Köşe Yazarları

“NAMUS VE ŞEREF SÖZÜ”…











Nasıl ama, tam bir ay önce yazmıştım; Tatar adaydır, karar verilmiştir…




Hala daha adaylarını açıklamamış olsalar da, Partiden çıkan en yüksek ses, Tatar’ın aday olmasını isteyenlerin sesi…



İşte bir kanıt daha, UBP’nin yayın organının dünkü ön sayfası. Sür manşette Genel Sekreter Ersan Saner, “KKTC aşığı bir adayımızı cumhurbaşkanlığına göndermeye kararlıyız” derken, ana manşette Ersin Tatar’ın konuşması var, ne diyor, “Kıbrıs bizim sevdamız, KKTC devletimiz”…

Yetmedi mi…?

Yine dün bir tv kanalında Hasan Taçoy, Ulusal Birlik Partisi’nin kesinlikle bir aday çıkaracağını ve bu adayın da Başbakan Ersin Tatar’ın olacağını söyledi.  Sonra da bir benzetme yaptı kendince, zamanında Eroğlu seçimi kazandığında UBP’nin kaybetmediği vurgusu yaptı. Ne Ersin Tatar Eroğlu’dur, ne de UBP içinde şartlar Eroğlu dönemindeki gibidir. Hepimiz de biliyoruz ki, Eroğlu’nun parti içindeki gücü kendinden sonra gelenlerle mukayese edilemez. İrsen Küçük sandıkta kaldı, Özgürgün başkanlıktan gitti, yargılanmak üzere… Bunu ben bilirim de Hasan Taçoy bilmez mi? Zaten bildiği için böyle konuşuyor ya…

Tatar’ın konuşmasından sonra yeğenim Serden Hoca’nın bir başka tv kanalına bağlanarak,  Ersin Tatar’ın Özersay’a, cumhurbaşkanlığına asla aday olmayacağı sözü verdiğini, bu sözü verirken orada bulunan üç kişiden birinin de kendisi olduğunu söylediği haberi düştü.

UBP içinden Lefkoşa ilçe Başkanı’ndan Genel Sekreteri’ne, oradan bir Bakanına kadar hep bir ağızdan Tatar işaret edilirken, Tatar’ın hala sessiz kalmasının sebebi anlaşıldı.

Serden Hoca’yı bir de ben aradım. Anlattıkları dudak uçuklatan cinsten.

Önce bu konuşmanın tarihini merak ediyorum, hükümetin kurulması öncesinde olmuş. Hoca’nın söylediği şu; Tatar “ben Başbakan olayım, sen de Cumhurbaşkanı” ifadesini kullanmış. Özersay’a asla aday olmayacağını söylemiş, “namus şeref sözü” demiş.

Bu dedikodular taaa o dönemde de çıkmıştı. Hükümetin bozulması ve arkasından UBP-HP hükümetinin kurulmasının temelinde, Kudret Özersay’ın UBP tarafından “çatı adayı” gösterilmesi olduğu iddia ediliyordu.

HP de, UBP de bunu o günlerde reddettiler. Özersay “hiç konuşmadık” dedi. Ersin Tatar da bunu defalarca reddetti, kimseye söz vermediğini söyledi…

Zaten sonradan UBP içinde “Adayımız Tatar” söylemleri çıktıktan sonra, bunun bir anlamı kalmamıştı. UBP tabanının Özersay’a destek verip vermeyeceği tartışmalıydı.

Şimdi Ersin Tatar, partideki ciddi bir grubun adayı olarak gösterildikten sonra, geri adım atamayacak noktaya geldi.

Tam da bu noktada, geçmişte tam tersine verilen bir sözün gündeme düşmesi,  parti içinde işleri daha beter bozacak gibi görünüyor. Ya ortaklık? Orada da bir kırılma olmayacak mı? İki parti milletvekilleri arasında geçen hafta kamuoyuna düşen tartışmalar orada duruyor. “Söylediklerini kulakları duysun; haddi değil; bizim oyumuz onun oyunu katlar” söylemlerinin üstüne bir de bu…

Serden Hoca’nın tarihi ifşaatından sonra, Kıbrıs Postası “Tatar cephesinden” dediği bir kaynaktan gelen açıklamayı verdi. “Yersiz” demişler. Tatar zaten her zaman aday olmak istemediğini söylemiş. Ama partisi aday olmasını isterse, bu sorumluluğun gereğini yaparmış.

Dikkat çekicidir ki, aynı kaynaklar, Taçoy’un “adayımız Tatar” sözlerine tepki vermedi. Ona da “yersiz” yakıştırması yapmadı. Bu da görünen köyün kılavuz istemediğinin ispatı.

Siyaset insana neler yaptırıyor…

Şimdi gözler Özersay’da, hükümetin kurulması aşamasında Ersin Tatar’la böyle bir pazarlık yapılıp yapılmadığını bu topluma açıklamak zorunda…


YERİN KULAĞI VAR

BALONU ERKEN  PATLADI: HP’nin “kahve bile içmem” dediği UBP ile ortaklık kurmasının ardındaki temel neden Özersay’ın cumhurbaşkanı olma arzusuymuş meğer. Her fırsatta “temiz siyaset, temiz toplum, hesap verebilirlikten” bahseden Özersay, gerçekten de en baştan böyle bir mutabakata girdiyse, o idelleri bir daha ağzına almamalı. Toparlanıyoruz Hareketi ile yükselen, ardından cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oy oranıyla umut olan Özersay’ın balonu erken patladı. Genel geçer Kıbrıs Türk siyasetçisinden bir farkı yokmuş.

TAÇOY’UN GÖZÜ BAŞKANLIKTA: Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy, Tatar’ın Cumhurbaşkanlığına aday olması ihtimaliyle birlikte boşalacak Genel Başkanlığı koltuğu için; “Hiçbir milletvekilinin parti başkanlığına ‘hayır’ diyeceğini sanmıyorum. Ben Türk askeri gibiyim, her zaman her koşulda çarpışmaya hazırım” yorumu yaptı ve Tatar sonrası Genel Başkanlık için istekli olduğu sinyalini verdi. Malumun ilanı.

ZOR DOSTUM ZOR: Dörtlü koalisyonu dedikodular ve Özersay bitirdi. Sanırım UBP-HP’yi de cumhurbaşkanlığı seçimleri bitirecek. Siz bakmayın öyle “uyumluyuz, çok rahatız” demelerine kriz içten içe geliyor. Belli ki umut bağladıkları Akıncı’nın açıklamaları da çare olmayacak. Sağda birlikmiş, ortak adaymış boş verin. Adamlar birbirlerinin kuyusunu kazmaktan, çamur atmaktan geri durmuyorlar. Hani bir şarkı var, “Zor dostum zor, sevilmeden sevmek” diye. Bunlarınki de aynı şarkıdaki gibi…

TERS TEPTİ: Akıncı’nın sözleri “uyuyan sağ cenahı birleştirir” beklentilerinin aksine Akıncı’ya olan desteğin arttığı görülüyor. Bir kaç yerden anket sonucu duyduk. Resmi olarak açıklanmadığı için isim vermek doğru olmaz. Bunların ortalamasına göre Akıncı’nın oy oranı, muhtemel en yakın rakibini ikiye katlamış durumda. Eroğlu UBP kuruluş gecesinde partililere “kırgınlıkları sandığa taşımayın” mesajını boş yere vermedi.

HAYDİ SAYIN OĞUZ: Hal Yasası’nı ilk olarak sanırım 2013’de Sibel Siber’in kısa dönem Başbakanlığı döneminde duyduk. Eminim bundan önce de bürokrasinin çalışmaları vardır. Ama bu tarihten baksak, 6 yıl. Kaç hükümet, kaç Tarım Bakanı geçti. Bugünün Bakanı Dursun Oğuz, Yasa’nın işleyebilmesi için gerekli kurumları oluşturmaya çalıştıklarını söylüyor. Haydi Sayın Bakan, yapın şu işi, yıllar yılı sürüncemede kalan bir yasayı çıkartarak tarihe geçeceksiniz. Rahmetli Mehmet Aziz Bey nasıl Kıbrıs’ta sıtmayı bitiren adam diye anılır, siz de ‘Kıbrıs Türklerini zehir yemekten kurtaran Bakan’ diye anılacaksınız…

TURANLI BORCUNU ÖDEDİ: Ercan İşletmecisi Emrullah Turanlı’nın devlete olan borcunun ödenip ödenmediğini sormuştum önceki gün bu sayfadan. Sağolsun Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu dün sabah arayıp, Turanlı’nın borcunu ödediğini ve istersem ödeme dekontunu gönderebileceğini söyleyerek aslında siyaseten alışık olmadığımız bir davranış sergiledi. Keşke tüm siyasiler de aynı duyarlılığı gösterebilseler…

TRUMP BOŞUNA SEÇİLMEDİ: Yani Trump, dünyanın bugüne kadar gördüğü en tuhaf devlet başkanı da, koskoca ABD’nin diplomasisini de yerle bir ettiğinin farkında değiller herhalde. Türkiye Cumhhurbaşkanı’na yazdığı mektup ne yenilir ne yutulur. Gerçi Türkiye yanıtı aynı gün harekatı başlatarak vermiş de; senato ve temsilciler meclisinin de ondan kalır yeri yok. Önceki gün birlikte yaptıkları toplantıyı terkeden gruplar, Suriye’den çekilmesine karşı kınama kararı çıkartanlar. Al birini vur ötekine. Bu adamın o yere neden ve nasıl seçildiğini anlamak zor değil. İstediklerini yaptıracakları bir kukla aramışlar, ama adam kontrolden çıkmış…


ZİRVEDEKİLER

Erek Çağatay (HP milletvekili): “Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman bir konu üzerinden bölünmemelidir. Siyasilerimizin, hangi görüşte olursa olsun, asgari müştereklerde buluşmaları gerekmektedir. Burada siyasilerin azami olarak dikkat göstermesi gereken şey, Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatini korumak olmalıdır kanımca…”(Yenidüzen).

 

DİPTEKLER

Ahmet Çakar: Adam yediği haltı anlayıp susup özür dileyeceğine, daha da azgınlaşıyor. Dün de çıkmış, Cumhurbaşkanına “ulan” diyerek, “Yemişim sizin istenmeyen adamınızı. Ben gelirim, maçanız sıkarsa engel olun” diyerek bir de kafa tutuyor. Sabırların taştığı bir yana, insanlar kendi devletlerinin bu saygısızlıklara duyarsız kalmasına da tahammül edemiyor… Savcılığın soruşturmasını en süratli bir şekilde tamamlamasını bekleyeceğiz.





Başa dön tuşu