Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Tarihi imzalar

Yoldaşım Cevdet’le (Birey) ve Bizim Deniz’le (Deniz Kalıbcıoğlu) bu aralar yine sıkça bisiklet takılmaya başladık. Dereboyu Cam Cam’dan geçip, bi’zamanlar 60’lık havan yanında, uçaksavar patırtılarının da duyulduğu ve şimdilerde de o alanda ortak ralli arabaları seslerinin duyulduğu eski Ledra Hotel önünden geçip direkt Güney Lefkoşa’nın Prodromos Park’ına yollanıyoruz. O kadar güzel bir spor ve rekreasyon alanı ki burası her oraya vâsıl olduğumuzda “Diren Harmanacı” deriz ama yine bildik işimiz nanay! Neyse, Sevgili Cevdet, Avrupa’nın en bilindik jeneratör üreticisi ve de yöneticisi. Daha geçenlerde Fransa’nın sıkıntıda olan total sanayi elektriğini halletti. Fransızlar az kalsın resesyon açıklıyorlardı. İşte, bu muhabbette bisiklet sürüşü esnasında Avrupa Birliği’ne (AB) ait gabakları kesmeye bayılırız; Garibim Kıbrıs Cumhuriyeti iflasını açıkladı ya, herkes ekonomiyle Kıbrıs Davası/Sorunu’nu üstüste getirdi. Bi’defa Rumların AB’ye girmesiyle kara para işleri azaldı, üzerine de Yunanistan’daki bankaların iflas çekmesiyle paraları battı, kepenkleri kapatıldı. E işin içerisine küresel ekonomik kriz de girince Limasol, Baf ve Ayia Napa merkezli turizm faaliyetleri de nanay oldu. Makro ekonomide kuraldır; Her ülke ürettiği mal ve/veya hizmeti önce komşusuna satmak zorundadır. Sıfır ulaşım maliyeti ile rekabet edebilirlik tabii ki de artar. Zaten adamların işi gücü rekabet edebilirlik oldu bu fâni ve de tek dişi kalmış Avrupa Birliği canavarında. ”Örneğin Danimarka, komşusu İsveç’e mal satmak için toplamda 40 kilometrelik bir köprü inşa etmiş” dediCevdetciğim sohbet esnasında. İşte bu gerçekten yola çıkarak örneğin Kıbrıs’ta üretilen Keo’nun birası 76 milyonluk Türkiye pazarına sokulsa kilisedeki papaz günah yazar mı? E tabii ki de yazar, ziraGüney komşularımız bu kafayla asla laik bir düzende yaşayamayacaklar. Birleşik Kıbrıs’ın da önündeki en büyük engel kilise değil miydi! Hristofyas Amcam bile papazın zoruyla ”OXI” çekmişti Annan Amca’ya. Hâl böyle olunca da sürgit ayrılık devam etti. E futbolda durum ne? Türkiye Futbol Federasyonu ile Kıbrıs Futbol Federasyonu arasındaki ilişkiler özellikle Şampiyonlar Ligi düzeyinde içli dışlı sarmısak başlı maşallah. Adamlar artık Türk Hava Yolları uçağını İstanbul’dan kaldırıp, Atina’yı teğet geçerek direkt Larnaka’ya çakıyorlar. Yakında Güney Lefkoşa’daki eski havalimanına da çakarlarsa hiç şaşırmam. E bizde durum ne? Bi’defa Sertoğlu Yönetimi’ni peşinen kutlarım. Bizim adam masadan asla kaçmadı, asla konuyu savsaklamadı ve de en önemlisi asla ve asla hiçbir siyasetçiye kulak asmadı. E Birleşik Kıbrıs Futbol Federasyonu’na ait ’ortak lig’ için de yavaş yavaş sular ısınıyor. Boru değil, Kuzey ve Güney olmak üz’re her iki futbol federasyonu da onlarca kez toplantı yapmış, yüzlerce kez yazışmış ve de binlerce kez bu gündemi dillendirmiş. Sonuç mu? Ortak futbol sorununa ilşkin bi’şeylerde ortak anlaşmaya varılmış ki, Gerek FIFA temsilcileri, gerekse UEFA temsilcileri 5 Kasım Zirvesi’nde toplantıda hazır bulundu. E bunun yanında şaka gibi; Değirmenlik Kulübü, Kıbrıslı bir Rum olan sevgili Demetris Vasiliou’ya imzayı çaktırtmış. Rüyada görsek hayra yoramayacağımız işler bunlar! Sonuç mu? Özel izinle maç da artık kesmez! Tek çıkar yol ’ortak lig’. Futbolumuz devrim niteliğinde bi’karara imza aşamasında. Sertoğlu ve yönetimine destek vermek lâzım. ‘Tarihi imzalar’ da yakındır. Aksi takdirde bakanlık önlerinde fatura fatura sızlanma ve de ülke gençliğini özelde futboldan, genelde de ada’dan daha da soğutma işlemi vûkû kesindir. Hade babay…