Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Nami’nin “kaçtı” dediği çözüm fırsatı

Bir süre önce “müzakereci” Özdil Nami Güney’deki Katihimerini gazetesinin sorularını cevaplandırırken   bir yıl kadar önce Crans Montana’daki o “sonu” hatırlatarak şöyle dediydi.

“Bu konu  Crans Monta’nın son gecesi kapanmış olabilirdi. Herkes Guterres çerçevesi temelinde bunu kapamaya hazırdı. Maalesef sadece Rum lider hazır değildi…”

Nami’ye göre o gece Anastasiadis’in cırlaması nedeniyle çok yaklaşılan çözüm güvercini bir kez daha uçup kaçarken, umutları da berhava etmişti..

HATIRLARIM: Benzer serzenişlerle  umutsuzluklar, referanduma kadar götürülen Annan planına “hayır” diyerek kadük duruma düşüren Rum tarafından dolayı da yaşandıydı!

Tabi  bugün de değişmeyen yine o Rum liderliğidir! Ne var ki  mesela bizim gibi “devletten” yana tavır koyanlar için Rum tarafının Annan planına “hayır” demesi, Allah’ın Kıbrıs Türk’üne bahşettiği bir lütuftu! Keza Grans Montana’daki  benzer Rum tutumu da!

Fakat Özdil Nami için durum öyle değildi. Hatta Sn. Akıncı için de.. Bu müzakerecilerimiz için olay “kaçırılan fırsattı!” Nitekim  bugün de “Guterres çerçevesi” denilen altı maddelik plan  çözüm için yeni bir umut ışığı yakmış olmalı, “aman yitirmeden sahip çıkıla” denmekte!

ANLAYACAĞIMIZ Grans Montana artığı olan  “Guterres’in altı maddesi” bugün de “federasyoncular” tarafından “barışçı çözüm için bir fırsattır “uçup kaçmasını” önlemek için müzakere  masasına konmalıdır!

Yani kaldık mı “Guterres’in çerçevesine?” Koca dünyada başka hiçbir türlü çözüm şekli yokmuş gibi!

ASLINDA neden bu adada kendi kendimize bu sıkıntıları reva gördüğümüzü.. Neden Rum’un peşinde “aman da çözüm canım  da çözüm” diye diye yılları  yıllara gömdüğümüzü.. Neden “Guterres hazretlerinin planının, “federal sistemi kuracak kadar” mükemmel gördüğümüzü falan… Anlamak mümkün değildir!

Kendi kendimizi inandırdık ki bu adada Rumlarla bir federal sistemde buluşmazsak sonumuz felakettir, mahvolacak, böyle böyle bu davayı kaybedeceğiz!

YA Rum tarafı ne düşünüyor? Ki önüne hangi “çözüm planı” gelse reddediyor!

Çok kısaca “Türkiyesiz bir Kıbrıs!” (Yarın devam edeceğim de) şimdi sorayım: “Yoksa biz de mi Türkiye’nin elinden kurtulmak istiyoruz?” Yoksa neden “Guteres’in sulu sepken, kendinden menkul çerçevesine “çözüm” diye sarılalımdı!                                                                                                                                                              **********

ANKETLERDE SIRITAN KKTC!

“Göç, Kimlik ve Hak Çalışanları Merkezi” her üç ayda bir mutadı veçhile “yayımladığı” anket sonuçlarını, bu kez de “çözülmediği sürece biz bu sorunları yeniden gündeme taşımaya devam edeceğiz” vurgulamasıyla yayımladı…

“Merkezin direktörü Mine Yücel önceleri de vurguladığım gibi iyi iş çıkarıyor ama “görüp duymak istemediklerimizi” de ayazlattı mıydı   moralimizi bozuyor! Çünkü hemen her anketin ortaya serdiği genel görünüm “KKTC’nin  çok dağınık, çok laçka, çok vurdumduymaz, çok başıboş… Olduğu!

Nitekim diyor ki Yücel, “2016’dan  beridir anketlere ek olarak her defasında farklı bir dosyayı da inceledik. Bugüne kadar sağlık, yolsuzluk, trafik, gıda güvenliği, taş ocakları, çevre ve toplumsal değerlerle artan şiddet olaylarını inceledik…”

Ve Yücel dikkatimizi çekiyor: “…Toplumumuz maalesef bir konuya gösterdiği duyarlılığı en fazla bir  yada iki hafta sürdürebiliyor! Sonunda bu duyarlılık yatışınca yönetim ve yolsuzluklar hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor!..”

DOĞRU tespit! Ancak artık ülkede “sorunlar” hem yoğunluk hem de çeşitlilik yönünden o kadar çoğaldılar ki mesela bir gazete sayfasına bir günün haberleri olarak trafik, sağlık, uyuşturucu, dolandırıcılık, gasp, kavga, vurma kırma yakma… Akla ne kadar illegal olay varsa yan yana, alt alta, dizi dizi dizilmekteler…

FECAAT da burada zaten! Bu toplum istikrarı yitirdi ki huzurunu kaybetti! Mesela kaç gündür toplumu “vekillerin hayat pahalılığı zammı” olayı ile meşgul ediyorlar..

Fakat bu “hayat pahalılığı zammı” olayının aldı başını giden “pahasını” değil, vekillere yansıyan “parasal miktarını”  tartışıyorlar!..

“Hiçbir hükümet başarısız olmak istemez.  Aksine en iyisini yapmanın peşindedir.” Kabul. Ama  yapamadığı yerde  ya “düzenler bozuktur” ya da bizatihi yönetim kadrolarının yöneticileri!

MESELA biz “eğitimi” ne zaman konuşup tartışırız? Okullar açılırken ki yakında başlar!

Ya “sağlığı?” Yanlış tedaviden ölen olmuşsa konuşuruz!

Peki artık “reformları,” “çevre pisliğini” konuşuyor muyuz? “Trafiği” yada hızla artan “uyuşturucu sorununu,” “hiddet şiddeti!”

KISACA artık kamuoyu da oluşturulamıyor.. Kaldı ki “sorunlara ciddiyetle teşhis koyacak, problem şuuruna sahip yetişmiş “fikir insanlarımız” da kalmadı gibi! Günlük dedikodularla yetinilmekte…

Tabi ki böylesi “devletin” normali, her yanının lime lime  dökülmesidir!

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (UMUT EMMİ ÇOK MUTLUDUR!)

Umut emmi bir ömür hep zengin olmayı, zenginler gibi yaşamayı hayal etti!

Olamadı! Fakat  sonunda.. Namı  KKTC olan diyarda..  Ne zaman çarşı pazara çıksa.. Zenginler gibi para harcamak zorunda kaldığında erdi muradına! Şimdi çok mutludur!