Köşe Yazarları

KORONAVİRÜS! (YA KIBRIS’A DA UĞRARSA!)


Önce ne anladığımı yazayım. “Koronavirüs” bahane, asıl amaç Çin’i devirme!

Başta Amerikalı Trump! Rüyasında görse hayra yormayacağı büyük fırsatı her halde ellerini ovuşturarak keyifle izliyor. Şöyle ki dünya savaşıyla bile deviremeyeceği dev Çin’i şimdi gözle bile görülmesi mümkün olmayan bir virüsle devirecek. Üstelik parmağını oynatmadan.. Ve üstelik henüz “işin başında!”

Bunca yıldır dünyada girmediği ülke pazarı kalmayan,  ihracatıyla bir ikinci “Çin dünyası” daha yaratan Çin’i tutun ki iki paralık bir virüs darmaduman etti edecek!..

Nitekim şimdilerde uçaklarının, bazı  ülkelerin havaalanlarına inmelerine izin verilmeyen Çin’i  kendi sınırları içine kapatmaya zorlarlarken, yarın ihracat ürünlerinde koronavirüs vardır gerekçesiyle  ekonomik ambargoya da tabi tutarlarsa  hiç şaşırmayacağım. Ki şimdilerde para  piyasalarını  vurmaya başladı bile. Eğer virüs belası devam ederse küresel boyutlarda ekonomik krizlere neden olabilir denmektedir..

BUGÜN neden  yazıma teamülüm aksine siyasi sorunla değil,  koronavirüsle başladım? Yazayım:

Bakın yıllar yılıdır Rumlarla Türklerin  paylaşım kavgası yaptığı bu ada  ne cennettir  ne asude bir  tatil beldesidir. Geçmişinde sıtmadan tifoya vereme kadar aklınıza ne kadar ölümcül hastalık varsa hepsini yaşamıştır.. Sanıldığı kadar da temiz değildir..

Yani uğruna lafazanlık yapılacak yada Rum’a musallat olmuş tutkusuyla “egemenlik savaşı” yapılacak bir ada da değildir..

NİTEKİM Allah göstermesin yarın o iblis virüs sınırlarımızdan  girse kaçacak yerimiz de yoktur, bugün paylaşamadığımız o denizlerinde boğulup öte dünyaya gideriz..

Kİ “sınırlar kalksın” diyenlere esprimdir:  İki ayrı bölge oluşturduğumuz için Allah’a dua etmeliyiz. Şöyle ki virüs Güney’e uğrasa Kuzey sınırlarını kapatarak kurtulurken, Kuzey’e gelse Güney kurtulur..

Fakat olay bunun çok ötesindedir ve böylesi küresel felaketlerde kimselerimizin  bu adada kavga ederek birbirini paralaması değil, iş ve güç birliği yapması gerekir..

Hatta ötede Yunanistan’la Türkiye’nin de.. Ki bu musibet virüs her hangi bir ülkeye musallat olduğunda, iyi kötü hiçbir komşusu ne “oh” çekebilir ne de olaya bigane kalabilir?

Toplu ölümlere neden olacak böylesi salgınlar  karşısında tırnak kadar   ülkeler arası “egemenlik hakkı” hükmü olamaz?

TABİ Anastasiadis ve  kafasının “koronavirüsü nasıl değerlendirdiğini bilmiyorum ama  haberi olsun: Kıbrıs’a uğrarsa hep beraber yeriz ayvayı!

                                   *****

GEÇEN HAFTAYA BAKMAK BİLE İSTEMİYORUM!

Nedenini yazmadan önce hatırlatayım ama:

Orhan Veli “Kitabe’i Seng’i Mezar” şiirinde “hiçbir şeyden çekmedi dünyada, nasırından çektiği kadar” dediydi.. Ki bizde ne “nasırlar” vardır! Bırakın potin giyebilmeyi yalınayak kumda bile yürüyemezsiniz, vurur! Kaldı ki koca “Devleti” düşüneceksiniz. “Hantal merkeziyetçi, kurumları laçka olmuş..”

Kaldı ki her yıl bir hükümet değişikliğiyle “yönetim erkini” düşüneceksiniz! Bununla  bile yetinilemediğinde gidilen erken seçimleri! Ve tabi her yıl biri giderken gelen öteki hükümetleri!..

Kİ vakti zamanında kendimize henüz “Devlet” payesini yakıştıramadığımız o “yönetimler” devrinde bile “beş yıllık planlar”   yapılırdı da şimdilerde “yıllıkları” bile tutmamakta! Çünkü şimdilerde elan yaşadığımızca daha iktidara geleli bir yıl olmadan bakıyoruz ki hükümetin “Başbakanıyla  yardımcısı” bile Cumhurbaşkanı adayı olmuşlar!

Sonuçta biri seçilse alın size bir hükümet değişikliği yada erken seçim…

ŞİMDİ niçin  “geçen haftaya bakmak bile istemiyorum” dediğime döneyim.

“Geçen hafta sonu itibarıyla Ekonomi ve Enerji Bakanlığının İstikrarlı büyümeyi sağlamak için ekonomik planlamaya geçmek amacıyla hazırladığı “vizyon 2035 projesinin ikinci etap toplantıları çerçevesinde çalıştay başlatıldıydı..”

Sn. Ekonomi ve Enerji Bakanı Taçoy açılışta yaptığı konuşmasında “Hükümet olarak geleceğe odaklandıklarını” söylüyor ve hani şu klasik ifadesiyle “her şey Kıbrıs Türk halkı  için” vurgulamasında Devlet kurumlarının geleceği kurtarması amacında çalıştıklarını…” Söylüyordu..

ELBETTE bir hükümet “şimdiki zamanı” kurtarmak için değil.. Daha istikrarlı daha müreffeh  “gelecek zamanlar” için de çalışır..

Ve elbette bir Hükümet plan programlarını yarın iktidardan gidebileceği ihtimalinde değil… Örneğin şimdilerde Tatar hükümetinde somut örneğiyle gördüğümüzce 2035 yılına  kadar varabilen bir vizyonla hareket eder zaten öyle de olmalıdır!

AMMA: Böyle bir vizyon sahibi olmak için önce “devlette istikrar sağlanır. Hükümetlerde hiç olmazsa üç yılı aşabilen devamlılık aranır.. İkide birde halkın önüne seçim sandıkları değil, o her gelen hükümetle sözü verilen plan program sonucu başarılarla  icraatların dökümleri, açıklamaları  konur.. Eğer 2035 bir hedefse yarının değil, 15 yıllık plan programın topluma sağlayacağı yararları gözetilir. Hem de çözüm olasılığından   şu kadar ekonomik büyüme oranlarına  kadar..

..FAKAT kardeşim siz 1974’den beridir TC ile imzaladığınız Mali ve Ekonomik protokolleri bile gerçekleştiremediniz!

Bırakın trafik kazaları yönünden memleketin alt yapısını, çok söz verdiğiniz halde Belediyeleri de birleştiremediniz! (En sonuncusunu yazayım) onca iddianıza  karşılık İmar Yasasını da başaramadınız. Dahası Türkiye katkıda bulunmasa maaşları bile ödeyemeyeceksiniz…

Yani Kıbrıs Türk halkı için yönetim kadroları Orhan Veli’nin “nasırı” gibi! Hep ayağa vuruyor!   “Olmaz ki böyle de yaşanmaz ki!”



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı