Ülke devlet toplum topluluk kurum kuruluş işletme kurumsal yapılardan tutun özel işletmelere kadar ülkemizde söylemde en etkili kullanılan liyakat uygulamada ise torpil şimdilerde ise din inanç referans kabul edilmesi istihdamda ve terfilerde bilakis kamuda birincil referans olarak kabul edilmesi yeterli.
Ülkemizdeki laik seküler demokratik sosyal devlet tanımı elimizden kayıp gidiyor, son aşama tüm yalınlığı ile karşımızda durmuyor devam ediyor.
On yıllardır ülkemizdeki kamusal ve kurumsal yapının hakka hukuka bakmadan liyakate bakılmaksızın yandaşlık üzerinden sürdürdüğü istihdam, peşkeş, ganimet, haksız kazanç, bu durumlara bağlı olarak siyasallaşan ve statükoya dönüşen devlet yapısı bugün Kıbrıs Türk halkının sorunlarını çözme noktasında yetersiz kalmaktadır.
Bu durumu sağlayan partiler 1974 sonrası en çok hükümet olan siyasi yapılardır, bu şu demek oluyor toplumun büyük bir kısmı adil sürdürülebilir şeffaf, evrensel normlara uygun bir yapının Kıbrıs Türk toplumunun beklentileri arasında yeterince güçlü olmadığı görülüyor.
Bu faydacı ilişkinin tek taraflı olmadığı ve bu meseleyi bugün deniz bitti diye konuşanlar yeniden faydacı yapıların oluşabilmesi ganimetin devam edebilmesi adına tüm bu olanları halının altına süpürerek her türlü durumu kabul ederek kendilerini , özgün bir kültür ve inanç biçimi olan Kıbrıslı Türklerin bu konuda dizayn edilmesini on yıllardır görmezden gelinerek bu noktalara gelinliği de bir gerçektir.
Birçok yapının Kıbrıs üzerinde kendilerine pozisyon yaratabilmek için kullandıkları paralel yapılanmadan tutun yandaşlık ilişkisinden tutun şimdilerde dindaş-,dinci, inançlı-inançsız ve öteki yaratma anlamına gelen tartışmalar kamusal alanlarda ve sivil alanlarda birçok farklı yapıların Kıbrıs Türk halkı üzerinden örgütlenerek kendilerine yer edinmesine izleyici kalan, yukarıda tanımladığımız sosyal devleti tanımına uygun davranmayan hükümetlerin ve sivil toplumun önümüzdeki zamanlarda karşılaşacakları durumları bilmelerine rağmen sessiz ve suskun kalmalarını ,özgün Kıbrıslılık ne demek olduğunu birbirimize söylemenin dışında gereğini yaparak siyasi temsilcilerin ülke yönetimine getirilmesi önemlidir.
Bu süreç Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halkımızın temel hakları arasında olan insanca bir yaşamın çağdaş demokratik adil adaletli ve refah içinde yaşayabileceği bir ülke olabilmenin herhangi bir işaretini şu anda ülkeyi yönetenlerden göremediğimiz ve sürecin bu şekilde sürmesine müsaade ettiğimiz sürece toplum olarak daha iyisini görme fırsatımız olacağını düşünmüyorum.
Göçün etkin şekilde güney Kıbrıs’a, Türkiye’ye, ve Avrupa’ya ulaşabilmek adına gençlerin en yaygın olduğu ama her yaş grubundan bireylerin bir şekilde başka ülkelerde yaşama veya çalışma tercihlerin toplum içinde en yaygın konuşulduğu bir ülkede neyin iyi gittiği ile ilgili soruları ve görüşleri ortaya koyarken realite başka bir şey anlatıyor.
Toplumun alışkanlıkları üzerinden toplum mühendisliği yaprak dizayn çalışmalarına göz yummak bir şey olmaz demek ve kendimiz için yapmamız gerekenleri başkalarından beklemek bugünleri getirmiştir.
Halklar kendilerine düşen görevleri demokratik haklarını, yapmadıklarıyla ve yaptıkları ile bir sonuca varıldığını kanıksadığı zaman sonuç üzerindeki etkileri görülecektir.
































