Köşe Yazarları

KÖŞEMDEN: AYNİ TERANELER


Dün “köşemde” “politikacıyı yoldan çıkaran politikalarıdır” dedimdi..

 Ki  “yönetimler  dönemlerinde” toplum liderleri etrafında saf saf toplananlara da “fantaziya meraklıları” kulpunu takardım.

  Çünkü hiçbir devrede örneğin ne toplum lideri olan Rahmetlik Dr. Küçük ne de büyük mücadele insanı rahmetlik Rauf Denktaş bile ayaklarına atılan çelmelerden dolayı toplumun önünde tökezlemeden yürüyemedilerdi!

   Her devrede “hasımları da vardı düşmanları da!” Buna karşın “makamlardan önce toplum çıkarlarını” gözettiklerinden  ve bu yollarda bir liderin yapabileceği fedakârlıkları yaptıklarından dolayı Kıbrıs Türk tarihine “Türk toplumunun liderleri” olarak kazındılardı..

  ARTIK ne öylesi “liderler” vardır ne de politikacılar! Fakat her zamanki gibi fantastik politika gösterileri vardır. Nitekim bu toplumda (galiba) kendilerine “sağ diyen 5 ve kendilerine sol diyen 3-4 siyasi parti vardır ki “taraftarları, misyonları, ve icraatlarıyla değil hatta “iktidar ve muhalefet” saflarında yer almalarıyla da değil; “Parti Başkanlarıyla”  vardırlar.. Zaten fantaziyada o “tepeden” başlar!

  Artı yüzlercesiyle de Sivil toplum örgütleri vardır. Ki bunların çoğu ayni evsafta ayni markaları taşıyan siyasi örgütlerdir! Ama ayrı ve gayrıdırlar çünkü “STÖ’lerinin oluşumlarında bile “baş” olmanın fantastik gösterisi yatar!

  KISACA hem siyasi hem de sosyal yönden “bölük pörçük bir toplumuz” ki dikkatinizi çekerim: 46 yıldır hâlâ “varoluş” savaşımımız olması gereken “Kıbrıs siyasi sorununa ilişkin  çözüm konusunda bir toplumsal görüş birliğine varamadık!

VE mal zaten ortada: Ya “sağcıyız” ya solcu! Ya “Rumcuyuz ya (tu taka dedikleri) milliyetçi! Ya Devletçiyiz dolayısıyla Türkiyeci! Ya “federasyoncuyuz!

 BU “parça körçe” oluşu” şimdilerde de Kapalı Maraş üzerinden  gerçekleştiriyoruz..

Ki açılması için düğmeye basıldığıyla başlayan süreç, öncesi tüm “liderlik ve toplumsal kavgalarıyla” eşdeğerdedir..

Birisi yangından mal kaçırır gibi “açıyorum” diyor… Diğeri, 46 yıldır Rumdan yana kararları ve bizi cezalandırmaktan öte bir faydasını göremediğimiz BM’lerin ilgili “kararlarına” sığınmaktadır.

 Ve  bundan sonra “Maraş’ın açılması için çalışmaların başlatılması” değil, “açılıp açılmamasına” yönelik tartışmalar başlayacak! Tabi Kıbrıs siyasi sorunu da Doğu Akdeniz’den sonra bir sorunu daha kucaklayacak!

 HA bunca laflamayı neden yaptım? “Şu Parlamento dışı muhalefeti” yeniden çağrıştırmak için. Onca seçimler tekrarlarına değişmeyen memleketin kaderini, bu kez “sandıkları boykot” ederek değiştirmeyi denemek için! atılıp istismar edilmemizden usanıp bıktığımız için kısaca!

                             ****

DEVLET OLMAS FIRSATI..                    

Bir günlük “gazete” sordu: “Su politikamız var mı?”

Sadece bu “başlığın” yarattığı çağrışım şu oldu: “Deveye sormuşlar neren eğri diye nerem doğru ki” demiş..

…Yukarıda yıllardır süregelen siyaset anlayışımızı vurgularken, neden kurduğumuz “devleti”  bir sorunlar külliyesi haline getirdiğimizi sorguladımdı da “tutun ki tavuk da yumurtadan çıkar, yumurta da tavuktan!”

KKTC dediğimiz Devlet tutun ki yıllardır emme basma tulumba gibi devri daim ediyor ama ortada ne çektiği ne de döktüğü su var!

Zaten ne diyoruz bu nedenle? “Taşıma suyla değirmen dönmez.” Yani sadece TC yardımlarıyla bu tekerlek dönmez..

NİTEKİM Tatar Hükümeti de onca iddiasına karşın Ankara’dan bazan zar zor akıtılan “parasal katkı” nedeniyle dayandı bunca zaman hükümette kalmaya..

Tam da buna mim koyacaktım. Çünkü:

 Parayı veren düdüğü çalarsa, “Türkiye’nin bize davul çalması bile az gelir!” Bu nedenle farkındasınız:

 TÜRKİYE Doğu Akdeniz’deki enerji olayına KKTC üzerinden dalarken, şimdi de Maraş üzerinden KKTC’e iniş yapıyor..

  İlk etapta tam donanımlı ve 5 yüz yatak kapasiteli bir Hastahane yapımı geldi gündeme.. (Keşke Mağusa Limanı, eksik aksak yollar, yarım kalmış kanlizasyonlar, artıma tesisleri Vs.. de gelse gündeme…)

  Fakat Maraş’ın açılmasıyla ilgili gelişmeler,  ayni zamanda bizden sorumlu koordinatörümüz olan Fuat Oktay’ın yanı sıra neredeyse TC’nin Bakanlar Kurulunu olduğunca KKTC’de topladı..

 Uzun süredir  KKTC’de TC ağırlıklı böylesi bir “siyasiler yoğunluğu” görülmediydi..         TABİ ki bu yeniden hareketlilik kazanan KKTC-TC arası aktif politika oluşumunda   Başbakan Tatar’ın göreve geldiği günden beridir “Türkiye yönelik çok yakın ve inancıyla pekiştirdiği samimi yaklaşımının” büyük etkisi vardır.. Nitekim yeni Hastahane yapımı bu “yaklaşımın” ödülü olmalıdır..

 ŞİMDİ Koordinatörümüz Fuat Oktay’ın, ayni zamanda “Erdoğan”ın Beştepe’deki yardımcısı olduğunu da dikkate aldığımızda, “yoksa KKTC’de yeni bir dönem mi başlıyor” diye  düşünmek mümkündür.. Hatta Ankara’nın bundan sonra Tatar Hükümetinin de toleransı ile “KKTC’e daha çok sahiplik koyacağı ihtimalinde…

 Eksiklerimizi gediklerimizi onarıp kapatmak yönünden bu tip ikili ilişkiler elbette olumludur hatta sevindiricidir ama…

  YA bu “yeni ilişkiler” KKTC’deki  yönetim erkinin  de içine duhul ederse…

Ki önceleri Doğu Akdeniz’deki münhasır bölgeler, şimdilerde Maraş açılımıyla başlayan “Türkiye’nin içimizdeki etkinlik ve faaliyetleri” artık ellenebilecek kadar gözlerimizin önündedirler..

Eğer bu “ikili ilişkiler” doğru ve  karşılıklı anlayışla  empatiye dayanan süreçlerde   (belki) dediğimce bundan sonrası “KKTC’nin “devlet olarak restorasyonuna yardımcı olursa tutun ki “Kurumlarıyla” birlikte “Devlet” olmanın bir aşamasını daha gerçekleştiririz..



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı