EğitimKöşe Yazarları

Okulların bakıcılık görevi!

Barış Uzunahmet yazdı







 




Atatürk Öğretmen Akademisi’nden son 25 yıl içinde mezun olan öğretmenler üzerinde çok büyük emeği vardır. Atatürk Öğretmen Akademisi’nin en saygın akademisyenlerinden yakın dostum Kemal Batman’dan bahsediyorum.



Hep sohbetlerimizde okulun işlevleri arasında çalışanların çocuklarına bakmak, oyalamak gibi görevleri olduğunu söyler. Ben zaman zaman buna karşı çıksam da Batman hocanın haklılık payı vardır. Kemal Batman’a göre insanoğlu özellikle Tarım Toplumu’ndan Sanayi Toplumu’na geçtikten sonra okulların “bakıcılık” görevi de olduğunu söyler.

Uzun süredir Londra’da gözlemlediklerim Kemal Batman hocayı haklı çıkarıyor. Sabah 7.30’da eşimi işe götürürken bir okulun bahçesinde okulun beden eğitimi üniformalarını giyen çocukların tenis oynadıklarını görürüm. Bir başka grup çocuk saat 8.00 civarlarında okulun kapısının açılmasını bekler. Okullarda dersler saat 9.00’da başlar. Normalde kapılar 8.40 gibi açılır. Bu çocuklar niye kapıda erken erken bekler diye kendi kendine sorup durdum.

Konuyu biraz araştırdıktan sonra öğrendim ki anne-babası erken işe giden çocukların bir kısmına okul bu tür aktiviteler koyar. Bir diğer kısmı da sabah kahvaltısını okulda yapmak için okula erken gelir. Okul onlara kahvaltı servisi sunar. Yani derslerin başlama saati 9.00 olsa da okuldaki aktiviteler bir-iki saat önceden başlar.

Bu durum öğleden sonra için de geçerlidir. Okullar saat 15.00 civarında biter. Ancak ondan sonra “After School Club” dedikleri bir uygulama var. Çalışan ailelerin çocukları okul sonrası aktivitelerine katılır. İngiltere’de resmi çalışma saatleri 9.00-17.00 arası görünür. Gerçi son zamanlarda bu da bozulmaya başladı ancak bu geleneğin devam ettiğini söylemek yanlış olmaz. Çalışan ailelerin çocukları da genelde saat 17.00’ye kadar okulda kalır. Okul onlara o saate kadar bakmakla yükümlüdür. Belki de dünyada tam gün eğitim kavramı bu yüzden yaygındır.

KKTC’de ise devletin okul binaları öğle saat 13.00’ten sonra kullanılmaz durumdadır. Bu okul binaları daha verimli kullanılabilir, belki de gelir bile elde edilebilir. Devletin kendisi okulları aracılığı ile vatandaşa bu hizmeti vermediği için aileler çocuklarının okul sonrası geçirecekleri zaman için ciddi miktarlarda ücretler ödemektedir.

Vatandaşın çocuklarını özel okullara göndermelerinin başında elbette bu gerekçe de vardır. Çalışan bir anne-baba çocuklarını bırakacak bir yeri yoksa, öğleden sonraki hizmeti satın almak zorundadır.

Devletin vatandaşa böyle bir hizmet sunması hem vatandaşı ekonomik olarak rahatlatacak hem de okulların daha canlı ve dinamik olmasını sağlayacak.

Basit gibi görünen bu tür aktiviteler hem çocukları hem de aileleri memnun edecek bir uygulamadır. Ülkenin eğitimini yönetenler, öğretmenlerin özlük haklarına dokunmadan bu tür uygulamaları hayata geçirmek için kafa yorması gerekmektedir.

Ekonomik olarak sıkıntı içinde olan halkın bu tür aktiviteler için para ödeyecek takatı kalmamıştır. Devletin asli görevleri arasında vatandaşa eğitim hizmetini tam olarak vermek de vardır. Hatta en önemli görevlerinden biridir. Vatandaş çocuklarının eğitimi için para harcıyorsa ortada bir eksiklik ve yanlışlık var demektir.

Eğitimde artık gündelik sorunlarla uğraşmayı bırakıp, esasa dönmek gerekiyor.









Başa dön tuşu