Köşe YazarlarıManşet

MEMLEKET HP’NİN MASKARASI MIDIR?




CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman da hükümet kurma turlarının ilkini tamamladı.

Herkes bir erken seçimi kabul ettiğini söylüyor ve herkes elin taşın altına koyacağını özellikle vurguluyor.

Ancak durum ortada. Bir önceki turda, Ersan Saner’in temaslarında olduğu gibi, bu defa da ayak sürüyen partinin HP olduğu ortaya çıkıyor.

Dün televizyonda Cemal Özyiğit’in de söylediği gibi, nedir bu HP’nin illa da CTP ve UBP’nin içinde olacağı hükümet ısrarı anlamak mümkün değil.

UBP’nin CTP başbakanlığında bir hükümete girmeyeceği açık aşikar.

Acaba CTP böyle bir oluşuma ortak olur mu? HP bu formülün olmayacağını bilmez mi? Olmayacağını bile bile nedir bu ısrar?

Erhürman her fırsatta toplumsal mutabakat hükümetinden söz etti. Turları tamamladığında aynı şeyi söylüyor. Kastettiği gerçek bir mutabakat hükümeti, en geniş anlamıyla. Bunu HP’nin dediği gibi 3 partiye indirgediğinizde toplumsal mutabakat mı oluyor?

Bugün hükümete girecek olan UBP ve HP dışındaki tüm partiler gerçekten de büyük bir vebale ortak olmayı kabul etmiş oluyorlar.

Yangın yerini devralmak gibi bir şey…

Onlar bu fedakarlığı yapıyor, belki de seçimlerde aleyhlerine olabilecek kadar büyük bir risk alıyorlar ama HP 1,5 yıllık hem demokrasi hem ekonomi hem siyaset alanında yaratılan yıkımın sorumluluğunu “alacağım” diyemiyor.

Hatta aralarında baraja takılması muhtemel partiler de var, onlar dahi böyle sorun çıkartmıyor.

HP’nin derdinin ne olduğunu tam olarak bilemiyoruz… Deniyor ki, partinin içinde bir bölünme var. Bir kısmı UBP ile bir kısmı UBP’siz hükümet istiyor. O sorun DP’de der var. Ama onlar bugünlerin enkazından sorumlu değil.

 

Yoksa HP’nin aklındaki, CTP’nin çabalarını bilerek nafile bırakmak mıdır?

Şu an için bildiğim tek bir şey var. Seçim takvimi hızla geri sayıyor. Eğer 21 Aralık’a kadar bir hükümet kurulamazsa, Cumhurbaşkanı erken seçimi ilan etmekle mükellef.

Tabii o noktada Ersin Tatar’ın yasal boşluklardan yararlanıp, yararlanmayacağı, sonucun herkesin beklentisiyle uyuşup uyuşmayacağı meçhul.

Erhürman’ın temaslarını bir süre daha sürdüreceği anlaşılıyor. Ancak bu uzun sürmeyecek. Kendisi de kısa tutacağını defalarca söyledi, “halkın vaktini çalmayacağız” dedi.

Eğer bu kez de kurulamaz ve görev yeniden UBP’ye verilirse, seçim takviminin de sıkıştırmasıyla belki de bir azınlık hükümeti kurulacak ve ben eminim ki HP bunun içinde yer alacak. Hatta bu uzlaşmanın çoktan sağlandığı iddiaları var. Hani ‘her şey denendi, yapacak başka bir şey yok’ deyip, sorumluluk taşıyan taraf görüntüsü içinde UBP ile imzayı atmak gibi.

Eğer bir siyasi partinin derdi, önceliği ülkenin durumuysa, partisel çıkarlarını düşünmeyecek. Hele bakanlık pazarlığı gibi bu dönemde hiç konuşulmaması gerekenler gündeme gelmeyecek. Eğer yapan varsa, onun derdi memleket değil zaten. Bu damgayı yiyecek.

Memleket HP’nin maskarası değil.

Her ne formülde hükümet kurulursa kurulsun, bu geçen sürenin ve ülkeye kaybettirilen zamanın sorumluluğu Ersin Tatar’la birlikte HP’nin olacak…

 

YERİN KULAĞI VAR

BOŞUNA ZAMAN HARCIYORUZ:

Tufan Erhürman’ın hükümet kurma çalışmalarını izliyoruz. Derdi, birilerini bakan yapmak değil. Felaketi en azından durdurmak adına teknokrat isimlerin de içinde olacağı bir model var aklında. Gördüğüm kadarıyla bu iş tutmayacak gibi. Özellikle de HP’nin anlam veremediğim UBP sevdası. Bakın görün, bu iş dönüp dolaşıp yeniden UBP-HP koalisyonunda son bulacak…

 

SİYASİ GELECEK:

UBP’nin emanetçi başkanı Ersan Saner genel başkan adaylığıyla ilgili olarak, “Genel Başkanı adayı olmazsam siyasi geleceğim sorgulanır” değerlendirmesinde bulunmuş. Siyasi geçmişi olmayan, ülkesi için taş üstüne taş koymayan birisinin siyasi geleceği nasıl sorgulanır onu anlamadım…

 

34 GÜNDÜR ATAMA YOK:

Ersin Tatar seçileli ve göreve başlayalı tam 34 gün oldu. Cumhurbaşkanlığının resmi ekibi hala atanmış değil. Ne bir müsteşar ne bir basın halkla ilişkiler müdürü ne bir özel kalem. Hatta müzakereci ve sözcü ortada yok. Hata üstüne hatalar da geliyor ama hala ısrarla atama yapılmıyor. Anladık bu işi de kurultay sonucuna havale etmişler. Yazık bu ülkeye, yazık bu makamlara.

 

“KİRLİ SİYASET”:

“Hükümet kurulsun diyorsunuz ama bir türlü anlaşmaya varamıyorsunuz. Burada bir samimiyetsizlik vardır” diyen UBP milletvekili İzlem Gürçağ, “sorunların temelinde kronikleşmiş kirli siyaset zihni yattığını” vurguladı. Doğru söze ne denir. Bu ülkeye partizanlığı, her türlü kirli siyaseti getirenler şimdi eserleriyle övünebilirler.

 

İŞÇİNİN DERDİ GEÇİM:

İşçinin merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantısı yarıda kaldı. Kıbrıs Postası’nın yayınını izledim. İşveren Temsilcisi Yalçın Koçyiğit’in “Hangi memurun altında lüks araba yok” sözü, izaha gerek bırakmıyordu. Sanki orada oturmuş memur maaşını belirleyeceklerdi. İşçi temsilcisi Ali Yeltekin’in “benzin paralarınızı nereden karşılıyorsunuz” sorusuna da yanıt gelmedi tabii…

 

BU İŞİN ŞAKASI YOK:

Salgın konusunda başa dönüyoruz. Olmayan hükümetin aldığı yanlış kararlar, salgını yeniden hortlatıyor. Son günlerde vaka sayılarındaki artış, bir şeylerin yanlış gittiğini gösteriyor. Sırf kumarhanelere şirin görünmek adına üç günlüğüne gelen kumarcıları karantinasız ülkeye sokmanın cezasını çekiyoruz. Anlaşılan kara sınırlarındaki random testler de doğru dürüst yapılmamış. Yeni kurulacak hükümetin öncelikli icraatlarından birisi de ülkeye gelişleri yeniden düzenlemek olmalı. Biz üzüleceğimize varsın birkaç casinocu üzülsün…

FOTO GÜNDEM: Siyasilerin “elimizi taşın altına koymaya hazırız” sözlerine vatandaştan esprili gönderme. Malum, lafla olmuyor bu işler. Gerçek anlamda fedakarlık görmek istiyoruz. Yapan da yapmayan da bu süreçten sonra iyot gibi açığa çıkacak.

elini taşın altına koymak

 

 







Başa dön tuşu