Köşe Yazarları

ÜLKEYE VERİLEN ZARARIN TELAFİSİ YOK…

Mehmet Moreket yazdı






Gene başladık günü birlik kararlar almaya.

Aynen salgının başladığı günlerdeki gibi.



Sebep, panik hali…

3,5 ay milleti eve kapatıp, bunu başarı diye sattılar, ama aynı zamanda kendileri de yattılar. Ardı ardına o kadar çok yanlış yaptılar ki, vatandaşın sosyal medyadan tepkisi olmasa, doğruyu bile bulacak durumları yoktu. Tabii bir de fikri sorulmayan sağlık ekiplerinin….

Adını ağzıma almak istemediğim pandemi hastanesi olayı tek başına süreci anlatmaya yeter. On defa mı karar değiştiler, yoksa on beş mi?

Anladık daha fazla kapanmaya dayanamazdık, açılmak lazımdı.

Ama gereğini yapmak şartıyla….

Ne yapıldı bu sürede? Koca bir hiç…

Önceliklerini bile belirleyemediler.

Oysa onların öncelikleri tekti, kumar turizmi.

Üniversiteleri görmezden geldiler. Herhalde ‘daha zamanı var’ dediler. Ama bu sürede nüfus oranına bakarak Türkiye’yi ve de Güney Kıbrıs’ı onlarca defa katlayan bir vaka sayısına ulaşıldı.

Bu öğrenciler neye güvenip de gelecek?

Tıbbi kapasite nanay.

En azından vaka sayısı güven verseydi, o da aldı başını gidiyor.

Kaz gelecek yerden, tavuğu esirgediler. Kendi elleriyle bitirdiler. Tıpkı mehter takımı gibi bir ileri, iki geri gittiler…

Şimdi uçak sayısı kısıtlandı, Pegasus kapıya kilit vurdu; eğlence yerleri yeniden kapanmaya doğru gidiyor. Sonuçta, bir kez daha, aynen Mart’ta olduğu gibi yerli esnafın boğazına sarıldılar.

Senin kumarhane patronlarına çektiğin kıyağın cezasını, şimdi bir kez daha esnaf mı ödeyecek?

Yazıklar olsun.

Yerel vakalar da çoğaldığına göre, bundan sonra işimiz zor.

Sen burada endişe, korku içindesin, işletmen sinek avlamaya başlayacak, ya da virüse bulaşma riskin her geçen gün artacak, gözün hükümette, onlar bol keseden doğal gaz, deniz paylaşımı, Kıbrıs Türklerinin hakları falan diye hamasetle yatıp kalkmaya devam edecek.

Onlar için şu önümüzdeki seçimin sonucu çok acı olacak.

Ama son pişmanlığın faydası yok. Hem onlar için, hem ülkeye bu kısa sürede verdikleri zararlar için…


YERİN KULAĞI VAR

SONUÇ AYNI OLACAK: İktisatbank Yönetim Kurulu Başkanı Mete Özmerter’in Yenidüzen’den Fayka Kişi’ye söylediklerini okudum. Diyor ki; “Yapılan istihdamların şeffaf, adil ve verimliliğe yönelik olmasının seçim kazandırdığı, ayrıcalıklı kişileri seçim haftası almanın seçim kaybettirdiği anlaşıldığı gün şeffaf bir düzene geçebileceğiz. Oy getirdiğine inanıldığı sürece sistem sadece ayrıcalıklı kişilere hizmet etmeye devam edecektir”. Ne doğru bir tespit. Ancak son iki genel seçimde sanki vatandaş ciddi bir oranda bu tepkiyi gösterdi diye düşünüyorum. Hani İrsen Küçük ve Özgürgün örnekleri. Bundan ders almayan şimdikiler de, aynı yolu hızla iniyorlar. Tabii bu arada devleti bitirerek, adaleti de çiğneyerek. Politika sahnesinden çekilebilirler ancak verdikleri zararın telafisi yok…

