KıbrısManşet

Kıbrıs’ta Maraş bölgesinin yüzde 3,5’unun açılacak olması ne anlama geliyor?

BBC Türkçe






Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hafta başında gerçekleştirdiği iki günlük Kuzey Kıbrıs ziyaretinde, daha önce sahildeki küçük bir bölümü geçişlere açılan Kapalı Maraş’ın bir bölümünün daha açılacağını, “mülkiyet hakları” vurgusu yaparak açıkladı:

“Mülkiyet haklarına riayet edilen yürütülen çalışmalar ışığında, artık Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Açılımın, Kapalı Maraş’ın yüzde 3,5’una tekabül eden pilot bölgede başlayacak olması Kıbrıs Türk makamlarının bu konuya ne kadar hassas yaklaştığını ortaya koyuyor. Atılan bu adımlarla Maraş’ta yeni mağduriyetler oluşturulmayacak, bilakis mevcut mağduriyetler giderilecektir. Bizim kimsenin, hakkında mülkünde gözümüz yoktur.”

Ada’da kuzey ve güneydeki Türk ve Rum yönetimleri arasındaki tampon bölgenin en doğusunda, dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip, 1974 öncesi Ada’nın turizm gelirlerinin yüzde 53’ünün geldiği Maraş bölgesi, o yıl Türkiye’nin askeri müdahalesi sonrası kapandı.

Bölgedeki mülklerin çoğu, o dönem uluslararası turizm yatırımcılarına ve Rumlara aitti.

Kuzeyde yaşarken 1974 sonrası Ada’nın güneyine kaçan Rumlar, Kapalı Maraş bölgesindeki mülkleri için iade veya tazminat talep edemedi.

Bunun sebebi de buranın “askeri bölge” statüsünde olmasıydı.

İlk kez bir Kıbrıslı Rum, Titina Loizidou, kuzeyde bıraktığı mülkü için “tapusu kendisine ait olduğu halde kamulaştırıldığı” gerekçesiyle tazminat talep etti.

AİHM, 1996’da Türkiye’nin “işgalci güç olduğu gerekçesiyle her türlü hak ihlâlinden sorumlu olduğuna” hükmetti ve 1998’de de Türkiye’nin Loizidou’ya tazminat ödemesine karar verdi.

Bunun üzerine 2006’da oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK), AİHM’in de onayıyla, tazminat talepleri için ilk başvurulacak yer oldu.

İade taleplerinin sonuçlanması için askeri bölge statüsünün kaldırılması gerekiyor

TMK’ya başvuranların üç seçeneği var:

  • Kıbrıslı Rumlar, kuzeyde bıraktıkları taşınmazları için kamulaştırılmış olması halinde tazminat alabiliyor;
  • Güney’de taşınmazlarını bırakan Kıbrıslı Türklerin eş maddi değerdeki mülkleriyle takas yapılabiliyor;
  • Rumlar, Kuzey’de ilan edilen devletin sınırları içinde kalan mülklerinin iadesini sağlanıyor ve evlerine geri dönebiliyor.

Bugüne kadar çoğu kişi tazminat ve takas talep ederken sadece beş kişi mülkünün iadesini istedi. Bunların da ikisi kuzeye geçerek Türklerle bir arada, eski evlerinde yaşamaya başladı.

İşte Kapalı Maraş’ta bu taleplerin karşılanması, mülklerin “kamulaştırılmadığı veya iskana açılmadığı” gerekçesiyle mümkün olmadı. Üstelik AİHM de, Kapalı Maraş bölgesinde mülkü olan bir Kıbrıslı Rumun, Myra Xenides-Arestis’in başvurusunu aynı gerekçeyle reddetti.

Xenides-Arestis, hukuki kamulaştırma veya istimlâk söz konusu olmadığı için kamulaştırma tazminatı talep etmedi, bunun yerine mülkiyetine erişiminin ve kullanımının engellendiği döneme dair kira bedeli istedi.

Başvuruyu 2005’te karara bağlayan AİHM, “Maddi-manevi tazminat hususunda hüküm verme aşamasına gelinmediğini” belirterek tazminat hükmünü erteledi.

