Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Lefkara, Japonya yolcusu

UNESCO tarafından 2009 yılında Dünya Manevi Kültürel Miras listesine eklenerek koruma altına alınan Lefkara işi Kıbrıs sınırlarını aştı

 

Betül AKLAN

Kıbrıs’a özgü ve dünyaca tanınan Lefkara işi, dünya mirası olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Bu dünya mirasına sahip çıkan isimlerden biri de Kanako Sasaki.

Japonya’daki atölyesinde Kıbrıs el sanatını hiçbir kopya kullanmadan özgün bir şekilde devam ettiren Kanako Sasaki, Lefkara işini öğrenmek için geldiği Kıbrıs’tan kopamıyor. Lefkara İşi’nde ustalık seviyesine kadar yükselen Sasaki, her yıl kendini yenilemek için geldiği Kıbrıs’a ve Kıbrıs kültürüne olan ilgisini anlattı.

 

Kalbimden geliyor’

Japonya’da açtığı atölyesinde Kıbrıs el sanatlarını yaşatan Kanako Sasaki, Havadis’e konuştu.

Ev hanımı olduğu dönemde hobi olarak el işlerini öğrenmeye başlayan Kanako Sasaki, bu sırada keşfettiği Lefkara işine yöneldiğini söyledi.

Kanako Sasaki, beş yıl boyunca gelip gittiği Kıbrıs’ta köy köy gezerek araştırmalar yaptığını ve usta çırak ilişkisi içerisinde eğitim aldığını ifade etti.

Yıllar süren araştırmanın ve eğitimin sonunda açtığı atölyesinde Lefkara işi öğretmeye başlayan Sasaki, “Bir dünya kültürü olan bu nakışların değeri çok büyük ve kaybetmek istemiyorum. Lefkara’yı çok sevdiğim için kalbimden geliyor” dedi.

 

Kuzeyin ve güneyin barışla birleştiği nokta: Lefkara

Lefkara köyünde büyük bir el sanatları işletmesi olan Micheal Rouvis, eski öğrencisi Kanako Sasaki için övgüler yağdırdı.

1986 yılında İtalyan katedrali için Leonardo Da Vinci’nin ‘Son Akşam Yemeği’ tablosundaki Lefkara nakışlı masa örtüsünü aynı renk ve desen olmak üzere yeniden üreten Rouvis, el işlerine olan ilginin azalmaya başlamasından duyduğu üzüntüye dile getirerek, eski öğrencisini bir umut ışığı olarak gördüğünü söyledi.

Kıbrıs el sanatlarında 32’inci yılını dolduran Şenay Ekingen de yere göğe sığdıramadığı eski öğrencisinin kültürel mirasın korunmasında herkese örnek olması gerektiğinin altını çizdi.

 

‘Sonu gelecek gibi’

Kıbrıs kültürüyle ilgili herkesin üzerine düşen bir görev olduğunu söyleyen Şenay Ekingen, Büyük Han’ın Kıbrıs el sanatları açısından önemine değinerek şöyle devam etti: “Büyük Han, çok önemli bir yerdir. Tarihi han, buram buram Kıbrıs kültürü kokmalıdır; bunun önemini ortaya çıkartarak değerlendirmeliyiz. Burası, Lefkara köyü gibi, Kıbrıs el sanatlarının satıldığı ve öğretildiği bir yer olsa bugünkünden daha büyük bir çekim merkezi haline gelecektir. Biz burada satış yaparken; ilginin, sahiplenmenin, turistle tanıştırmanın az olduğunu görüyoruz. Haliyle gelir azalınca üretim düşer, insanlar daha fazla kazanabileceği dışarıdaki işlere yönelir. Bizde standart yok ve basitleştirilerek ticari işler geliyor arkadan. Lefkara İşi gelişirken farklılığımızı ve öncülüğümüzü koruyabilmemiz için sürekli kendimizi geliştirerek kaliteyi yükseltmemiz gerekir. O kadar güzel bir mirasımız var ki dünyaca ünlü. Yalnız bu işin sonu gelecek gibi.”

 

‘Son Akşam Yemeği’nden günümüze

Kıbrıs kültürünün en güzel örneklerinden biri olan Lefkara işinin tarihçesi de göz dolduruyor.

1974 öncesi Kıbrıslı Türler ile Kıbrıslı Rumların birlikte yaşadığı Larnaka’ya bağlı Lefkara köyünden adını alan bu el işinin, adaya gelen Venediklilerin yanlarında getirdiği Vendik danteli ile yerli halkın nakışının birbirini etkilemesiyle başladığı biliniyor. Lefkara işi Lefkara köyünün temel geçim kaynaklarından biri olurken, 15’inci yüzyılda adayı ziyaret eden Leonardo Da Vinci’nin, köyden geçerken dere motifi olarak bilinen desenden bir masa örtüsünü Milan Katedrali’ne hediye etmek üzere alması ve ‘Son Akşam Yemeği’ isimli tablosunda resmetmesi ile birlikte dünya çapında bir üne kavuşuyor.

2009 yılında UNESCO tarafından Dünya Manevi Kültürel Miras listesine eklenerek koruma altına alınan Lefkara işigünümüzde toplumdan topluma ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir dünya mirası olarak hayatta kalmaya devam ediyor.