Köşe Yazarları

BEDEL ÖDEMEYE DEVAM

Mahmut Kanber / Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası-Örgütlenme ve Birliklerden Sorumlu Başkan







Ekonomisi çöken ülkeler, toplumlar, topluluklar, sektörler aslında sadece kaybettikleri, zarar ziyan ötesinde Memleketini  kaybettiği gerçeği ile de yüz yüze olduğunu anlamadıkça dibe vuruşun reaksiyonunu göstermekten uzak yaşanan ,olumsuzlukları tanrısal bir duruma bağlamak, şükür kültürünü geliştirmek, sorgulamayan toplumlar yaratma noktasında mühendislik çalışmalarının bir parçası olduğu, mantığın aklın ve bilimin gerektirdiği gibi davranma noktasında davranmayan toplumlar sonuçlarını  fazlasıyla öderler.




Ödemekle kalmayıp tarihler boyu kendileri çocukları torunları ve yurtlarını bağımsız hür bir çizgide  tutamayacakları gibi, kendilerinin karar veremediği  bir yaşamın içine sürüklenmek zorunda kalacaklardır. Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşananlar bir kadercilik edasıyla başımıza gelenleri yeterince sorgulamadığımız gerçekler, acımasızca hepimizi on yıllardır sürdürdüğümüz ekonomik sosyal kültürel siyasal mücadelemizi, etkili araç olan ekonomi ile yerle bir edilmesi hiç de kolay olmayan bir süreci, son 3 yılda fazlasıyla yaşattığı gibi daha neler yaşayacağımızı da bekleyip de görmek mi gerekir diye sormak isterim.



Ülkemde yaşananların  her durumda ülkede yaşayan herkesi etkilemesine rağmen bazı kesimlerin geldikleri biat kültüründen dolayı yaşananlara kılıf bulmakta çok da zorlanmadıkları gerçeği ile karşı karşıyayız. Toplumun yıllardır verdiği mücadelesinin  çöküşünü  daha nasıl ve ne şekilde ortaya koyacağı ve yaşananların ortadan kalkabileceği ekonomik ve siyasal mücadeleyi tanımlamakta yetkin olmayan kesimler, halkını temsiliyet noktasında  yeterli olmadıkları, bu nedenledir sonuçlarını kendimizin  planlamadığı bir sona doğru sürüklenerek ve koşarak gidiyoruz.!

Bu süreç bizi nereye götürüyor ve bu sarmalın içinden nasıl çıkacağız gibi bazı soruları arka arkaya getirmektedir, ekonomi alanında ülkede yaşananların başlı başına beceriksizlik başarısızlık ve yetersizlik sonucunda bu kadar derinleşmesine sebep olanların sadece siyaseten sorumlu alanlar değil, ülkemizin sanayisini ticaretini, turizmini, yüksek öğretmeni, inşaat sektörünü  temsil ettiklerini düşündüğümüz temsilcileri süreci zümresel çıkar noktasından öteye geçiremedikleri gerçeği ile yüz yüzeyiz.

Ülkemizdeki kaynakları, siyasetin üzerindeki oluşturdukları baskıdan dolayı  istedikleri gibi yönlendirebilen sermaye gruplarının kendi varlıklarını sürdürmek için  acımasız  taleplerini bugüne kadar getirdikleri ortadadır. Bu konularda hükümetlerin esnaftan üreticiden emekten yana tavır almak yerine daha çok sermaye gruplarını dinledikleri ve ekonomi politikalarını bu çerçevede belirlemeye çalıştıkları yaptığımız mücadelelerde hep karşımıza çıkmıştır, ülkemizdeki liberal ekonomi anlayışının sonuçları bu ülkeyi zenginleştirmek yerine kişileri zenginleştirilmiştir.

Bugün Geldiğimiz noktada toplumun büyük bir kısmının yoksullaştığı gerçeği ile  yüzleşmek zorundayız, sorunların çözümü aslında ülkedeki en yaygın ekonomi, hizmetler ve emek olmasına rağmen  hareketinin örgütlü mücadelesinin ve siyasetin üstündeki etkisinin yetersiz olması  bu mücadeleyi kısırlaştırdı gerçeği  bugüne kadar yaptığımız mücadelelerde ortaya çıkmıştır.

Ülkemizde ekonomik siyasal sosyal sağlık bilim ulaşım gibi sorunların içinden çıkılmaz hale geldiği bir dönemde, işlerin İçinden nasıl çıkacağımız ile ilgili toplumun ve temsilcilerinin gerçekçi bazı kararlar üretmesi ve sorunları başımıza gelmeden önce çözmeyi öğrenmekten başka çaresi olmadığını anlamadıkça daha da zor günler bizi beklemektedir.

On yıllardır ülkedeki her alandaki statükonun bir türlü önüne geçilmediği, geçmek için de çok da doğrusal bir karşılığı olan mücadeleyi ortaya koymayan siyasiler varlıklarını sürdürmek için ‘mevcut yapının’ içinde yer alarak mücadele etmeleri 74 sonrası bizi buralara kadar getirdi. Günümüze geldiğimizde ise bilhassa 2018 devalüasyonu 2020 coronavirus pandemisi sonucunda yaşananların yarattığı ekonomik, sosyal, siyasal erozyonun sonuçlarını orta ve altındaki sınıf, işçiler esnaflar üreticiler yüksek katma değer grupları bu borç sarmalının içinden, tl döviz karşısında değer kaybının yarattığı aşırı maliyet artışından, enerji maliyetlerinin yüksek oluşundan son 2 yılda yaşadıklarımızın bizlere kaybettirdiği başlıca ekonomiyi tekrar yerine koyma noktasında ,kim nasıl tüm bu yaşananların ,mental  ekonomik, siyasal maliyetlerini sorumluluğunu toplum adına ve yararına çözebilecek mücadeleyi kiminle vereceği  bu şartlarda bilmiyoruz.

Tüm bu yaşananları demokrasi adına mücadele  verecek siyasal ve sivil toplum örgütlerinin ortak mücadele alanı samimiyetle yaratılmadıkça karşılıksız bedel ödemeye devam edeceğiz.

 









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu