Köşe Yazarları

Orta vadeli program, her zamanki gibi ideal ama…


KKTC’nin 2019-2021 Orta Vadeli Ekonomik Program Taslağı Resmi gazetede yayınlandı.

Amacı, ekonomik büyümeyi sürdürmek, bütçe disiplini ve dengesini sağlamak, işsizliği azaltmak, istihdam artışını gerçekleştirmek, enflasyonu düşürmek ve istikrarı güçlendirmek olarak belirtilen Program,  politikacılara da bir yol haritası niteliğinde. Ama acaba ne kadar uygulanabiliyor.

Örneğin büyüme 2019’da malum etkenler nedeniyle 1,9 tahmin ediliyor.

Hedef, iki yılda 4,4’ü bulmak.

Bu gidişle nasıl olacak belli değil.

Bunu düşünürken, 2017-19 programına baktım, 2019 için büyüme hedefi 5,5 olarak öngörülmüş. Gerçekleşene bakın, 1,9.

2018 içinse, yüzde 5 tahmin edilmiş, gerçekleşen 2,6…

Makroekonomik politikaları karşılaştırdım. 2 yıl önceki programla şimdiki, hemen hemen birbirinin aynı.  Tasarruf, insan kaynaklarını geliştirme, dış yatırımı teşvik, kayıt dışıyla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği denetimi, katma değeri yüksek üretim v.s. devam edip gidiyor.

Kamu maliyesi için, 2017’deki hedef aynen korunmuş, yeni bir Mali Yönetim Yasası’ndan bahsediliyor. Sadece bahsediliyor. Bunca yıl Programlanmış olmasına rağmen niye çıkmamış, belli değil.

En mühimi, iki programda da yer alan şöyle bir ifade var ve herkesi yakından ilgilendiriyor; “Kamu kurum ve kuruluşları arasındaki eşitsizliğin ortadan kaldırılması amacıyla kamu kurum ve şirketlerinde toplu iş sözleşmeleri ile kamudan yüksek olarak belirlenen ihtiyat sandığı kesintileri kamu ile eşitlenecektir”. Yazılıyor, ama yapılamıyor.

Bu yıl Programın bir çok yerinde, mevcut teşvik sisteminin yeniden gözden geçirilmesi, tek bir yasa altına alınmasından söz ediliyor ki, bu hükümet geldiğinden beri bizce en önemli vaadleri, hala bekliyoruz.

En büyük gereksinimlerimiz, en büyük çarpıklıklarımıza ilişkin tespitler ve hedefler yine Programda aynı ifadelerle yer almaya devam ediyor.

Sağlıkta dönüşüm, genel sağlık sigortası, tarımda destek konusunda verimliliğin esas alınması, kayıt dışılıkla mücadele, devlet gelirlerinin artırılması, e-beyanname, ihracatın ve KOBİ’lerin desteklenmesi, turizmde üst gelir gruplarının hedeflenmesi, üniversitelerin kalitesinin ve uluslararası akreditasyonlarının artırılması hep bire bir aynı hedefler.

Bakın çok basit bir örnek; 56/2014 sayılı Genel Gıda ve Yem Yasası’nın öngördüğü tüzüklerin çıkartılması 2017 hedefinde de var, bugün de.

Sonra, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Yasası’nda AB normlarına göre değişiklik yapma hedefi, hep var, yine var. Ne kadar zormuş böyle düzenlemeleri yapmak.

Elektrikte, bu yıl programa, doğal gaz da eklenmiş. Onun dışında on yıllardır programlarda yer alan Kıb-Tek’in iletim-dağıtım-tahsilat fonksiyonlarının birbirinden ayrılması, bu Programda yok. Oysa hükümet programında vardı. Bunun yerine, Kıb-Tek’in yeniden yapılandırılması var.

Her neyse, bir köşe yazısında tüm programı inceleyip, karşılaştırmak mümkün değil.

Tüm bunları yazarken söylemeye çalıştığım şu; galiba sosyo-ekonomik olarak istikrar sadece program hazırlama konusunda var. Siyasette, icraatta böyle bir takip, uygulama yok.

Yıllar yılı doğru hedefler, doğru tespitler yapılıp duruyor. Devletin ihtiyaçları, o ihtiyaçların nasıl giderileceği bu raporlarda var.

Ama hem siyaset kaplumbağa hızında, hem de bazı dönemlerde yazılanla, niyet birbirini tutmuyor…

 

YERİN KULAĞI VAR

“ERKEN SEÇİME HAZIRIZ”:

Beş ay önce erken bir seçim için, “Çok masraflı ve çok zaman kaybı olacak bir iş. Bu ülkenin çok fazla zaman kaybetme lüksü yok. Benim şahsi düşüncem, şu anda bir erken seçim ortamı oluşmamıştır” diyen UBP Genel Başkanı Tatar, “Mevcut hükümetin artık halkın iradesini  temsil etmediğini, halkın bu hükümeti başarısız bulup istemediğinin her yerde duyulup görülebileceğini” söyleyerek, “biz UBP olarak erken seçime hazırız” dedi. Demek ki geçen 5 ayda Tatar’ın, “zaman kaybı ve masraf” düşüncesinden vaz geçti.

 

KÜÇÜK HAKLIYDI:

Bu günlerde herkesin bir rakam ortaya attığı nüfusumuzla ilgili olarak dönemin Başbakanı rahmetli İrsen Küçük, “galabalık bir nüfusumuz var” dediğinde herkes bu açıklamayı komik bulmuştu. Bugün geldiğimiz noktada aslında Küçük’ün en doğru tahmini yaptığını görüyoruz. Bu kafadan atma rakamlarla bir yere varamayacağımızı anlamış ve “galabalık” diyerek en doğru tahmini yapmıştı. Aslında kimsenin gerçek nüfusumuzu ortaya çıkarmak gibi bir kaygısı yok anladığım kadarıyla…

 

1 “İZİNLİ” İŞÇİ x 3:

Bazıları 374.299 rakamını “kesin, son, resmi” nüfus diye gördü. Ama çoğunluk hala kuşkulu. Yenidüzen’de sevgili Cenk, gözümüzden kaçan bir rakamı vurguladı. Bakan Baybars çeşitli izinlerle KKTC’de bulunanları 121 bin 802 olarak açıkladı. Cenk, “Ya aileleri?” diyor. 2018’de Çalışma İzinli yabancı sayısı 45 bin. Demek bunu ortalama 3’le falan çarpmışlar. Makul mü sizce?…

 

“İLK KEZ YAKTIĞINI ÖDEYECEK”:  

Özveride bulunmaya hazır olduklarını belirten El-Sen, kendilerine yönelik eleştirilerine yanıt vererek, “İlk kez herkes yaktığını ödeyecek” açıklamasında bulundu. İyi de bu kadar yıldır ödediğimiz faturalarda, yakmadığımız elektiriği mi ödüyorduk anlamadım. Çünkü açıklamanızda yeni sistemle “ilk kez” diyorsunuz da. Hele Nisan faturları bir gelsin de, o zaman yaktığımızı mı, yoksa yandığımızı mı hep birlikte göreceğiz…

 

FİYATLAR DÜŞER Mİ?:

Anadolujet 5 Nisan’dan itibaren KKTC’den Antalya, İzmir, Gaziantep ve Adana’ya direkt seferler başlatma kararı aldı. Bizler için önemli olan bu kararla birlikte tekelin ortadan kalkması ve fahiş bilet fiyatlarında bir düşüşün yaşanmasıdır. Vatandaşın beklentisi, turizm mevsiminin açıldığı bir dönemde bu seferlerin, uçak bilet fiyatlarına da olumlu yansımasıdır…

 

55 YILDA BİR İŞE YARASINLAR:

BM Barış Gücü Komutanı Tümgeneral Cheryl Pearce, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin ara bölgedeki Antropoloji Laboratuvarı’nı ziyaret etmiş ve geçmişte Barış Gücü’nde görev yapanlarla, gömü yerleri hakkında bilgi almak amacıyla temasa geçmeyi önermiş. 55 yılda bu adaya yapabilecekleri en büyük iyilik olacak. Malum, bir çok kaçırma öldürme olayının şahidi oldular…

ZİRVEDEKİLER

Ekonomist Göksel Saydam: Saydam, Yenibakış’ta yayınlanan röportajında olması gerekeni söylemiş; “Kamu özel ortaklığına sıcak bakılmalıdır yeter ki kamunun menfaati gözetilsin… Devlet, yoldaki çukurları dahi dolduramıyor… Özelleştirme denildiğinde tepki göstermeden gidip konuşsunlar, öğrensinler. Cumhuriyetleri, statükoları bozulacak diye düşünüyorlar…  Artık bu statüko yumuşamalıdır”.

DİPTEKİLER

Nüfus Üzerinden Irkçılık Gayreti: Biz “nüfusumuzu bilelim, bu ülke artık daha fazlasını kaldırmaz” derken, birileri ırkçılık kışkırtması yapma gayreti içinde ne yazık ki. “Kuzey’den gelenler” falan söylemi, bizzat kendisi ırkçılık içeren bir söylem. Böyle kaşımalara ve provokasyonlara karnımız tok. Sadece yapanlar deşifre oluyor, o kadar…

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı