KıbrısManşet

Mesutoğlu, Pınar ve Avcıoğlu “Akıncı” dedi






Halkın Partisi’nin dün akşam gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantının ardından Cumhurbaşkanlığı 2. tur seçimi ile ilgili “herhangi bir yönlendirmeyi doğru bulmadıklarını” açıkladı.

Haziran ayında HP’den istifa eden Serkan Mesutoğlu ile Yusuf Avcıoğlu, Naim Pınar gibi HP bürokratları pazar günü gerçekleştirilecek seçimlerde oylarını Akıncı’ya vereceklerini açıkladı.

Avcıoğlu: Kavga etmeden dik duracak

Yusuf Avcıoğlu, pazar günü gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçiminde oyunu Akıncı’ya vereceğini açıkladı.
Avcıoğlu’nun açıklaması şöyle:
Dün gerçekleştirilen parti meclisimizde üyemizin Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turunda serbest bırakılması kararı çıkmıştır. Tabii ki herkesin kendi öz iradesi çerçevesinde destekleyeceği bir aday olacaktır.
Her iki adayın da vizyonu ve misyonu benim Cumhurbaşkanlığı makamı için sahip olduğum ve desteklediğim görüşleri yansıtmamaktadır fakat halkımızın takdiri bu yönde olmuştur ve bize de saygı duymak düşer.
Bu bakımdan bu seçim benim için kimi o makamda görmek istediğimden çok kimi o makamda görmek istemediğime dair bir seçim olacaktır.
“Bu memleket bizim, biz yöneteceğiz” derken, kendi ülkesindeki yönetim şeklini tasvip etmediğim bir siyasi partinin KKTC Şubesi haline dönüşen bir başka siyasi partinin adayını desteklememe vicdanım el vermemektedir. Görev süresinde yapmış olduğu onlarca hata ise cabasıdır.
Önceki görev süresi içerisinde yapmış olduğu tüm hatalardan ders çıkararak, seçilmesi halinde önümüzdeki dönemde, hem yurt içinde hem de yurt dışında, halkı ayrıştırıcı değil birleştirici bir politika izleyerek, kendisini desteklemeyenlerin de Cumhurbaşkanı olduğunu unutmadan, her kesimin sesine kulak verip her kesimi kucaklayarak, gerek Uluslararası alanda gerekse Türkiye ile ilişkilerde kavga etmeden dik duracak bir Cumhurbaşkanlığı dönemi geçireceğine olan inancımla oyumu Mustafa Akıncı’ya vereceğim.

Pınar: Kıbrıs Türk halkı onurlu bir halktır

Naim Pınar, pazar günü gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçiminde oyunu Akıncı’ya vereceğini açıkladı.
Pınar’ın açıklaması şöyle:
Kıbrıs Türk Halkı, 1571 tarihinden beri bu topraklarda vardır. Var olmaya da devam edecektir. Bu topraklar 1878 yılında İngiliz Kolonisine icar edildiği zaman sömürge idaresi altında bile atalarımız Türk kimliğini korumuş, kültürüyle, inancıyla ve Anadolu’dan taşıdığı geleneğiyle varlığını sürdürmüştür. Birinci Dünya Savaş’ında genç kızlar çeyizini, beşibiryerdelerini satarak, çiftçisi, çobanı ve münevverlerinin gayretiyle dişinden tırnağından artırdığını Atayurduna yollamış, tüm zorluklara, baskılara rağmen İngiliz İlhakı karşısında bile kimliğini korumayı başarmıştır.
Kıbrıs Türk Halkı, Anadolu Halkı’nın emperyalist işgal kuvvetlerine karşı verdiği o emsalsiz Kurtuluş Savaşına da omuz vermiştir. 1923 Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla umutlanmış, Misaki Milli sınırları dışında kalan Türklere yapılan hakkıhıyar çağrısı karşısında bocalasak, yönümüzü şaşırsak da sonunda büyük oranda bu topralkarda kök salan bir Türk kimliği yaratmayı başarmış, Kıbrıs’ta kendi kimliğimiz, kültürümüz ve inancımızla var olmayı seçmiş mücadeleci bir halkız.
Atatürk’e hayran, laik, demokrasiye saygılı, Türk Halkına da gönül bağıyla sevdalıyız…
İçimizden çıkan bazı yönünü şaşırmışlar zaman zaman bizi bölse de, her zaman biz kendi içimizde onlara karşı gerekli cevabı vermeyi bilmişiz. Bu topraklarda ne Sir Münür’ler kazandı, ne de onu takip eden zihniyetler. Ada’da nesilden nesle savaşın çocukları olarak yaşadık ama her zaman huzuru aradık.
1930’lu yıllardan itibaren Atayurdumuzun dikkatini çekmek, bu topraklarda Türklerde var demek için neler yapılmadı ki; hatta Kıbrıs Türk münevverlerinden bir grup bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nde Atatürk’e yanaşıp Kıbrıs Türk Halkı’nın durumunu anlatmak isterken tutuklanmadı mı ! Yılmadık, anlattık, mücadele ettik ve bu topraklarda var olduğumuzu Türk Kamuoyuna duyurduk.
1950’lerde tüm yokluklara rağmen atalarımız solinadan silah yaparak varlığımızı, şerefimizi ve kimliğimizi korumak için çok fedakarlıklar yapmışlardır. O unutulmaz Erenköy Direnişi’nde gençliğinin baharında, birçok yüksek öğrenim gencimiz sırf bu topraklarda özgür yaşayalım, kimliğimizi koruyalım diye eğitimini, aşklarını, sevdiklerini geride bırakarak cepheye koşmadılar mı! Cephede de şiirler yazmayı, demokrasiyi, ideolojileri ve edebiyat eserlerini okumayı ve memleketleri için en iyisini tartışmayı da bırakmadılar. Kimisi sol, kimisi sağ görüşe gönül verdiler. Ülkelerinin istikbali için tartıştılar da ama onurlu mücadelelerine devam ettiler. Hepsinin ortak noktası, bu topraklarda kimliğimizle, kültürümüzle, inancımızla varlığımızı sürdürmekti.
Necati Özkan, Hakim Zeka Bey, Av. Mithat Berberoğlu, Dr. Küçük ve Rauf Raif Denktaş bunlar sadece bilindik münevver ve liderlerimiz fakat sizlerin hiç adını duymadıklarınız da var. Bu topraklarda bizlerin varlığı, daha özgür yaşaması için canlarını feda edenler; bizler, onların onur dolu çocuklarıyız.
Kıbrıs Türk Halkı’nın siyasi tarihinde daha önce de Atayurdumuz’un idarecileri belli müdahaleler yapmış, bazısında başarılı olmuş, bazısında da olamamıştır. Varlık mücadelemizin içinde demokratik olmayan zorlu bir dönemde BEY rejimi diye anılan belki kendi içinde “olağanüstü şartlarda” anlaşılabilen bir baskı dönemi de yaşadık. 1973 Cumhurbaşkanı Muavinliği seçimlerinde Berberoğlu’na yapılan baskı, daha sonra 2000 yıldaki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2. turunda Sayın Dr. Derviş Eroğlu’na yapılan tehditler, bu toplumda Atayurdumuza olan sevgide azalma yaratmasa da çeşitli kırgınlıkların, üzüntülerin yaşanmasını doğurmuştur. Bu gerçekleri görmeden ve Kıbrıs Türk Halkı’nı iyi analiz etmeden yine aynı yanlışlarla onurumuz incitilmiştir.
Bugünlere gelene kadar yaşadığımız müdahalelerden farklı olarak çok daha büyük bir üzüntüyü bizlerin yaşamasına vesile olan 11Ekim 2020 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinde Türkiye Cumhuriyeti’nin idarecilerinin Sayın Ersin Tatar’a destek olayım derken, Kıbrıs Türk Halkı ile Atayurdumuzun bağının paraya, maddi değerlere bağlanması, benim için kafamıza silah dayanmasından daha üzücüdür. Bizim, Atayurdumuzla, Türk Halkı ile bağımız asla satın alınamayacak, manevi, kültürel ve sevgi zincirleriyle örülmüş bir bağdır.
11 Ekim Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin İlk turunda bence en donanımlı, en iyi bu görevi yerine getirecek aday olduğuna yürekten inandığım Sayın Kudret Özersay’ı destekledim. Ortaya somut ve yeni fikirler koydu. Fakat halkımızdan gerekli desteği alamadı. Bu konuda çok çok üzgünüm. Seçimin başından itibaren toplumu cepheleştiren taraflardan biri olan Sayın Mustafa Akıncı’nın Türkiye ile kurduğu ilişki benim için Sayın Ersin Tatar’ın ortaya koyduğu ilişki biçimi kadar bu topluma zarar vermiştir. Gelinen bu aşamada Sayın Akıncı’nın ortaya koyduğu federasyon tezinin zemini olmadığını bile bile savunmasından dolayı halktan destek aldığı inancında değilim. Yaratılan cepheleşme sayesinde Kıbrıs Türk Halkı’nın büyük bir kesimi Atayurdumuzun İdarecilerinin açık şekilde Sayın Ersin Tatar lehine onurumuzu, irademizi hiçe sayan tavır, davranış ve müdahalelerinden oldukça rahatsız olmuş, kırılmıştır. İşte 11 Ekim Cumhurbaşkanlığı ilk turunda Sayın Akıncı’nın almış olduğu oy oranının temelinde bu yatmaktadır.
Hele Maraş Açılımı gibi çok kıymetli bir devlet projesinin dahi bu uğurda heba edilmesi, Kıbrıs Türk Halkı’nın Atayurdu ile bağının sadece para ile satın alınabileceği sanrısı toplum olarak inanılmaz üzücü bir ruh haline girmemize sebebiyet vermiştir.
Kıbrıs Türk Halkı Onurlu bir halktır.
Bizim, Atayurdumuzla bağımız satın alınamaz. Bunu göremeyenlere cevap vermek, yüzyıllardır bu topraklarda onurumuz için mücadele vermiş atalarımıza olan şeref borcumuzdur. Yıllar içerisinde Kıbrıs Türk Halkı’nın elinde kalan tek şey özgür iradesidir. Özgür irademizi de kimsenin baskı, müdahale ve yönlendirmesiyle teslim etmemeliyiz. Normal şartlarda Sayın Akıncı’ya oy vermem mümkün değilken, bugün Halkımızın, bu topraklarda var olduğunu ve Sayın Ersin Tatar’ın yanlış yaptığını görmesini temenni ederek tüm sevdiklerimin, tanıdıklarımın Sayın Akıncı’ya oy vermesini yürekten istiyorum.
Siyasette tarafsız kalınmaz, bu siyaseten yok hükmündesiniz demektir. Şahsi fikrim budur. Benim tarafım nettir. Bu topraklarda iradenin korunması, bu tip müdahalelerin bir daha nereden gelirse gelsin yaşanmaması için 2. turda oyum Sayın Mustafa Akıncı’nındır.

Mesutoğlu: Eleştirilerim bakidir ama oyum Akıncı’nındır

Haziran ayında HP’den istifa eden Serkan Mesutoğlu pazar günü gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçiminde oyunu Akıncı’ya vereceğini açıkladı.
Açıklama şöyle:
Pazar günü gerçekleşecek olan seçimde Mustafa Akıncı’ya destek olmak için illa ki federasyonu savunmak gerekmiyor. Tanınan bağımsız bir devlet mi yoksa federasyon mu diye sorsalar tanınan bağımsız bir devleti tercih ederim. Konfederasyon mu yoksa federasyon mu diye sorsalar konfederasyonu tercih ederim.
Beş yıl önce ikinci turda kayırmacılık ve hukuksuzluk üzerine kurulu zihniyete destek vermemin söz konusu olamayacağını ifade etmiştim. Bu düşüncemi aynen tekrar ederim. UBP’nin “Devletim” diye diye devletin altını altını oyan, onu her geçen gün itibarsızlaştıran bir siyaset güttüğünü düşünmeye devam ediyorum. Haliyle Ersin Tatar benim için bir seçenek olamaz.
Mustafa Akıncı’yı görev süresi içerisinde eleştirdiğim zamanlar olmuştur. Eleştirilerim bakidir. Ne var ki, Mustafa Akıncı’nın toplumunun öz saygısına sahip çıkan, hukukun üstünlüğü ilkesine duyarlı ve sırası geldiğinde sözünü sakınmayacak bir siyasetçi olduğuna dair inancım tamdır. Bu inançla Pazar günü oyum Mustafa Akıncı’nındır.







Başa dön tuşu