Dün öğlen kahve içmek için bilgisine, kültürüne çok saygı duyduğum hukukçu dostumla buluştuk. Oldukça keyifsizdi. Sabah geçirdiği küçük bir tıbbi operasyondan dolayı olduğunu düşündüm ama konu çok daha farklıymış.
Dostumun keyfini kaçıran olay, geçen gün Yasa Gücünde Kararname’yle Taşınmaz Mal Yasası’nda değişiklik yapılması ve vergilerin artırılmasıydı. “Magna Carta’dan da geriye düştük. Vergi hukukunun en temel ilkesi çiğnendi.” dedi…
Sonra anlattı:
İktidarların sahip olduğu “mutlak” vergilendirme yetkisi orta çağın başlarından beri halk hareketleri ile birlikte önemli sınırlamalara tabi olmuştur. İlk sınırlandırma Yurtsuz John olarak bilinen İngiltere kralı ile soylular arasında yaşanan ihtilaf ile ortaya çıkmıştır. Kralın vergilerine isyan eden soylular ile kral arasında 1215 yılında Magna Carta olarak bilinen anlaşmaya varılmış ve Kral “mutlak” vergilendirme yetkisinden feragat ederek, vergi salmadan önce Common Council olarak bilinen Konsey’in rızasını alması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu hüküm ile “Temsilsiz vergi olmaz” ilkesi kabul edilerek “vergilendirmenin kanuniliği” ilkesinin temeli atılmıştır. Bu ilke 1628 tarihli Haklar Dilekçesi ve 1689 tarihli Haklar Bildirgesi’ne de girmiş ve Kralın parlamentonun onayını almadan yaptığı vergilendirmelerin hukuksuz olacağı ifade edilmiştir.
İngiltere’deki düzenlemeler bir süre sonra onun sömürgesi olan Amerika’da bu kez İngiltere’ye karşı bağımsızlık savaşında kullanılmış. İngiliz hükümetinin koyduğu ağır vergilere isyan eden Amerikan halkı 1776 yılında kabul ettiği Virginia Bağımsızlık Bildirgesi’nde “Vergide kanunilik” ilkesini kabul etmiştir.
Bu ilke Fransız Devriminin temellerinden de biridir. “Vergide kanunilik” ilkesi, 1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nde de yer almış ve modern anayasalar tarafından benimsenmiştir.
Aynı ilke, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1 No’lu Protokolün 1. maddesinde de yer almaktadır. Bu ilkeye göre vergi ödenmesini içeren önlemler ancak “yasayla” konulabilir.
Diğer modern anayasalar gibi KKTC anayasası da aynı ilkeyi benimsemiştir. Vergi ödevi başlığı altında, “Vergi, resim ve harçlar ve benzeri mali yükümler ancak yasa ile konulur.” denilmiştir.
2016 yılında hükümet bir Yasa Gücünde Kararname ile seyrüsefer ruhsat harçları ile ilgili düzenleme yapmıştır. Dönemin ana muhalefet partisi CTP konuyu Anayasa Mahkemesine taşımış, Mahkeme, Kararname’nin yürürlüğünün durdurulmasına karar verirken, Yasa Gücünde Kararnamelerde, ortada bir “ivediliğin varlığı; başka bir deyişle çabuk davranma zorunluluğunun bulunması” gerektiğini vurgulamıştır. Öte yandan aynı kararda belirtilen ikinci görüşte, “Anayasa’nın 75. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ‘ancak’ kelimesinden anlaşılacağı gibi vergi yükümlülüğünün, ‘sadece’ yasa ile düzenleneceği hususu emredici bir şekilde belirtilmiş, vergi, resim ve harçları düzenlenme yetkisi doğrudan Cumhuriyet Meclisine verilmiştir.” denilerek “vergide kanunilik” ilkesine vurgu yapılmıştır.
Geçen gün çıkarılan Yasa Gücünde Kararname ile hem Anayasa’nın 75. ve hem de 112. maddesine açıkça aykırı davranılmıştır.
Magna Carta’dan beridir uygulanan ilkenin gerisine düşülerek hukuk devleti ilkesi çiğnenmiştir…
KKTC’de az da olsa hala insanların güvendiği bir adalet müessesesi kalmıştır. Hukukun uygulanması konusunda titizlenmek, “hukukçuluk oynamak” değildir.
Bana göre, emlak vergisi zaten batık durumdaki belediyeler için en büyük gelir kaynaklarından biri. Artırılabilir. Ama öyle hükmü karakuşi değil. Hukuk devletinin temeliyle oynayarak değil.