Bu tarihten sonra TMK’ya Kapalı Maraş bölgesindeki malları için başvuran Kıbrıslı Rumların başvuruları, bugüne kadar yanıtsız kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü ettiği pilot bölgede açılım nasıl olacak, detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak ifade ettiği gibi “geçmiş mağduriyetlerin giderilmesi” için bu bölgenin askeri bölge statüsünün kaldırılması gerekiyor.

Daha önce Ada’daki diğer askeri bölgelerle ilgili başvurularda İçişleri Bakanlığı ve Savcılık’tan yanıt gelmesi halinde tazminat hakkı verildi. Ancak iade isteyenlerin talepleri, beklemeye alındı.

Kapalı Maraş’ta ise tazminat dahil hiçbir talebe karşılık verilmedi.

Bölgenin askeri statüsü kaldırılmazsa bile, Savcılık ve İçişleri Bakanlığı aracılığıyla tazminat ve iade taleplerinde uzlaşılabilir. Tazminatlar da doğrudan ödenebilir. Ancak iadelerin sağlanması, yani Rumların mülklerine geri dönmesi için, askeri bölge statüsünün kaldırılması gerekir.

BMGK kararları ne diyor?

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 11 Mayıs 1984’te aldığı 550 numaralı kararda “Güvenlik Konseyi, Maraş’ın herhangi bir bölümüne kendi sakini dışındaki insanların yerleştirilmesi çabalarını kabul edilmez olarak niteler ve bu bölgenin BM yönetimine devredilmesi çağrısında bulunur” ifadelerine yer verdi.

Bu karar, 1983’te tek taraflı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesi ve Maraş bölgesinin de bu yeni devletin sınırları içinde kabul edilmesinin ardından geldi.

BMGK, sadece Türkiye’nin tanıdığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, bu bölgeye herhangi bir vatandaşını yerleştirmemesi için bu adımı attı.

Askeri bölge ilan edilen Kapalı Maraş’a 2020’ye kadar özel izinle girenler dışında sadece Birleşmiş Milletler görevlileri ve Türk ordu mensupları girebilmişti.

Ekim ayında adanın sahildeki bölümü açıldığında da Türk tarafının tezi, “BMGK kararı özel mülklere insanların yerleştirilmesiyle ilgili olduğu için ve özel mülkler şu an açılmadığı için, kararı ihlâl etmedikleri” yönünde oldu.

Türk Dışişleri Bakanlığı da, “Bölgenin statüsünde bir değişiklik yapılmamaktadır. Dolayısıyla, bu kararın BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.” açıklaması yapmıştı.

Ancak Erdoğan’ın sözünü ettiği yüzde 3,5’luk pilot bölgede özel mülklerin olması durumunda nasıl bir politika izleyeceği ve nasıl bir çözüm bulunacağı henüz bilinmiyor.

Maraş müzakerelerde pazarlık kozu oldu

Türkiye, Ada’nın kuzeyine 20 Temmuz 1974’te yapılan askeri müdahaleden yıllar sonra, 1983’te tek taraflı ilan edilen ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan tek ülke oldu.

Ada’nın güney ve kuzeyindeki Rumlar ve Türklerin daha sonrasında başlayan müzakerelerde hep federal bir çözüm masaya yatırıldı.

Türk tarafı, Maraş’ı müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu olarak elinde bulunduruyordu.

Ancak Türkiye ve Türkiye’nin desteklediği, Ekim 2020’de Cumhurbaşkanı seçilen Kıbrıslı Türklerin lideri Ersin Tatar, o dönemden bu yana iki devletli çözümü desteklediklerini açıklıyor.

Kapalı Maraş’ın sahildeki yaklaşık 2 kilometrelik kısmı ve sahilin arka caddesi olan Demokrasi Caddesi de, seçimlerden kısa bir süre önce 8 Ekim 2020’de, halkın polis ve asker kontrolünde yaya geçişleri için açıldı.







Başa dön tuşu