CEVABI SANDIKTA VERECEK: Bakan Özersay, Cumhurbaşkanlığı seçiminin çok önemli olduğunu ve 11 Ekim’deki seçimin, “kırılma noktası” olacağını, Kıbrıs Türk toplumunun ihtiyacı olan şeyin, toplumu ortak paydada birleştirebilecek bir liderlik olduğunu söylemiş. İyi de bu toplumu bölen, kendi insanını aşağılayıp, ispiyonlayan kim? Evet bu seçim gerçekten çok önemli. Bu toplum kimin ne olduğunun cevabını, sandıkta verecek merak etmeyin…

AKEL’E BAK: AKEL’in açıklamasına bakın; “Rum hükümeti, çözümün yerine koyacak başka bir unsur arıyor”… Maşallah, günaydın diyeceğim ama, AKEL bunu şimdi öğrenmedi. Yerli ve milli politikaları zaten bu. Hatta AKEL’in ta Annan Planı’ndan beri dile getirmediği ama içten içe desteklediği de bu. Her fırsatta işler yokuşa sürülürken, Akdeniz’de kaos yaratılırken neredeydiniz? Bırakın artık rol kesmeyi…

NİHAYET: Sağlık Bakanlığı 1 Temmuz’dan 1,5 ay sonra doğruyu buldu ama geçmiş olsun. Duyduk ki, Türkiye’de bazı laboratuvarlar, Sağlık Bakanlığı’na aldıkları sonuçları bildirmiyormuş. Covid tahlilleri 500 lira ile 1500 lira arasındaymış.  Bu da tahlil sonuçlarını tartışmalı hale getiriyor. Baksanıza, her uçakta, her gemide elinde negatif test olup, burada pozitife dönen var. Bizim Bakanlık nihayet geçtiğimiz hafta TC Sağlık Bakanlığı e-nabız kodu olmayan tahlili kabul etmeyeceğini açıkladı. Bu arada da olanlar oldu işte. Son 3 günde 36 vaka…

CASİNOLARA DA SINIRLAMA GELDİ Mİ?: Hükümet paçalar tutuşunca en önlemler almaya başladı. Kapalı alanlarda bilmem kaç kişi, açık alanlarda bu kadar kişi olacak diye yasaklar getirdi. Buna kimsenin şikayeti yok da, casinolar için bu yasaklar geçerli mi, hiç sanmıyorum. Zaten oraları denetleyen de yok ya. Kaldığım bölgedeki bir casinonun önü, özellikle geceleri arabadan geçilmiyor, park yeri bulmak imkansız. Nereden baksan 100-150 kişi aynı anda casinoya giriyor. Ama sizin yasaklarınız belli ki buralarda geçmiyor…

ÖNCE ÇOCUKLARI DEĞİL, TOPLUMU EĞİTİN:  Hükümet okulları açma derdinde ama, geçmişte olduğu gibi aldıkları sözde tedbirler ne öğretmen sendikaları, ne de veliler tarafından pek kabul görmüyor. Doktorlar da farklı düşünmüyor. Onlar da  her gün artan vaka sayılarından ve okulların açılacak olmasından oldukça endişeli. Bakanlık diyor ki, “önce uzaktan eğitim başlayacak”. İyi de bunun için alt yapınız hazır mı, bildiğimiz kadarıyla hayır. Okullardaki eğitimden önce, toplum olarak aldığımız tedbirleri yaşam şeklimiz haline getirmeliyiz. Çıkın sokağa ve bakın hala maske takmanın sadece kendisi için değil, yakınlarını korumak için şart olduğunu anlamamakta direnen insanlar var…


Girne Limanı
Yer, Girne kale arkası. Sosyal medyadan yazan arkadaş, bunun sürekli tekrar edildiğini, açık alanda sabahlara kadar alkol, nargile v.s ile sözde eğlenip gürültü yapanların her gün tonlarca çöpü ya ortada bıraktıklarını, ya da denize döktüklerini, şikayetlere rağmen müdahale edilmediğini söylüyor. Aslına bakarsanız, geceleri tüm sahiller benzer şekilde işgal altında. Diyoruz ya devlet görünür olmayınca, sonuç bu.







Başa dön tuşu