Köşe Yazarları

“NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR”…






Siz yazımın başlığına bakmayın. Belki alışkanlıktan, belki de çocukluğumuza duyduğumuz özlemdendir. İnsan çocukluğunda yaşadığı bayramlarda aldığı hazzı düşününce bugününden zevk alamıyor.



Dün sevgili Başaran Düzgün’le Radyo Havadis’ta yaptığımız programda da bir kez daha anladım ki, geçmiş bayramlara duyulan hasret ve özlemin aslı, aslında bugün aramızda olmayan annelerimize, babalarımıza, yakınlarımıza duyduğumuz özlem…



Bizim yaştakilerin bayramlarının öyle pek de özlenecek bir havası yoktu. Onlu yaşlarımda, yani 60’lı yıllarda ülkede savaş, yokluk ve acı vardı.

Artık belli bir yaşa erişmiş, torun torba sahibi olmuş bizlerin özlemi, aslında eski bayramlara değil de, çocukluğa duyulan özlem mi, çözemiyorum…

Bugün çocukluğumuzun o bayram tadını bulamasak da örf, adet ve geleneklerimizin ölçüsünde bu bayramları yaşamak yine de çok önemli. Günümüzde bayramlar, değil komşuların, akrabaların bile birbirlerinin yüzünü unuttuğu bir koşuşturma çarkı içinde, bir çoğumuz için dört gözle beklediği tatil günleri oldu ne yazık ki…

Belki de söylemeye çekindiğimiz o saygıyı göremiyoruz artık.

Birliktelik ve paylaşım alışkanlığımız köreldi. Ben merkezli olduk. Küçüldük, kapandık.

Sanki eskiden ilişkiler daha yoğun, daha sıcak, daha güvenliydi, bugünkü gibi sahte değildi sevgiler. Nedeni yaşam biçiminde olsa gerek. Hemen her alandaki yoksulluk, fakirlik, eksikliğe rağmen sevgi ve saygı gerçekti. Dolayısıyla birbirine yakın olmak, destek vermek, güven duymak esastı…
Gerçekte bayramlar değişmedi, değişen sadece insanlardır, bizleriz…

Eskiden aza kanaat vardı. Zengin ve fakir ayırımı da pek yoktu. Çünkü paylaşım vardı. Peki şimdi öyle mi? Bugün hiçbir şey bizi tatmin etmiyor…

Belki de bayramlara gereken değeri ve önemi verirsek, eski bayram günlerini aramaya, özlemeye gerek kalmaz kimbilir?

Huzurla ve barış içinde kutlayacağımız nice bayramlara…Herkese mutlu, huzurlu, sevdikleriyle birlikte gönüllerince bir bayram geçirmeleri dileğiyle…

“CAS” ÇALIŞANLARININ BURUK BAYRAMI…

CAS çalışanları bu bayrama maaşlarını alamadan giriyorlar. Önceki gün Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve Meclis önünde eylem yapmışlardı. Dün porgram sırasında bu konuda pek çok mesaj aldık. Birçok izleyici çalışanlara destek vererek, “Bu mübarek ayda insanları mağdur etmesinler, maaşlarını ödesinler. Lütfen bu konuyu dile getirin, gereki makamlar üstlerine düşen görevi yapsınlar” diye mesajlar attılar.  Eylem yapan çalışanlar, “Geçmişte biz, burası da devlet kuruluşudur diyerek işe alındık.  Ama şimdiki hükümet ise burası özeldir diyor. Bugün sadece 2 uçağa, Atlasglobal ve charter sefer yapan Freebird’e  hizmet veriyoruz. Oradan gelen para da bizlerin maaşlarının ödenmesine yetmiyor” diyorlar…

Sonuç, onlarca insan bu bayrama, ailelerinin yanına elleri boş olarak gidiyor. Gerçek olan bunun suçlusu bu insanların olmadığıdır. Geçmişte oy kaygısı ile bu insanları oralara istihdam edenler bu işin suçlularıdır. Eğer bu insanlar işlerini yapmışlarsa bu işlerinin karşılığı olan ücreti birilerinin ödemesi gerekir. Mecut hükümetin bu konuda bir suçu olmayabilir ancak böylesi bir günde bu insanları elleri boş evlerine göndermemeli, devlet babalığını göstermelidir.

