Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Öylesine ticarileştik ki, mücadeleyi unuttuk…

Yine bir Dünya Kadınlar Günü’nü geride bıraktık.

Akılda ne kaldı, kadınların bile birbirine yaptığı kutlamalar, çiçekler böcekler ve bir ton süslü laf.

Kadınların üretimde, yönetimde, hayatın her alanında erkeklerle eşit şartlara kavuşmasının önündeki engellere karşı mücadele, dayanışma günü olarak kabul edilen bir gün, bizde ticari olmuş.

Bir direniş, romantizme dönüşmüş.

Kadınlar Günü’nde kocasından çiçek almayan bile şikayet ediyor.

Farkındalığın geldiği noktaya bakar mısınız?

Bunun suçu kusura bakmasınlar ama kadınların kendinde.

Eğer bir engelleme varsa, buna karşı örgütlü bir mücadele gerekir.

Al çiçeği, al mesajı, mutlu ol bitsin.

KKTC’de çalışan nüfusun % 35,6’sını kadınlar oluşturuyor.

Ama daha önemli bir rakam var, kadın nüfusun iş gücüne katılma oranı % 39.

Üstelik de giderek düşüyor. 2014’de % 48,6 iken, 3 yılda 39’a düşmüş.

AB ortalamasında bu oran % 67.

Yani kadın nüfusun çalışma hayatına katılımında bir sorun var.

Haydi emekliyi, öğrenciyi çıkaralım, yine de önemli oranda çalışmayan bir kadın nüfus var.

Sonra, kadın nüfusta işsizlik oranı % 7,8. Yani genel ortalamanın altında.

Demek ki, işsizlik değil sorun, iş gücüne katılmama sorunu var.

Yasal yönden de bir sorunumuz yok.

Orada her alanda bir eşitlik var.

Temelinde İngiliz Yasaları var ki, bugün İngiltere, son on yılda işgücüne katılan kadın sayısı yüzde 25 artmış. İzlanda’dan sonra ikinci geliyor.

Fasılların üzerine bina ettiğimiz yasalarda da bir sorun yok.

Öyle olmasa toplam yargıçların % 65’i kadın olabilir miydi?

Sorun bir; sosyal yapıyla ilgili.

İki; erkek egemen yönetsel tercihlerle.

İşte mücadele edilecek bir unsur.

Kadının eğitim durumunun yükseltilmesi, aile içi eğitim ve yönetim anlayışlarının değişmesi.

Siyaset daha beter.

Kotalar da konsa, kadının siyasete katılım oranı çok düşük.

57 yılda sadece 25 kadın vekilimiz olmuş. Şu andaki oran, % 18.

Kadınların değil, hepimizin utanması gereken bir oran. Dünyada da bu oran düşük, % 23,6.

Ama parti başkanının elinde güllerle kendilerini ziyaret etmesiyle yetinen bir kadın nüfusla bu mücadele kazanılamaz.

Kadını, sadece örgütlerde çalıştırıp, aday göstermeye gelince eleyen bir anlayış ve bunun yanında aday olmamayı tercih eden bir çoğunluk kitle.

Yani kısacası, ortadaki engel, kağıtta değil, kafalarda.

Bunun da üstesinden gelmek, toplumsal bir zihniyet değişikliğiyle mümkün.

Hem mücadele şekli bakımından, hem de genel olarak seçimlerimizde yapacağımız değişikliklerle.

Somut, elle tutulur, görünür ve sürekli bir mücadeleyle başarılması zor değil.

İtici gücü de kadınlar olmalı.