İktidarın demokrasiyle oynadığı gibi, hukuk devletinin temelleriyle oynamaya da kalkışması endişe verici. Herkes özellikle de siyasiler, hukuk ilkelerini gözetmek konusunda titiz olmak zorundadır. Başka türlü davranmaya ne hakları ne yetkileri vardır. Bakın demokrasiye yapılan müdahalede sıra başkalarına nasıl geldiyse, hukuk da gün gele herkese lazım olur…
YERİN KULAĞI VAR
ANAYASA’YI “YOK” MU FARZEDİYOR?:
Başbakan Saner, küskün vekilleri ikna edemeyince, Başsavcılıktan Meclis tam sayısının 48’e düşürülmesi konusunda görüş sormuş. Al bir hukuk dışılık daha. Anayasa ihlali. Haydi Tatar’ı geçtim de Özgürgün’ün istifasını siz kabul etmediniz. Zaten Anayasa 50 milletvekili, nokta diyor. Anlaşılan bu hükümetin yasa ihlalleriyle epey uğraşacağız. Eminim Başsavcı da bu görüşe sadece güler.
YASAL AMA ETİK DEĞİL: Hukukçularla, milletvekilleriyle konuştum; Resmiye Canaltay’ın adaylığı, Meclis salt çoğunluğunun (26 vekilin) oyu ile reddedildi. Her şeye rağmen, adaylığına yasal bir engel yok, Anayasa ya da Meclis İç Tüzüğü’nü yapanlar böyle bir durumu akıllarına getirmemiş olmalı. Ancak etik değil, vicdani değil. Kendisi demokrasiyi ihlal ederek gelen atama parti başkanından çıkacak sonuç da ancak bu kadar olur…
KADROLAŞAMAMIŞLAR:
Bertan Zaroğlu dert yanıyor, iktidar olamamışlar. Sebep, kadrolarını atayamamışlar, başbakan bir türlü onay vermezmiş. Atama yapamamışlar diye iş de yapamıyorlarmış. Düşman mı o kadrolar? Hangi işinize engel oldular? Atama yapmanız ahlaki değil zaten, 10 aylık bir hükümetsiniz böyle harcamalar yapma lüksünüz yok. 10 ay için kadroları tarumar etme hakkınız olamaz. Olmamalı. Demeye kalmadı ilk kadrolaşmayı başlattılar bile, YDP’nin istişare Kurulu üyesini Ekonomi Bakanlığı’na Özel Kalem Müdürü atadılar, geçmiş olsun…
YILBAŞI KUTLAMASI NEREDE YAPILDI SAYIN PİLLİ?:
“Yılbaşında da toplanmalar oldu. Halkımız bu konuda duyarlı davranmadı. Vakalar yılbaşı eğlencesi düzenleyen yerden”…. Bunu Sağlık Bakanı söylüyor. Hani günlerce casinoları yasak dışında tuttunuz, bulaşı artırıyorsunuz, adaletsizlik yapıyorsunuz dediğimizde kulak asmayan, hala daha kumarhaneleri açık tutan Bakan. Ya da kendine bunu yaptıranlara karşı çıkamayan Bakan. Durun daha, yılbaşı coşkusunun acısı ortaya çıkmadı. Bekleyin bakalım, 14 günde vaka sayısı ne olacak. Hem nala hem mıha. Biliyorum sıkıdadır Sayın Pilli ama maalesef yaptıkları da ortada…
YÜZDE 30 MU, 60 MI, YOKSA 50 Mİ?:
KTTO, “emlak vergilerine %60’a varan fahiş zamlar yapılması kabul edilemez bir davranıştır” açıklaması yaptı. Kafalar şimdi tam karıştı, çık çıkabilirsen bu hesabın içinden. Ekonomi profesörü olduğunu söyleyen Arıklı, emlak vergisinde metrekare başına 2 TL olarak uygulanan verginin yüzde 30 zamla 3 TL’ye çıkarıldığını açıklamıştı. Metrekareye yapılan 1 TL’lik artışı Arıklı yüzde 30, KTTO ise yüzde 60 olarak açıklıyor. Bu kadar basit bir hesabı bile yanlış yapıp, işine geldiği gibi açıklıyor. Aslında yapılan zam, ne Arıklı’nın dediği yüzde 30, ne de KTTO’nın dediği yüzde 60 değil, yüzde 50’dir…
HAYALİ BÜTÇE:
Bütçe açık ilan ederek başlıyor. 1 milyar 910 milyon TL’lik açığın TC yardımları ile 760 milyon TL’ye düşmesi öngörülüyor. Ancak bu da imzalanması temenni edilen protokole bağlı. Siz açığı 2-3 milyar olarak kafadan hesaplayabilirsiniz. Şu yönetim anlayışına ve izlenmesi kesin olan seçim ekonomisine bakarak, daha da üstüne çıkması büyük olasılık…
TEHLİKE BÜYÜYOR:
Salgın konusunda şaşkın ördek gibi davranan, aldıkları kararları bile uygulatmaktan aciz Saner hükümeti, hepimizi karanlığa sürüklüyor. Salgın artık her yerde ama, hükümet hala daha ayrıcalıklı ve yetersiz kararlar alma ısrarını sürdürüyor. Eğer durum gerçekten kontrol altında ise, ocak ayında yapılacağı açıklanan öğretmenlik ve hemşire sınavları niye Nisan ayına ertelendi söyler misiniz?

































