Köşe Yazarları

Nihayet bir güzel haber…


Aslında büyük olay.

Özünde önemli bir çabanın, ısrarın sonucu, diplomatik bir mesele. Onun için de işin aslına bakarsanız, bir sosyal medya mesajı yerine, resmi, ciddiye alınır bir açıklama gerektirirdi, her neyse.

Güney Kıbrıs kuzeyde işlenen Hasan Işık Özgöçmen cinayeti zanlısı Pakistan Uyruklu Muhammed Salman’ı iade etmeye ikna oldu.

Karşılığında da, Güney Kıbrıs’ta cinayetten aranırken ve kuzeye kaçan 4 Gürcü zanlı yargılanmak üzere güneye iade edildi.

Siyasi iradenin olayın peşini bırakmaması önemli. Ancak, en çok da Suç ve Suçlara İlişkin Teknik Komitesi’nin ısrarlı çalışmalarının bir sonucu. Komite Eş Başkanı Hakkı Önen, resmi makamların devreye girmediğini, yarı resmi çalışmalarla sonuç alındığını söylüyor.

Dediğim gibi onların başarısı. Takibin, talebin peşini bırakmadılar. Dahası sürekli kamuoyu oluşturdular. Bizlerin bu adaletsizliği gündeme taşımamızı, sıcak tutmamızı sağladılar. Sadece ben en az on yazı yazdım.

Bu süreçte, Güney Kıbrıs’ın çalışmalarına son vermek istediği iki toplumlu komitelerin ne kadar önemli olduğu da bir kez daha ortaya çıktı.

Salman yakalandığında, Komite’nin aracılığıyla  derhal iadesi talep edilmiş, “Tahkikatın sonuçlanmasını bekleyin” yanıtı alınmıştı.

Pek beklemiyorduk. Çünkü Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın suç cennetine dönmesi pahasına siyaset yapıyordu. Neymiş, KKTC’nin düzeyi yükselirmiş falan.

Birbiriyle savaşan taraflar bile iade, takas yaparken, bu anlamsız ayak sürümenin bedelinin ne kadar ağır olduğunu farketmiş olmalılar.

Ortada, hepimiz için bir tehdit vardı. Kim ne suç işlerse işlesin, karşı tarafa geçtiğinde yırtacağını biliyordu. Nitekim, kriminaller cesaretlendi, vaka sayısında giderek bir artış meydana geldi.

Rumların bu sabit fikirlerinden vaz geçeceklerini doğrusu tahmin etmemiştik.

Sonunda sağduyu, akıl, mantık, hukuk, adalet galip geldi.

Ne güzel.

Umarız bir prensibe bağlanır; bu örnek istisna olarak kalmaz ve devamı gelir. Hepimiz biliyoruz ki, adanın iki yanını da içine alan suç çeşitleri var. Uyuşturucu ve insan kaçakçılığından, hırsızlığa kadar.

İyi ki bu noktaya geldiler. Eğer yapılmasaydı, her iki taraf da “suçluların sığınağı olma” suçlamasından kurtulamazdı…

“SİYASİ KAYGIM YOK”…

Tarım Bakanı Dursun Oğuz çok iddialı. Meclis’te ikinci dönemi, ilk bakanlığı…

Geçmişi sorguluyor, kendi icraatlarında da siyasi kaygıyla hareket etmeyeceğini baştan söylüyor.

Doğrudur. Tarım Bakanları siyasi geleceğini düşünen biriyse, kolay kapana kıstırılır.

Tarım sektörü, demoklesin kılıcı gibi sallanır. Sırasında hükümetleri sallar, yine alacağını alır…

Öyle sisteme falan dokunmanıza izin vermezler. Çıkarlar tek yanlıdır. Bakanların tüketiciyi de düşünmesi gerektiği gerçeğini reddederler. Devletin uygulamalarının içinde bir çok yanlış, haksız, verimsiz uygulama vardır ama, değişmesine müsaade etmezler.

Siyasiler de genelde ellerini arı kovanına sokmasınlar diye, o verimsizliğin, o yanlışların, o rantların sürmesine göz yumarlar, düzen devam eder.

Statükonun bir yüzü de budur.

Bakan Oğuz’un açıklamaları arasında benim ilgimi çeken et konusu oldu. Hepimiz için büyük endişe konusu. Hem fiyatları, hem sağlığı.

Sadece kaçak etin değil, kendi kestiğimiz hayvanların bile sağlıklı olup olmadığını bilemiyoruz.

Bakan da, kronik hale gelen mandıra sorunundan ve kaçak et sorunundan yakınıyor.

Bu konu da evkafın su meselesi gibidir. Tekrar edilir, edilir, ama bir denetim mekanizması oturtulamaz.

Veteriner Dairesi her dönemde, mezbahalarla ilgili raporlar hazırlar. Şu kadar mezbahadan, şu kadarı hijyen kurallarına uymaz, şu kadarı kaçak kesim yapar… Denetim yoktur, hatta denetime izin vermeyenler vardır. Her seferinde de konunun üstüne gidileceği açıklanır, yine de bir şey olmaz.

Dursun Oğuz, iyi bir mezbaha sistemi ile, tüm faaliyetlerin kayıt altına alınacağını belirtiyor.

Kaçak konusu ha keza. Geçtikleri 3-4 tane yerin bilindiğini, yine de müdahale edilmediğini iddia ediyor.

Öyle olmasa, bu kadar rahat devam edemezdi.

