Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıManşet

Belli değil… Ama belirsizlik bitmeli…

Liderler Cenevre’de hangi konularda uzlaştı?

Belli değil…

Peki hangi konularda uçurumlar var?

Belli değil…

Yunanistan Dışişleri Bakanı Kocias, bunca tartışmaya rağmen neden sıfır hazırlıkla Cenevre’ye geldi, neden kaba kaba konuştu?

Belli değil…

Eide, neden Yunanistan’a, “Hem garantörlüğün kaldırılmasını istiyorsunuz, hem de masaya oturmakta gecikiyorsunuz” diye mesaj yolladı?

Belli değil…

Dönüşümlü başkanlık konusu 48 saatimizi yedi Cenevre’de… Uzlaşı var mı, yok mu?

Belli değil…

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ağzı ile haritayı çizdi. Maraş’ın hem açık, hem de kapalı kısmını verdi. Karpaz’ı vermeyeceğini söyledi. Erenköy ve bölgesine bir bağlantı talep etti. Beynimiz yandı. Şimdi, biz masada Erenköy’e tek bağlantı olan, Yeşilırmak’tan sonraki Rum köyü Pirgo’yu mu istedik?

Belli değil…

“Bir karış toprak vermeyiz” diyenler, “Açık Maraş’ı veririz” diyen Erdoğan’a tepki gösterecek mi?

Belli değil…

Yunanistan “Tek bir asker istemem” diyerek ta baştan işi zora soktu ve aslında durumun devamına da katkı yaptı. Kocias bu tavrıyla adada 40 bin askerin kalmaya devam edeceğini biliyor mu?

Belli değil…

Türkiye, garanti anlaşmasından kaynaklı 650 askere vurgu yaparken, 39 bin 350 askeri geri çekeceğini mi söyledi?

Belli değil…

Müzakereciler Cenevre’de güvenlik ve garanti görüşecek ekiplerin başına geçti. Müzakereciler bundan böyle diğer dört başlıkta görüşme yapacak mı?

Belli değil…

Liderler aslında hiçbir başlıkta tam anlaşma sağlayamadı. Müzakereciler de başka görevde şimdi. Anastasiadis ve Akıncı, bu arada bir araya gelerek ilerleme sağlamak için çalışma yapacak mı?

Belli değil…

18 Ocak’ta garanti ve güvenlik konferansı ikinci kez Cenevre’de toplanacak. Kaç gün sürecek?

Belli değil.

Yine uzlaşı çıkmazsa, yeniden bir toplantı tarihi saptanacak mı?

Belli değil.

Teknik ekipler uzlaşamazsa… Dışişleri Bakanları hangi tarihte bir araya gelecek?

Belli değil…

Türkiye serbest bir şekilde, açıklama yaparken, çözüm olup-olmayacağı yönünde açıklama yaparken, Cumhurbaşkanı, “Müzakereleri yürüten kişi olarak ben, bu aşamada bir şey söylemeyeceğim ve sorumlu davranacağım? dedi… Mesajı kime?

Belli değil…

Tüm bu olaylar arasında, “süreç çöker mi” diye soranlar var…

Belli değil…

“Harita sunarak iyi mi yaptık kötü mü yaptık?” Sorusunun cevabı…

Belli değil…

Yeniden aynı ivmeye ulaşılır mı?

Belli değil…

Liderler Kıbrıs’ta bir araya gelir mi?

Belli değil…

Yarım uçak dolusu devlet çalışanı, üç bakanın peşine takılıp, Cenevre’de sürece ne fayda sağladı?

Belli değil…

Beşparmak Grubu üyeleri de oradaydı… Beşparmak’ın orada sürece ne katkısı oldu?

Belli değil…

Bu aşamada herkes umutsuz… Umutsuz olmak mı gerekiyor?

Belli değil…

Velhasıl…

Bugüne kadar Kıbrıs konusunda olmaz denilen oldu, olur denilen durdu…

50 yıldır bekleyen bu sorun, bir 50 yıl daha bekler mi?

Belli değil…

Biz akşam, heyet bugün yola çıktı. Özdemir Tokel neden Pazar günü dönecek?

Belli değil…

Bu liste uzar gider…

Belli olan tek gerçek var…

Kıbrıslı Türklerin artık bu belirsizlikle daha uzun yaşayamayacağı…

Çözümsüzlüğün her şeye rağmen Kıbrıslı Türklere zarar verdiği…

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve ekibi ortaya ciddi bir emek koydular ve süreci beşli konferansa kadar taşıdılar…

Anastasiadis, “Mont Pelerin olmaz” dedi, oldu…

“Cumhurbaşkanı olarak katılırım, yoksa olmaz” dedi, toplum lideri olarak ağırlandı…

Türkiye’nin, Rum kesiminin zaman zaman ikna olmadığı konularda da adım atarak, Yunanistan’ın ve İngiltere’nin karşısında masaya oturdular…

Çözüm için halen daha umut var ve belli oldu ki, çözüm isteyenler daha çok çaba harcamak zorunda.

Belli oldu ki, bu statüko hepimize zarar veriyor.

Çözüm olacak, ya da olmayacak…

Kıbrıs Türkü, bu belirsizlikle artık daha fazla yaşayamaz…

Çözümsüzlük devam ederse, Kıbrıslı Rumların da artık en az Kıbrıslı Türkler kadar huzursuz olacağını da bilmemiz gerek…

Şu anda “ivmesi düşen ve ruhu yara alan” süreç çökerse…

Artık çok daha farklı şeyler konuşmaya başlayacağız…