“Yarın bayram, cepte para yok. Çocuklarımıza alış veriş yapamadık. Ben bu durumda nasıl bayrama gideceğim” diyen bir çalışanın sesine devletin kulak vermesi gerekirdi diye düşünüyorum…       

YERİN KULAĞI VAR

YANILMIŞIZ:

Yerel seçimlerin kavga ve suçlamaların pek olmadığı, adayların ve yandaşlarının seviyeli bir şekilde bu süreci götürdüklerini yazmıştık. Ama meğerse her şey son haftaya bırakılmış. Adayların birbirlerine yönelik sözleri, bazı adaylarla ilgili iddialar gazete sayfalarında boy göstermeye başladı. Sonuçta birileri kazanırken, diğerleri kaybedecek. Önemli olan hazmetmesini bilmek ve 25 Haziran’dan sonra da, yine birbirlerinin yüzüne bakacaklarını unutmamaktır…

HERKES KENDİ YOLUNA:

“Karşı tarafın bizi anlamasını, haklarımıza, hukukumuza saygı göstermesini beklemek boşunadır” diyen üçüncü Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Yolumuza devam etme zamanı artık geldi” açıklamasında bulundu. İyi de bu yol hangi yol. Kırk yılda yaratılan yolun sonu uçurum. Partizanlık, peşkeş, rant, toplumsal huzursuzluk, ekonomik sıkıntılar ve sonsuza kadar belirsizlik. İyi düşünmek gerek…

GURUR DUYDUM:

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı’nın açılışına katılmasını çeşitli yönlerden eleştirenler oldu. Ben o fikirde değilim. Aksine, ortam ne olursa olsun, Cumhurbaşkanını dünya liderleriyle bir fotoğraf karesinde, bir masada görmek bana gurur verdi. Yani elinizi vicdanınıza koyun. Böyle görüntülere hasret değil miyiz? Kaldı ki Sayın Akıncı o liderlere çok da güzel bir konuşma yaptı. Daha ne olsun…

NİYE KALDIRILSINMIŞ:

Özgürgün işlerin ciddiye bindiğini görünce, “tüm milletvekillerinin dokunulmazlığı kaldırılsın” demiş. Niye? Onların hakkında şaibeli durumlar yok ki… Üstelik bunu Meclis kendi aklıyla istemiyor, yargı istiyor, yargı… Kim soruşturulacak, sorgulanacak, hesap sorulacaksa, onun dokunulmazlığı kaldırılsın. Konuyu saptırmak kimseyi kurtarmaz. Yanlış yapan olursa, verecek hesabını, aklanacaksa, aklanacak…

SAÇMALIĞA BAKIN:

Rum Dışişleri Bakanlığı’nın, Güney Kıbrıs’ta bulunan yabancı misyonlara ve uluslararası örgütlere bir  nota gönderip, KKTC’de bulunan tarihi alanların “yasadışı şekilde kullanıldığı” iddiasında bulunarak, buraları ziyaret etmemelerini istemesi kendi vatandaşları tarafından ti’ye alındı. Kimileri “Biz de British Museum’a mı gitmeyelim” diye dalga geçerken, kimileri açıklamayı alaycı ve ironik buldu.  Rum Dışişlerinin bu tutumu, kuzeydeki tarihi eserlerin restorasyonuna katkı koyan yabancı misyonlarda da rahatsızlık yaratmıştı…

OKUL DEĞİL CEZAEVİ:

Yeni cezaevi yapılacağına yeni okullar yapın diye çok eleştirmiştik. Ancak tablo aslında okulların da cezaevine döndürülmesini gerekecek gibi. Ülkede resmen suç patlaması yaşanıyor. Hapishane ağzına kadar doldu, taştı. Mahkemeler biraz hafif suçluları cezaevine göndermek yerine, teminata bağlayıp bırakıyor. Cezaevinde halen 515 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Son yıllarda ülke olarak en büyük sorunumuz olan uyuşturucu suçundan yatanların sayısı 188. Okul yapmak da çözüm olmayacak. Acil başka tedbirler almak gerekecek.

ZİRVEDEKİLER

Tayfun Çağra (Yenidüzen): “Üniversiteye gitmezse benim çocuğum başarısız olur, toplum dışına itilir, kaygısını ailelerden uzaklaştırmak için eğitimle beraber ekonominin de mesleki ve teknik eğitim mezunlarına iş yaratabilecek düzeye getirilmesi için gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Ülkelerin farklı iş dallarına, mesleki beceriye, pratiğe ihtiyacı vardır. Bu gibi planlamalar üretimin de artmasını sağlayacağı gibi diplomalı işsiz ordusunu da zaten en baştan en aza indirgeyecektir”… 

DİPTEKİLER

Siyasi Ayıp: Dün yazmıştık, Hüseyin Angolemli’nin bilerek nisabı sağlamadığı, hükümetin yakında düşeceği iddialarını ortaya atanlar var diye. Başbakan tokat gibi yanıt verdi. Angolemli’nin eşinin rahatsız olduğunu, kendisini tedaviye götürdüğünü açıkladı Başbakan. Bunu yapan sosyal medya canavarları olsa amenna diyeceğim ama, öyle değil. Siyasi partiler yaydı  bu çirkin yalanları. Üstelik gerçeği bildikleri halde 2 gün üst üste nisabı sağlamadılar. Herşey siyaset demek ki, insanlıklar rafa kalkmış…

FOTO GÜNDEM

Lefke – Gemikonağı anayolunda dün sabah meydana gelen trafik kazasında sürücüsünün kontrolünden çıkan araba elektrik direğine vurarak durabildi

????????????????????????????????????





Başa dön tuşu