Yılda bir hatırlayıp sonra unutarak olmuyor…

 

YERİN KULAĞI VAR

UMUT İNGİLTERE:

Başbakan Erhürman ile birlikte İngiltere’ye giden turizimci, müteahhit, Sanayi ve Ticaret Odaları başkanları Londra’daki Kıbrıslı Türklere adaya yatırım çağrısı yaptı. Tabi ki kendi insanımızın kendi ülkesine yatırım yapması en doğru olan. Ancak, yıllardır bu insanlara kolaylık değil bürokratik engel çıkardık. Geldiklerine geleceklerine bin pişman ettik. Geçmişte yaşadıklarından sonra şimdi ikna olurlar mı? Önce o yanlışların ortadan kaldırıldığına ikna etmek lazım.

TATAR ADAY DEĞİL:

UBP Genel Başkanı Ersin Tatar bombayı patlattı, “Cumhurbaşkanlığına aday değilim”… Tabanda yaratılmak istenen algı da böylece sönmüş oldu. Aldığımız duyumlara göre, UBP tabanında belli bir kesim, Tatar’ı aday çıkartmak için ciddi ciddi gayret gösteriyordu. Sebebi malum, partinin başkanlığına getirmek istedikleri belli bir adaylarının olması…

YETKİLERİN GENİŞLETİLMESİ:

Ersin Tatar, “biz de anayasa değişikliği istiyoruz” diyor. Ancak baktım, Kudret Özersay’ın bahsettiği konuların içinden cumhurbaşkanlığının yetkileri konusunu benimsemiş. Anayasanın Geçici 10. Maddesinden ses yok. Şimdi çalışmaya başlasalar, hem zaman yetmez, hem de bu durumdan anlaşıldığı kadarıyla mutabakat sağlayamazlar…

İADE EDİN O ZAMAN:

Son günlerde “iki ayrı devleti” savunanların bu tezlerinin inandırıcı olması için tanımadıkları Rum yönetiminden aldıkları “Kıbrıs pasaportlarını” iade etmeleri gerekmez mi sizce. Bakıyorum da bu konuda en çok bağıranlar, ilk pasaport alanlardır. Madem ayrı devlet kuracağız o zaman her fırsatta tepe tepe kullandığınız o “Rum” pasaportlarını gidin ve iade edin ki, biz de sizin bu konuda ne kadar dürüst olduğunuza inanalım…

 

AĞZI OLAN KONUŞUYOR:

“Artık federasyon konuşmayalım” diyenler bugünlerde oldukça revaçta. AB çatısı altında iki devletli çözümden tutun da, konfederasyona kadar her kafadan bir ses çıkıyor. Ama konuşulanların, talep edilenelerin altını doldurmak, nasıl olacağını, sonuçlarını söyleyen yok. Bu söylemler vatandaşın hoşuna gidiyor ya, onlar için önemli olan da bu…


KADININ YERİ:

Ülke nüfusuna göre neredeyse erkeklerle eşit sayıya sahip kadınlarımızın, çalışma hayatındaki yeri,  erkeklere oranla oldukça düşük. Çalışan toplam 120 bin 999 kişiden sadece 43 bin 60’ına denk gelen yüzde 35.5’i kadınlardan oluşuyor. Kadınların en yoğun çalıştığı meslek kolu ise yüzde 67.8 ile öğretmenlik. Kadın çalışanın en az olduğu meslek ise polislik. 2017 verilerine göre toplam 2 bin 204 polisten sadece 127’si kadın…

ZİRVEDEKİLER

İmge Kanıpek: “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bayram değil, bir mücadelenin simgesidir. Günün partilerle veya hediyeleşerek değil, emeği sömürülen, ezilen kadınların hak arayışındaki mücadelesine yakışır şekilde anılması gerekir”…

DİPTEKİLER

Erkeklere Piyango Çektirmek: Devlet piyangosunun dün akşam, erkekler tarafından çekileceği açıklandı. Kadınlar günüymüş. Ne bu şimdi? “Bu rol güzel hanımların rolüdür ama, senede bir gün de biz yapalım”… Jest… Ne itici. Cinsiyet ayırımcılığını daha beter gözümüze soktuklarının farkında mıdırlar acaba? Ben kadınların yerinde olsam hakaret kabul eder, protesto ederdim…