Köşe Yazarları

ÖNCE SORALIM NEDİR DEVLET? VE BİZİM DEVLET?

Eşref Çetinel yazdı






Uzun yıllardır Kıbrıs Türk halkı iyi yönetilmiyor. Bunun bir nedeni hükümetlerin ancak koalisyonlarla oluşturulabilindiğiyse, diğer bir nedeni de kısa sürede kendilerini “yönetim erki” olarak “hükümet etme” görevinde bulan genç politikacıların yeterince devlet geleneği, tecrübe ve dolayısıyla liyakatlarının olmamasıdır..

Kİ hatırlatayım: Devlet ne bir şirkettir ne de ticari müessese!



“Devlet” öyle bir olgudur ki sosyal birlik içinde yaşayan insanların faaliyetlerini, birbiriyle olan ilişkilerini tayin ve tanzim eden prensiplerle bu prensiplere dayanan kanun ve kaidelerin toplamıdır.

Ki tümü birden “anayasal hukuk sistemini” oluşturur.. Bu yönü ile “devlet”  ne kadar isabetli, faydalı kanunların yapıcısı ve uygulayıcısı olursa o kadar güçlü ve istikrarı olur..

***

DAHASI ve asıl önemli olan “devlette kalıcılık” ve “ulusal hasleti çakan gelenekselciliğidir!”

Bu nedenle zaman zaman devletin zafiyetlerinden söz etmek gereğini duyduğumuzda örneğin “İngiltere’de bu şöyledir” deriz..

NEDEN? Kanunları uzun yılların uygulamalarında kanıtlanmış, doğruluğu ile adaleti pek çok dünya devleti için “örnek” durumuna gelmiş olması dolayısıyla..

***

TABİ ki KKTC kendine özgü siyasi yapısı hâlâ siyasi çözüme ulaşmamışlığıyla sözünü ettiğimiz olağan devletlerden değildir..

HATTA hiç değildir! Çünkü “devlet” kelimesi sadece Kıbrıs Türk halkı tarafından telaffuz edilmektedir. Kısaca de-fakto yapısallığıyla KKTC mesela Güney’deki komşumuz tarafından hâlâ “korsan devlet” olarak tanımlanmaktadır..

***

NİTEKİM 1974’den beridir kendi içimizde cicim bicim sarıp sarmalayarak önceleri “Otonom,” ardından “Federal Devlet” ve sonunda da “Kuzey Kıbrıs Türk Devleti” olarak dünyaya lanse etmeye çalıştığımız Kuzey’deki yönetim erkimizle ulusal olması gereken “toplumsal varlığımızı,” bırakın her hangi bir ülkeye tanıtabilmeyi…

ARTIK Kuzey’deki “devletimizi” kendimize bile “tanıtılması” gereken bir “yönetim” esamesine düşürdük! Ki biz bu yönetim erkine” “devlet” de diyoruz!

***

YAZIMIZIN başında şunu söyleyecektik: KKTC halkının kaderini yüklenen “yönetim takımları” gitgide gençleşiyorlar ama KKTC hantallaşıyor.

Ki naturasında “Merkeziyetçi hantal yapısı” her zaman vardı hâlâ var..

Demek ki Gençleşen yönetimlere karşın KKTC ne beklenen dinamizme ulaşabiliyor ne de geçmişle kıyas edilebilinecek kadar ilerleme gösteriyor!

***

SON OLAYLARI bu “yargılar” içinde izliyorum..

Sorun: Pandemi! “Tedbir, aşı ve PSR testleri!”

İnanın koalisyon hükümetinin sorunla aldığı kararlar ve uygulamalar vatandaşı “pandemi” kadar yormadıydı!

Çünkü Saner Koalisyon hükümeti bu felaketle mücadelede, doğruyu faydalıyı bulabilmek için aylardır “deneme yanılma, yanılma deneme” gibilerinden bilimin sağlığın ve kararlıkla rasyonelliğin ötesinde olması gereken  “önlemler karmaşasına” dönüştürdü! Bu “bir!” ***

İKİ: Devletler devre devre pandemi ve benzeri felaketlerle karşılaşırlar. “Ulusal felaketler” yaşarlar bilinendir..

Koalisyon hükümetini başından beridir “zor” olduğunu kabul ettiğim mevcut koşullardaki karar ve icraatlarıyla izliyorum..

Ve insafla söylüyorum “pandemiyi yönetmek o kadar kolay değildi neyse ki hükümet TC’nin de büyük katkılarıyla “aşısından PCR testlerine kadar yokluk hissettirmeden olayın çok daha büyük bir toplumsal felakete dönüşmesinin önünü aldı…***

VE SONRA NE OLDU? Üstesinden gelinemeyeceği sanılan zorluklar aşıldı, halk kendisinden beklenenin ötesinde bedel ödedi ama Hükümet ucuna kadar getirdiği bu mücadeleyi PCR testini ücretli hale getirerek bütün o geçmişteki toplumun katılımıyla anlamlaşan dayanışma ve seferberliğinin üzerini  kara bir çizgiyle çizerek yok hükmüne irca etti! ***

OLAY sadece pandemi sorunu falan değildir.. Hükümetin resmen hangi nedenle olursa olsun olumsuz tepkiler gösterileceğini bile bile  “halkın hem cebine hem de sağlık ve huzuruna saldırmasıdır!”

Nitekim artan halk tepkisi karşısında bile geri adım atmayarak  PCR testi ücretini kaldırmazken bir “son vuruş” açıklaması ise şöyle oldu: “İster aşılı olun ister olmayın bundan sonra PCR testi paralı olacak!”

Yani ne? “Benim dediğim olacak! Benim istediğim gerçekleşecek!”

***

KKTC evet kabuk değiştiriyor.. Yeni bir jenerasyon “yöneticiler” olarak toplum katlarında yerlerini alıyor.

Bu gençlere, “onlar yeni nesil olarak eskilere göre çok daha donanımlıdırlar” diyordum. AB’lerde eğitim almışlar..

Anlıyorum ki “devlet deneyiminin önemi” yine önceliğini koruyor..

 







Başa dön tuşu