Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KÖŞEMDEN: “SEÇİMLER” VE “KOOPLAR” ÜZERİNE…

Çocuklar gibi sevinirdik. Zaten çocuktuk! “Bugün arife yarın bayram” diye çığlıklar atarken mahalle yollarında koşturarak, çoşkulu sevincimizi deşarj ederdik..

…Bugün Başbakanın yeni yasama yılı nedeniyle “hemen seçim tarihini belirleyeceğiz” müjdesini işittiğimde hatırıma geldi o kırk elli yıl öncesi bayram arifeleri..

Küçük toplumduk. Basit olaylarla sevinirdik.. Günü birlik de olsa  insanlara lazım olan öylesi toplumsal heyecanlardı… Buna karşın:

***

ASIL OLAN SEÇİMLERDİR:  Çünkü işsizler için bir iş, falan yatırım için filan bankadan kredi, bir Bakanlıktan bir ötekine atlarken terfi…                                                                         Vesselam aşın işin paranın peşinde koşturanlar için fırsatlar..                    Politikacılar için fantaziya da olsalar, toplum katlarında ve yukarılarda bir tıklık ayrılacılıklar..                                                          Kİ çekip alın altlarındaki makam arabalarını… O araba kapılarını açıp kapatırken hazır olda duran görevlileri…                İki gün sonra soracaklar: “Ama neyim ben?” Üçüncü gün de geldikleri yere dönecekler!                                                                                          ***

HÂLÂ DEVLET OYUNU OYNUYORUZ: (Yanlış anlaşılmaya. Ne canı gönülden inandığımız KKTC’i basite indiriyoruz ne de bu adada iki egemen devletli çözümü savunurken,  protokolüne bile inançsızlığımızı çakarak kendimizi küçümsüyoruz..)

Sadece diyoruz ki   “devlet seçimlerle makamlardan ibaret değildir! Fantaziya hiç değildir!”                                                                  Fakat  aradan 47 yıl geçti yazık ki Kıbrıs Türk siyasetinin parti ve politikacıları kendilerini bu sendromdan kurtaramadı!                                         ***

TUTUN ki artık zamanı geldi denilen  önümüzdeki genel seçime de bu düşünceye yaklaşıyorum!                                                  Ve bu kez yıllar sonra yine  dilime pelesenk olmuşluğunca, “acaba diyorum, şu parlamento dışı muhalefet şerhimi kullanarak sandığa gitmesem mi!”

***

ÇÜNKÜ DEĞİŞMİYORUZ: Dolayısıyla değiştiremiyoruz!                                        Zırt pırt olagelen seçimler ne memleketin ne de devletin karakteristik yapısını değiştirmiyorlar. (Nedir o karakteristik yapısı? Onu da bizzat Koop. Sistemi içinde tüm olumsuzluklarıyla görebilirsiniz!)                                                     ***

HATTA ve gitgide yanlışlar doğruları bir bir götürürlerken hem seçmenler “seçmek” gibilerinden olagelen  ulusal görevlerini yerlerine getirmelerinde tereddüde düşüyorlar hem de  bizatihi devletin “yapısallığının” bozulmasına çanak tutmuş oluyorlar! !

Buna karşın yenilgiye doymayan güreşçiler gibi her yıl bir seçim yenilemeyi memleketin “yenilenmesi” olarak algılanmasını isteyenleri anlamak da hiç  mümkün olmuyor!..                                                                             ***

(…DİYELİM ve geçen hafta yeri yerinden oynatması gerekirken “Eee, ne oldu canım” denilerek sanki çok olağan bir memleket icraatıymış gibi belki ilgili haberlerinin bile vız gelip tırıs gittiği bir müzmin olaya bakalım:)

******

NEYİMİZ TAMAMDI DA O DA TAMAM OLSUNDU! Kİ MELALİNİ SÖYLER KOOPERATİFÇİLİĞİMİZ!…                               Geçen hafta Koop. Şirketler Mukayyidi Kemal Deniz Dana hem ilgili  kayyum oluşu hem de sorumluluk yüklenmişliğiyle yaptığı  bir açıklamada, memlekette 215 Koop. Kuruluşunun olduğunu, 215’inde yolsuzluk veya usulsüzlükler bulunduğunu açıklarken şöyle eklediydi:

KOOP KURULUŞLARINDA 500 milyon gibi bir para usulsüz dağıtıldı..

Bu paranın 100 milyonu zaten deve oldu, bir daha geri dönüşü yok!

İki buçuk yıldır devam eden denetimlerde pek çok Koop. kuruluşlarında usulsüzlükler saptandı…

DANA’ya göre geçen yıllar itibarıyla Koop. kuruluşlarında yeterince denetimler yapılmadı!

“HATTA” diyor Dana, “şimdi de beni denetim yaptığım için görevimden almak istiyorlar, yetkili ve sorumlulara bu konuda baskı yapıyorlar!”                                                                          ***                                         VE Dana SORUYOR: “Koop kuruluşlarına  sınavla işe alan bir idare mi suçludur, yoksa sınavsız sepetsiz senetsiz akrabalarını işe alanlar mı?”

Ve ekliyor: Bu usülsüzlükler nedeniyle Polise ve yargıya aktarılan 20’iyi aşkın Koop. kuruluşu vardır!                                                                                   ***

…MEMLEKET KOOPERATİFÇİLİĞİNE hiç yabancı değilim. Çünkü Kooperatifçiliği bir kalkınma modeli olarak görmekteyim. Devletin kalkınma politikasının  “kooperatifçilik” üzerinde oluşup şekillenmesini  savunanlardanım..                                            ***

KKTC DE GERÇEKLEŞEBİLİNİR MİYDİ? Tabi ki..

Çünkü İngiliz sömürge döneminde devletin temelini oluşturan “üretim ve tüketime” dayalı kalkınma politikasının yapı taşlarını zaten “kooperatifçilik” oluşturuyordu…

Mesela “köy ve kasabalardaki  bakkaliyelerinden  şirketlerine,  köylüye çiftçiye  libazmasından tohumluklarının teminine, kredilendirmelerine…                Varıncaya kadar “Koop”lar, tutun ki bugün seçimlerle gelip giden hükümetlerin başaramadıklarının kat katı yararlarla her zaman   köylünün üreticinin  yanında oldular…                                                                                                  ***

(YARIN da  bu konuda yazacağım.. Neden? Eğer bu memlekette hâlâ başında “Şirketler Mukayyidi” olan ve  dolandırılmasıyla batmışlığının önüne geçilmesi için  yasal mücadelesi  sürdürülüyorsa; kimseler görmese yada görmek istemese de demek ki “Kooplar da vardır Kooperatifçilik” vardır…

Varsa ya topluma yeniden kazandırılırlar bunun için mücadelesi yapılır yada  modası geçti denilerek ılga edilir..                                                                      ***

ZANNEDERSEM  Koop’lar konusunda devletin yada “Kooperatifçiliğe inanmış üretici ve Kooperatifleşmiş  sanayicilerin” de bu konuda düşünecekleri hatta vermeleri gereken kararları olacaktır..

Ki artık mesleki zümrelerin, bu ülkenin kalkınma sistemlerine katılımlarına yönelik eylemsel hareketlenmelerine büyük ihtiyaç vardır..

***

MESELA Özker Yaşın.. Öteki  nam’ı adıyla “Terzioğlu” bakın 1970’ler “Topluma gazel” şiirinde ne diyor:

“GÖRÜŞMELERDEN sonuç sıfıra sıfır demek..                                                               YA senin kaderindir ey toplumum beklemek.

İsmet Paşa atanmış inanıp bay Jhnson’a

Ne yazık bunun için atmamış Rum’a kötek!

Neticede kabaklar başımıza patladı.

Yıllardır yaptığımız dertlere dert dert eklemek.

Denktaş’la Klerides ne konuşurlar bilmem

Elbet güzel oluyor buluşup kebap yemek.

Şu tazminat işini bir sıraya koymadan

Doğru mu göçmenlere geriye dönün demek.

Rumlar koşar adımla geliyor hedefine

Biz hedefsiz kalmışız işimiz emeklemek…

***

ARADAN yarım asır geçti. Var mı bir değişiklik?