Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mandıra Sorunu

Galiba her şey döne döne aynı yere gelip çakılı kaldı.

Zaten imam gizli olanları da açıklamış sayılır.

Maraş’ın Rumlar tarafından kullanımına karşı,

Güzelyurt ile Erenköy arası birleştirilip Türk Yönetimine verilmeli dedi.

Öyle Karpazmış, toprakmış falan,

Ya da asker çekilsinmiş filan,

Olmaz öyle şey dedi…

Aynı yerde durmak çözüm getirir mi?

Şimdi iki harita var.

Biri komşunun,

Diğeri bizim.

Eski ama bölünmemiş Kıbrıs haritalarına ne olduğunu kimse tartışmadığına göre,

Haritalar savaşı da yeni bir sorun olarak çelik kasaya konmuş oldu…

Diyeceğim,

Herkes bildik noktada ise,

Biz mandıramıza bakalım!

Ne olacak bu Lefkoşa’nın hali?

Yorgunluktan dizlerinin üzerine çöken bu virane Venedik kentinin sorunları Cenevre’de ele alınamayacağına göre,

Ve hiçbir planın içinde bulunmadığına göre,

Ne olacak?

Lefkoşa sokaklarını gezerken Arasta’ya kadar gelmiştik.

Baf Sokağının, ki ince uzun bir yoldur, birleştiği yerdir Arasta’nın başlangıcı.

Lokmacı Kapısı oradadır ki en canlı mekanlarındandır surlar içi kentin.

Eski dönemlerde de çok canlı bir yerdi bu bölge.

Kadınlar Pazarı burada kurulurdu.

Peçeli ve beyaz çarşaflı kadınlar buraya gelir,

Sırtlarını bir duvara yaslarlar,

Öbekleşmiş bir manzara oluştururlardı.

Ayakuçlarına serdikleri mendillerin üzerinde el işi ürünlerini satarlardı…

Günümüzde çeşit milletten insanlar bu bölgeyi doldurur.

Barikattan gelip geçenlerin gözleri şaşkın.

İki tel örgü arasına sıkışmış hayatlar hayret uyandırır.

Konuşulan çeşitli diller birbirine karışır.

Ki eskiden de böyleydi.

Çok dilli bir ülkeydi Kıbrıs oldum olası…

Nihayetinde Baf Sokağı Arasta Sokağına bağlanır ve oradan Ayasofya ve Bandabuliya’ya çıkar.

Bu açık pazar, 1930’lu yıllara kadar bildiğimiz açık bir pazardı.

Üstü açıktı yani.

Bu tür yerlere başka kentlerde de rastlanırdı.

Larnaka’da, Mağusa’da.

Genellikle bez parçalar gerilirdi pazarın üstüne ve bu esnafı güneş ve yağmurlardan korurdu.

Lefkoşa’daki açık pazar, İngiliz döneminde kapalı hale sokuldu.

Üstü örtüldü; dam inşa edildi.

Günümüzde yenilense de eski nostaljik görüntüsünden çok uzaklaştırıldığını söylemek mümkündür…

Lefkoşa’da meydan olarak sadece Sarayönü Meydanı yoktu.

Ayasofya Meydanı da vardı,

Ve bu meydanda da mitingler, gösteriler yapılırdı.

Burası günümüzde nispeten meydan özelliğini kaybetmemiştir.

Ama bıraksalar,

Bu meydanın da dilim dilim yok edilebileceğinden kimsenin kuşkusu olmasın…

Bu kadim şehrin yarını Cenevre’nin konusu olamaz tabii.

Ama kiliseler, camiler ve mezarlıklar görüşmelerin konusu olabiliyor hayret.

Sanırsınız dibine kadar dininde herkes halbuki ne alaka…

Neticede,

Surlar içi kadim şehere Lefkoşa konusu,

Bir mandıra sorunu olmaya devam ediyor hâlâ…