorum:

ÖZDİNÇ AKDEL: Bugün sütunuma taşıyıp sizlere tanıtacağım eğitimcimizin adı Özdinç Akdel’dir.
Kısaca hayatını yazıp sizlere tanıtmam gerekirse şöyle diyeceğim:
AKDEL 1963 yılında Mağusa’da doğdu. Yani tutun ki bizim kasabalı, içimizden biri. Ve de olgunluğunun zirvesinde..
Nitekim Özdinç Akdel onca yıllar çalışıp öğrencilerine, topluma kazandırdıklarının ödüllerini de bugün yılın eğitmeni ödülüne” layık görülmekle alıyor. Hem de “By Protokol” dergisi tarafından düzenlenen “Avrupa Ödülleri” silsilesinde “yılın eğitimcisi ödülüne layık görülmesi” nedeniyle..” KKTC için “gurur” olmalıdır. Devam ediyorum:
***
ÖZDİNÇ AKDEL İlk ve orta öğrenimini Namık kemal lisesinden mezun olarak tamamladı.
Lisans eğitimini Ankara üniversitesi Matematik bölümünde tamamladı. Vatani görevini tamamladıktan sonra 1989 yılında Dr. Fazıl Küçük Meslek Lisesinde göreve başladı. Daha sonra “Canbulat Özgürlük Ortaokuluna” Matematik öğretmeni olarak atandı. Şu anda ayni okulda baş muavin olarak görevini yürütmektedir. ***
AKDEL öğretmenliği süresince özellikle öğrencilerin korkulu rüyası olan matematiği sevdirmek için çalıştı.. Çeşitli projelere imza attı.. Matematik olimpiyatlarında ödüller aldı.. Bir matematikçi olmasına karşın sporun insan hayatındaki önemini çok iyi bilen Akdel, gençlere sporu bizzat spor alanı içinde sevdirmek için, Çamlık Spor Kulübü Voleybol Takımının başkanlığını yüklendi.
Bir devre Boru Spor Kulübü başkanlığını da yaptı. Pek çok spor kulüplerinde çalıştı. ***
MATEMATİĞİ SEVDİRME ÇABASI. Tabi ki Özdinç Akdel’i asıl öne çıkaran Eğitimde öğrenci odaklı misyon yüklenmesidir.
Bir diğer önemli başarısı “Matematik” gibi çok özel bir bilimle “sporu” yan yana koyacak ve birlikte hatta eşit değerlerle “öğretim eğitim” haline getirecek kadar cesur bir çaba göstermesidir.
***
MATEMATİKSİZ OLUNMAZ. Ki matematik olmadan ekonomiyi irdeleyip planlayıp programlamak hiç olmaz. Her ne kadar KKTC de hâlâ sözü edilecek bir ekonomi yaratılamamış hele dünya ölçeklerinde irdelenmeye değer bir varlık gösterilememişse de tutun ki Akdel bunu da denedi. Nitekim: ***
ULUSAL ve uluslararası ekonomi ve iş dünyasına ait dergilerde “eğitim, kültür, sanat ve ekonomiyle ilgili makaleler yazdı.” Yazdıkları pek çok ülkede okunup değerlendirildi.. *** OSMANLI ESERLERİ MÜZESİ: Son dönemlerde Özdil Akdel Kıbrıs’taki Osmanlı eserleri konusunda da çalışmalar yapmakta “neden bu konuda derli toplu bir Osmanlı eserleri müzesinin” oluşturulamadığından yakınmaktadır. Bu konuda çalışmalar yapmaktadır..
*** ÇOK YÖNLÜ BİR MATEMATİKÇİ: Akdel’i çok yakından tanımıyorum. Aile fertlerinden bazılarını iyi tanıyorum ama.
Ödül alacağını işittikten sonra yukarıda hakkında okuduğunuz anlatım ve tanıtımını, bana ulaştırılan “yaşamına ve çalışmalarına dair bilgileri” derleyerek oluşturdum.
VE EVET: İşte size tanıtmaya çalıştığım Özdinç Akdel bugün “By Protokol” dergisi tarafından düzenlenen “Avrupa Ödülleri Jürisi” tarafından “Yılın Eğitimcisi” sıfatıyla ödüllendirilecektir.. KKTC için gurur olmalıdır…
(Aşağıda Özdil Akdel’in günümüz eğitim öğrenimine yönelik “Dijital medya ve Eğitim” başlıklı bir makalesini aktarıyorum.)
***
“DİJİTAL MEDYA VE EĞİTİM: Eğitim yöntemleri ve araçları açısından öyle bir geçiş dönemindeyiz ki yeni nesil öğrenci profili ile eğitimci arasında epece bir niteliksel fark ortaya çıkmıştır.
İlgi teknolojisinin epeyce hızlı gelişen dijital medya ortamında bir başka algılayıcı modelini talep ettiğini görebiliyoruz.
Bilginin niteliği ve kapsamı ne olursa olsun artık yetkin bir medya okuryazarlığı söz konusu değilse, zamanın dışında kalma gibi bir olguyla yüz yüze gelmek kaçınılmazdır..
İLETİŞİM dediğimiz, ‘karşılıklı anlaşılır olma mekanizması,’ içinde birçok katmanı oluşturur. İletişim kavramı toplumsal yaşamın her alanında ve her aşamasında karşımıza çıkmaktadır.” ***
“İLETİŞİM toplumsal yaşam ortamında bulunan insanların birbirleriyle olan ilişki ve etkileşiminde önemli bir rol oynarken iletişim teknolojisine yabancı kalmak artık bir tür sosyolojik dışta kalma nedenine dönüşebiliyor.”
“BİR zamanlar kişi, yaşadığı toplumun bir üyesi olduğunu hissedebilmesi için kendini fiziki olarak topluluklarda bulunma, türlü çeşitli ortam ve etkinliklerde kendini göstermesi gerekirdi.
Şimdi ise duygu ve düşüncelerini çevresi ile paylaşımı için dijital iletişim gerekmektedir. “ ***
“TOPLUMSAL yaşamın düzenlenmesinde ve oluşmasında önemli bir işleve sahip iletişim epeycedir bambaşka boyutlara taşınmıştır. Bu da tabidir ki dijital ortamdır. Sözünü ettiğim bu radikal değişimden elbette eğitim de nasibini alacaktır.
Özellikle Covid 19 pandemisiyle gündeme gelen çevrimiçi eğitimin eğitimci ve öğrenci arasında bir başka iletişim platformunu gündeme getirmesi, medya okuryazarlığı kabiliyetinin ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha hatırlattı.” ***
“BİLGİ teknolojisiyle ilgili her türlü yenilik medya okur yazarlığı kapsamında sürekli takip edilmeli ve pratik kazanımlardan geri kalınmamalıdır.
İşte bu gereksinmelerden yola çıkarak okullarda medya okuryazarlığı derslerinin daha yoğun bir şekilde devreye girmesi gerekmektedir…” ***
(YUKARIDA Özdinç Akdel’in “Dijital Medya Ve Eğitim” konulu yazısının ilk bölümlerinden aktarmalar yaptım.
Anlıyoruz ki gerçekten de artık “klasik” dediğimiz “eğitim öğrenim” olayı dijitalleşmeyle birlikte farklı bir “uygulama” programına evrilmiştir.
Ancak yine de Özdinç Akdel makalesinin devamında altını özellikle çizdiği şu görüşleriyle ortaya koymaktadır.) ***
DİYOR ki makalesinin devamında Özdinç Akdel “ancak pandemi nedeniyle çevrimiçi eğitimde bir başka boyut daha ortaya çıkmıştır.” o da şudur: Okul sosyolojik ölçekte ‘bir toplu bulunma” ortamı olması nedeniyle öğrencilerin uzun zaman sürecinde yalnızlaşarak “öğrenme” durumunda kalmaları, bilgiyi nedensiz kılan bir duygu hali yaratmıştır. Toplu bulunma ortamları kişilerin iletişim kurma ve duygu aktarma içgüdülerini daha insani boyutlarda deneyleyebilmeleri açısından çok önemlidir. Eğitim sadece bilgi aktarma işlevini yerine getiren bir uygulama alanı değildir. Ayni zamanda sevgiyi şefkati dayanışmayı karşılıklı anlayış ve hoşgörüyü de öğreten topluma sağlıklı bireyler yetiştiren kurumsal bir yapıdır da..
Öğretmen sadece bilgi aktaran bir aracı değil, toplumsal kuralların doğru işleyişinde model olacak olan bir eğitimcidir de.
Öğrenciyle sorunlarını paylaşan ona öğüt veren öğrencinin aile ve toplum arasındaki manevi köprüsüdür de..
Okul birlikte sevinmenin, birlikte üzülmenin ve birlikte zorlukların üstesinden gelmenin sosyal sahasıdır…”
***
…ÖZDİNÇ AKDEL yazısını bitirirken “hem okulun sosyolojik etik ve davranışsal açıdan bir “toplu bulunma” ortamı olarak değerlendirilmesini hem de hızlı gelişen dijital platformda daha yetkin olan bireylerin yetiştirilmesi için gerekli eğitim programlarının hazırlanmasını önermekte ve “sanırım çağımızın en önemli sorunu budur” demektedir..”
***
…BUGÜN “By Protokol” dergisinin “Avrupa Yılın Eğitimcisi ödülünü” alacak olan Akdel’e başarılar dilerim.. Gerçekte bu ülkede daha pek çok Akdel’ler vardır. Fakat bırakın bu insanlarımızı bir araya getirerek bilgi becerilerinden yararlanmayı..
Bırakın kucaklayıp onore etmeyi..
Sn. Devlet ricali tanımak bile istemedi! Çünkü onlar her şeyi bilirler! Eserleri de prometüre doğumundan beridir hâlâ fritözde yaşatılmaya çalıştıkları KKTC devletidir!
































