Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kumarbaz Amerikalıları def etmek…

500 milyon dolarlık serveti olduğunu açıklayan NET Holding’in büyük hissedarı ve Merit Oteller Grubu sahibi Besim Tibuk, el altından dizayn etmeye çalıştığı KKTC iç politikasıyla ilgili niyetlerini de ifşa etmekten geri durmadı.

Besim Tibuk’a göre Kudret Özersay mutlaka cumhurbaşkanı olmalıymış.

Bunca servete rağmen vergi ödeyen şahıslar listesinde adına rastlamadığımız Besim Tibuk, her ay 500 bin lira zararına yayınladığı gazetesinin deniz aşırı üne sahip “duayen” yazarı da “Kudret Özersay seçilmezse Kıbrıs sorunu çözülemez” deyiverdi.

Ve böylece her sıkıştığında soluğu Besim Tibuk’un gazetesi ve televizyonunda alan Kudret Özersay’ın kimlerle “teşrik-i mesai” yaptığı da ortaya çıkmış oldu.

“Açıklık, dürüstlük, şeffaflık” şiarının peşisıra Kudret Özersay’a ve HP’ye oy verenlerin neden hayal kırıklığı yaşadıkları şimdilerde daha NET bir şekilde ortaya çıkıyor galiba.

Politik kariyerini “sermaye gruplarının değil vatandaşın hizmetkarı olma” üzerine kuran Özersay’ın bu özelliğini de kısa sürede yitiriyor olduğuna tanıklık ediyoruz.

Dahası “sadece vatandaşın emrinde olma” sözü veren Özersay, Ankara’daki kimi güç odaklarının etkisi altına girdiğini de görüyoruz.

Bu köşeden naçizane bir şekilde birkaç kez uyarmaya çalıştım.

“Otel odalarından uzak dur, oralarda politika dizayn edilmez” dedim.

“Hükümet dizaynları Ankara’da değil, Kıbrıs Türkünün temsilcilerinden biri olan HP yetkili kurullarında yap” dedim.

Ama tam tersini yapıyor.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı yolunda belli ki kendisine bir strateji çizdi ve o yolda yürüyor.

Ama vatandaş 5 yıl öncesi tanıdığı ve bildiği Özersay profilinden başka bir profil görmeye başladı.

***

Her gün binlerce kişinin yasa dışı bir şekilde devam ettiği ve bu yolla milyonlar kazanan kumarhanelerin politikaya bulaşması yeni bir durum değildir.

Geçmişte bazı kumarhanelerden akıtılan nakit paralarla seçmenin nasıl etki altına alındığı hala hafızalaradır.

Görünen odur ki önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benzer şeyler yapmaya yeltenmek isteyenler vardır.

Kumarhaneyi, otellerinin sadece bir dalı ve eğlence sektörünün tamamlayıcısı olarak gören turizmcileri elbette tenzih ederiz.

Fakat “KKTC kumar cennetidir” imajını bu ülkeye yapıştıran ve tatlı kazançları sürsün diye siyasi komplolar kurmaya çalışanlara da dur demek gerekir.

Dur demesi gereken de başta bu devletin ta kendisidir.

Eğer KKTC kumar baronlarının at koşturttuğu bir çiftlik değilse bu devlete sahip çıkmak herkesin görevidir.

Aksi KKTC teslim alınmış demektir.

Tıpkı 1960’ların Küba’sı gibi.

Fidel Castro, Che Guevara ve arkadaşları devrimi yaptıklarında ilk işleri devleti ele geçiren  kumarbaz Amerikalıları def etmek olmuştu.

Eeee öyle, halkın hizmetinde olmayan hiçbir güç barınmamalı, halkın iradesini gasp etmeye çalışanlara göz yummamalı.

Tarihsel onurlu  tavrı da bunu gerektirir…