Dediğim gibi, bunlar da çiğnene çiğnene sakız gibi çürümüş konular. Kanıksanmış…

Bir farkla, Dursun Oğuz “Benim siyasi kaygım yok. O nedenle hiç siyasi kaygı taşımadan gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz” taahhüdünde bulunuyor.

Ben de bunu buraya yazıyorum…

YERİN KULAĞI VAR

KİM DOĞRU SÖYLÜYOR:

Bakan Baybars polise şüphelilerin listesini  gönderdiğini söylemesinin, polisin de “almadık” demesinin üstünden 48 saatten fazla zaman geçti. Merakımız devam ediyor, tıkanıklık nerede? İçten içe güven kaybı. Utanç verici bir karşılıklı konuşma… Bakan’ın polisin açıklaması için söyleyeceği bir şey yoksa,  polise gönderdiğini iddia ettiği resmi yazının kopyasını medyayla paylaşsın, biz yardımcı olalım da liste polise ulaşsın.

HATAYI O ZAMAN YAPTINIZ:

Ekim ayında Avrupa Konseyi Başkanlığını deveredecek olan Junker, başkanlığı döneminde, Kıbrıs sorununun “başaramadıkları” arasında olduğunu açıkladı. Junker, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin müzakerelerin başarıya çok yakın olduğunu ancak daha sonra bunun “buharlaştığını” söylemiş. Aslında sorunun çözümü sizin Rum tarafını tek taraflı AB’ye almanızla “buharlaşmıştı”…

MÜTTEFİKLERİNİ KIZDIRMAYA BAŞLADILAR:

Hep diyorum ya, Rumlar şımardılar, yakında müttefiklerini de rahatsız eder bu durumları diye. İşte Fransa. Aylardır Rum basını, kesinlikle merkezi bir kaynaktan aldığı bilgilerle, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta askeri üs kuracağı haberleri yayıyor. Öyle detaylar veriyor ki, siz de ‘herhalde gerçek’ diyorsunuz. Çünkü yalanlayan da çıkmıyor. Nihayet, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşen Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, ”Bir üs veya askeri birliğinin Kıbrıs’ta konuşlanması gibi bir öngörümüz olmadı. Rum basını yanılıyor” deyiverdi. Geri adım mıdır, yoksa hiç mi niyetleri olmadı bilmiyoruz. Bildiğimiz, Rum propagandasının oyunu bozuldu…

GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE:

İçişleri Bakanı Baybars suçların çok arttığı yönünde şikayetler olsa da, Güney Kıbrıs ve Malta ile kıyslandığında KKTC’nin hala en “güvenli” ülkelerin başında geldiğini savundu. Sayın Bakan’a göre bu durumdan şikayet etmek yerine sevinmemiz gerekir. Geceleyin belli bölgelere giremesek de, uyuşturucu, cinayet, kumar ve kadın ticareti günlük hayatımızın bir parçası da olsa şikayet etmek yerine bir kat daha fazla sevinmeliymişiz. Ülkenin hali ortada iken Baybars’ın bu açıklamalarına ister ağlayın, ister gülün…

 

ÖZKURT MÜDÜR, KANLI YK BAŞKANI MI:

BRTK Müdürü Aysu Basri’nin yerine eski müdür Meryem Çavuşoğlu Özkurt’un yeniden atanacağı iddia ediliyor. Hatırlanacağı gibi Özkurt, dörtlü koalisyon hükümetinin kurulmasıyla birlikte Temmuz 2018’de görevinden istifa etmişti. Yeni dönemde BRTK Yönetim Kurulu Başkanlığına da Özer Kanlı’nın atanacağı iddia ediliyor…

 

KUMSAL PARKI’NDA ZEHİRLİ ET:

Dehşete bakar mısınız. Belediye, evcil hayvanı olanları uyarmış. Ya çocuklarımız? En azından ben haftada birkaç gün torunumla Kumsal Parkı’ndayım. Çocuklar orada çimenlerde de yürüyor, hatta elleriyle ayaklarıyla her yere bulaşıyorlar. Nasıl bir vahşet bu, nasıl bir canilik? İşte yine iş MOBESE’lere geliyor. Kim yapıyorsa bu caniliği, bakardın kameraya bulurdun. Zaten yapmaya cesaret bile edemezdi.

 ZİRVEDEKİLER

Rasıh Reşat: “Ben Kıbrıs, defakto olarak ayrı iken birleşmesini illaki isterim. Konu zaten hangi temelde ve nasıl birleşeceğidir. Daha da ileriye giderek, ne derece birleşeceğini tartışıyoruz. Federal temelde mi, konfederal düzlemde mi? Sıkı mı, gevşek mi. Ya da şimdilerde, AB içinde bir, ama dışarıda ayrı ayrı mı olacak diye fikir üretirken, iki ayrı devlet haline dönüşen Çekoslovakya’dan türeyen Slovakya’nın Dışişleri Bakanı gelip bize ‘sizin birleşmeniz lazım. Başka çareniz yok’ dediğinde komik oluyor biraz”…

 

 DİPTEKİLER

Dün Öyle, Bugün Böyle: YDP Genel Başkanı Arıklı; “Her fırsatta polisi tokatlayanlar acaba teşkilatın içinde bulunduğu durumdan haberdar mı?” diye sormuş. Aylar önce vekilinizin aracına haklı olarak el koyan polise demediğini bırakmayan, yerden yere vuran siz sayın Arıklı o gün polisi “tokatlarken” teşkilatın içinde bulunduğu durumdan haberdar değildiniz herhalde…


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı