Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Marifet o ambargoyu kırmak…

Tur programı içinde, Alanya ile birlikte Limasol da bulunan cruise gemilerini sezon başladığında da yazmıştık…
Tabii biraz da hayıflanarak. Aslında hep yaptığımız bu ya…
Geçtiğimiz günlerde Hüseyin Ekmekçi, köşesinde daha detaylı bilgilere yer verdi.
Ardından, Yenidüzen Gazetesi, Turizm Müsteşarı Şahap Aşıkoğlu ile Turizm ve Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Orhan Tolun’un görüşlerine yer verdi.
Onlar da hayıflanıyorlar…
Olayın büyük bir gelir kaynağı olduğunu, ancak Rum ambargosu nedeniyle, gemilerin bizim limanlara uğrayamadığını söylüyorlar.
Buraya kadar tamam.
Ancak bu ambargoyu aşmanın yolu yok mu?..
Bence var…
Evet, gemi seyahati büyük organizasyon gerektiriyor. Ancak Türkiye’de bu işi yapan firmalar da var.
Hatırlıyorum, 1974 öncesi, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne bağlı gemiler, yine Limasol’a uğrayan ve İzmir ve İstanbul’a kadar giden turlar düzenlemekteydiler. Şimdi o gemiler çalışmasa da, özel sektör benzer turları yapıyor.
Türkiye’de bulunduğumuz sürede, KKTC’de de acentesi bulunan bir turizm şirketinin orta boy gemilerinin Ege adalarına bir kaç günlük turlar yaptığını gördük. Öyle mavi turlardan bahsetmiyorum. Bin beş yüz kişilik lüks gemiler. İçlerindeki donanım ve hizmetler, Akdeniz’deki piyasayı elinde tutan İtalyan gemilerinden geri değil.
Örneğin 4 gecelik bayram turu 597 Euro. Onun dışında, yıl boyu, çeşitli dönemler için 400’le 800 Euro arası değişen fiyatlar var. Çeşme’den hareket edip, Yunan adalarını geziyorlar.
Mesela diyorum, bu gemilerden bir tanesi, sadece Ege ve Akdeniz’de sadece Türk limanlarına uğrayarak, Girne ya da Mağusa’yı tur programına dahil edemez mi?
Doğası, kültürü birbirinin aynı, kupkuru Yunan adaları yanında, Kuzey Kıbrıs ve buna ilave edilecek, Marmaris, Bodrum Kuşadası turu düşünün.
Türkiye’den talep edilse, bu şirketleri teşvik edecek formüller bulunabilir. Türkiye’nin böyle bir projeye destek vereceğinden adım gibi eminim. Yeter ki üretilsin.
Ya da ne bileyim, burada faaliyet gösteren denizcilik şirketleri teşvik edilemez mi?
Böyle bir turun satış sorunu olacağına inanmam. Bir kere cruise’lara dünya parasını döken Kıbrıslı için Türkiye kıyılarını gezmek de cazip olacaktır. Diğer yandan Türkiye, halihazırda yabancılar için çok tercih edilen bir destinasyon olduğuna göre, iyi bir tanıtımla yabancı turiste ulaşmak da pekala mümkün.
Yine aynı noktaya geliyoruz. “Ambargo var, ne yapalım…”
Üretmeden, yaratıcı olmadan, ambargonun üstesinden gelecek çalışmalar yapmadıktan sonra, biz daha çok yıllar böyle hayıflanır dururuz…

YERİN KULAĞI VAR
HANİ DE KABUL ETMEYECEKTİ:

Arabacıoğlu’nun istifasıyla ilgili ilk değerlendirmesinde, “İstifayı kabul etmeyeceğim, yüz yüze konuşacağız” diyen Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, istifayı kabul ettiğini açıkladı. Peki, bir günde ne değişti ki? Bunun anlamı, Arabacıoğlu’nun istifa nedenlerine çare üretmeyecek oluşu mu acaba, yoksa bizim bilmediğimiz başka şeyler mi var..?

ŞİMDİ SEYREDİN KAVGAYI:
Eğitim Bakanı Arabacıoğlu’nun istifasının kabul edilmesinin ardından gözler yeni bakanın kim olacağına çevrilmiş durumda. Şu an için Menteş Gündüz, Hakan Dinçyürek ve Genel Sekreter Hasan Taçoy isimleri öne çıkıyor. Partideki DP kanadının Taçoy ismine sıcak bakmadığı, Genel Başkan Denktaş’ın, Taçoy üzerinde ısrar etmesi halinde ise partiden kopmalar olacağı ihtimali, büyük sorun yaratıyor. Bu nedenle koltuk için dengeler Menteş Gündüz üzerinde yoğunlaşmış durumda. Bir aksilik olmazsa yeni Eğitim Bakanı’nın Menteş Gündüz olacağına kesin gözüyle bakılıyor…

İSTENEN BUDUR:
İşte bir küçük dokunuş daha… Bakanlar Kurulu, toplu taşımacılıkta sürücülerin en az 5 yıl KKTC’de yaşıyor olması, iyi hal kağıdına sahip olması şartlarını getirdi. Basit bir Tüzük değişikliği ile. İşte budur. Ne yasa ister, ne de fazla düşünme gerektirir. Gündelik sorunlardan bir tanesine pratik bir çözüm. Yeter ki, birileri bir şeyleri düzeltmeye karar versin. İstenirse oluyor…

NE HALE DÜŞTÜLER:
Derviş Bey’i aday olmaya ikna edebilmek için utanmasalar kapısının önünde miting yapacaklar. “Eroğlu aday olmazsa biz ne yaparız” telaşına düşen ve Eroğlu’ndan bekledikleri adaylık açıklamasını duyamayan UBP, ikna turlarına başlıyormuş. Koskoca UBP’nin düştüğü duruma bakar mısınız. Zaten Derviş Bey de bunu bekliyor anlaşılan…

KAÇMAK NİYE:
UBP Genel Başkanı Özgürgün, eğitim yılı başında bakanın istifasını eleştirmiş, koalisyon hükümetiyle ilgili olarak da, “Nerede bir sıkıntı olsa bırakıp kaçacakmış gibi bir halleri zaten vardı” değerlendirmesinde bulunmuş. Halbuki onlara göre sıkıntı olsa da, koltuğu bırakıp kaçmak yerine, kulaklarını tıkayıp koltuğa daha da sıkı sarılmak gerekir. Yıllarca öyle yapmadılar mı..?

KTHY’Yİ UNUTMADIK:
CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk’ten sonra, milletvekili Asım Akansoy da su konusunda son sözün KKTC devletinde olması gerektiğini söyledi. İyi güzel de KTHY’de olanları unutmayalım. Biz yöneteceğiz diyerek, hisseleri devraldıktan sonra nasıl battığı hala belleklerde. İlle de biz yöneteceğiz diyerek, bu işi de yüzümüze gözümüze bulaştırmayalım da… Yok eğer, verelim suyu devlet kurumlarına ve gene torpilliler ödemesin, halk parasını öderken, bazı imtiyazlılar beleş kullansın, seçim zamanı borçları silip oy toplarız derseniz, ona diyecek sözüm yok…

ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer: Soyer, Eroğlu’nun taraftarlarının, desteklerini doğrudan göstermek yerine, diğer adaylar aleyhine “ince ayarlar” yaptıklarını belirterek, “Amaç, solda, demokratik kamuoyunda, özellikle CTP-BG tabanında kuşku, kaos yaratmak. Farklı, sol adaylar ve çizgiler arasında kavga dövüşü beslemek. Böylece, Sayın Eroğlu’nun seçimde şansının olmadığını bildikleri için, bu yolu, belki deyip açık tutabilmekti” diyor ve bu oyuna gelinmemesini tavsiye ediyor.

DİPTEKİLER
Tuhaf Bir Basın Toplantısı: İstifa eden Eğitim Bakanı ile istifasını sunduğu Başbakan Yardımcısı’nın birlikte basın toplantısı yapacaklarını duyduğumda gerçekten şaşırdım. Nasıl yani? Demek ki, Arabacıoğlu’nun şikayetlerini, Serdar Denktaş da paylaşıyor dedim. Nitekim yaptılar. Ve Serdar Denktaş da, aynen Başbakan gibi, bu istifanın bir mesaj olduğunu söyledi. Peki kime bu mesaj? Size değil mi? Sorunları çözecek olan sendikalar mıdır? Ya da başka bir makam mıdır? Hükümet bu kadar mı çaresizdir? Madem ki Arabacıoğlu’nun istifası haklıdır, öyleyse istifa etmesi gereken sadece Arabacıoğlu mudur? Yoksa bir başkası bulunur, sorunlar da devam eder gider mi..?