Köşe Yazarları

Önce barış ve istikrar!


Kıbrıs siyasi sorununu çözmeden gökten Allah’ın peygamberi başkanlığında hükümet inse ne yaptığı planlarını uygulamak şansına sahip olabilir ne var olan sorunları çözebilir!..

Kabul edelim ki artan nüfusumuzla birlikte artık daracık coğrafyamıza da sığamadığımız KKTC’de, sürekli artan sorunlar bir yana, birbirimizi de yiyoruz!

Ki balık baştan kokar! Nitekim “sakıt ve sabık Serdar Denktaş” dayanamadığı yerde bir gazetemize verdiği mülakatta, “UBP’den bazı milletvekillerinin Ankara’lara kadar giderek kendisini espiyonlayıp karaladıklarını, Türkiye ile Dörtlü Koalisyon Hükümetinin arasını açmaya çalıştıklarını” iddia ediyor, hatta “Türkiye görüşme talebime bile cevap vermedi” serzenişinde bulunuyor!..

Bizatihi Hükümetlerin kendi içlerinde böylesine “çıfıt çarşısına” dönmüşlüklerini de siyasi sorunlarla sosyoekonomik sorunlara uladınız mıydı zaten bu ülkede “muhalefete” bile gerek kalmadan “kendi kendini vuran Yönetimlerin” plan programlarını uygulayamayacakları açıktır!

Dolayısıyla Ersin Tatar’ın Hükümetin “yol haritası” olması gereken bir dizi hedefleriyle tasavvurlarını yansıttığı “plan ve projelerini” incelerken, özellikle “siyasi sorunla ilgili “Maraş’ın açılması ve iki devlete dayalı çözüm modelinin” altını çizdimdi!

Çünkü: “Kalkınma, Ekonomi öncelikli olacak ve Türkiye ile birisi 2019’un Temmuz ayında diğeri de 2020 yılının 31 Ekiminde imzalanacak” dediği “Mali ve Ekonomik Protokollerle” homojen hale getirmeye çalıştığı “kalkınma planının” bir kez daha “siyasi çözümsüzlüğün” şerrine uğrayacağını düşünüyorum!

Öte yandan şu anda içinde bulunduğumuz “siyasi ve ekonomik” koşullar da ne “çözüme” yardımcı olacak kadar etkin ne de “Maraş’ın açılmasına” cevaz verecek kadar yetkindirler!

Neden mi? Sn. Tatar, Cumhurbaşkanı ile uyum içinde olduğunu söylemesine karşın kısa sürede gördük ki “siyasi soruna” yaklaşımlarında farklılıklar vardır. Dışişleri Bakanı Özersay ile Cumhurbaşkanının aralarının daha işin başında mayfoşileştiği görülen gerçek!

Yani siyasi sorunda “ulusal” dediğimiz bütünsellik sağlanmadan “istikrar” da sağlanamaz. İstikrarın olmadığı yerde “ekonomik tasavvurları” gerçekleştirmek mümkün değildir!

**********

KALKINMA DERKEN VE DENETİMSİZLİK!

“Denetimsizlik” kanayan yaramızdır. “Oysa diyordu zaman zaman Sn. Salih Coşar bana, “eğer getirileriyle kazanımları, götürülerinden daha fazla olacaksa, hiç tereddüt etmeden “denetimi” gerçekleştirecek “Denetçiler kadrolarını” artıracaksın…”

Yani “kaz gelecek yerden tavuğu esirgemeyeceksin!

Oysa “bırakın” bizde “denetim mekanizmasının” çarklarını döndürecek Denetçileri, güvenlik ve huzuru sağlayacak polisimizin sayısını bile artıramadık, fazla mesaiden canlarını çıkartıyoruz!”

Nitekim bir ada olmamıza, bu nedenle ülkeye giriş çıkışların kolaylıkla denetlenebileceğine karşın; bakın geçen gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı “kayıtdışılığın yüzde 20.44’e yükseldiğini açıklıyordu. Yani diyordu, çalışan her 5 kişiden biri kayıt dışı!

Ama şimdi şu büyük çelişkiye bakın: Çalışma Bakanı ülkede “yüzdeliğine” kadar kaç kişinin kayıt dışı olduğunu bilmektedir ama nasıl olur da bu “kayıt dışı çalışan insanların” aramızda sere serpe dolaştıklarını, işyerlerinde çalıştıklarını, haklarında neden gerekli olan hukuki işlemlerin yapılmadığını bilememektedir!

Çünkü “hukuki süreci” başlatacak bir denetim mekanizması (kadrosu) yoktur! Sonuçta “kimseler” kazandığının tırnağı kadar bile vergi vermediğinin gerçeğinde sırıttığı gibi!

Ki devlet kendi kamu çalışanlarıyla fukaralaşırken, “denetimsizlik” nedeniyle “kayıt dışılık” artarken, büyük oranda da “vergi kaçırılmaktadır!”

Tatar  hükümetinden önceki hükümetler de bu sorunları çözemedilerdi..

Sonuçta ne oldu ama? Devlet maaşları ödemek için “özel sektörden” bile para borçlanmak zorunda kaldıydı..

Oysa şu sıralarda hedef Ekonomik kalkınmadır” diyen Sn. Tatar “Başbakanlık makamına oturduğunda elinin altında ne olmalıydı?

 

Her halde 850 milyon açıkla oylanan 2029 yılı bütçesini değil! Tam takır kuru bakır bir hazine değil!

Buna karşın ama “lüks otellerimiz, super marketlerimiz, eğlence yerlerimiz, zanaatkârlarımız, bed-ofislerimiz gece kulüplerimiz… Falan para kırıyorlar!

Hem de devlete “hakkınca ve yasa ölçütlerinde” vergilerini vermeden!

Eee vermezler tabi! Çünkü “denetlenmeyeceklerini” “nereden buldun” diye sorulmayacağını çok iyi bilirler.

Ama “Özgürgün’den soracaklar!” Çünkü “ilahlara” ne pahasına olursa olsun kurban gereklidir!

**********

 

KISACA TAKILDIĞIM: “ADI MARAŞ!”

Başbakan Tatar’ın daha ağzından çıktı çıkmadı.. Ta denizler ötesinden işitildi ilk ses: “Güney Ege Turistik Otelciler İşletmeciler Birliği “GETOP”dan! “Biz diyorlar Maraş’ın otellerini işletmeye talibiz!” Gerekçeleri de hazır: “Kıbrıs en çok İngiliz turistleri ağırlar. Eee! Biz de Muğla’da en çok İngiliz turistleri ağırlarız dolayısıyla  bu turistleri çok iyi biliriz… Kısa sürede işletmelerin üstesinden gelir Maraş’ı gene Las Vegas yaparız…”

“Başladı mı işitilmeye rant’ın ayak sesleri!” Allah vere de paylaşım kavgası çıkmaz aramızda! Çünkü biz de “Maraş Evkaf’ındır” diyoruz!

Öte yandan “Galanos” da diyor ki “heyt! Maraş halının altına süpürülmeyi daha fazla kaldıramaz!” 28 Haziran’da eylem yapacaklarmış! Hadi hayırlı uğurlu olsun. Dünyalar güzeli bir “sorunumuz” daha doğdu: Adı Maraş!

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı