Köşe Yazarları

Kıbrıslı Türklerin ekonomik halleri ve müzakereler

2008 yılında hazırladığım “Kıbrıslı Türklerin İzolasyonlarının Ekonomisi” başlıklı çalışmada, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki gelir farkı 1976 yılındaki gibi değişmeden kalmış olsaydı ne olurdu sorusunu sormuş ve Kıbrıslı Türklerin 1976 ve 2005 yılları arasında kişi başına 112 bin dolarlık bir kaybı olduğunu hesaplamıştım.

* * *
Kısaca söylemek gerekirse, bu astronomik kaybın esas sebebinin izolasyonlar, yani Kıbrıslı Türkler üzerindeki 1) insanların hareketi ve eşyaların taşınması;  2) dış ticaret ve yabancı yatırım ve 3) uluslararası toplumun parçası olmalarıyla ilgili kısıtlamalardan kaynaklandığını iddia etmiştim.
* * *
Annan planı sonrasında mülkiyetle ilgili belirsizliğin görece azalması ile hareketlenen emlak piyasası, adanın kuzeyine ciddi bir ekonomik büyüme getirdiyse de, hala daha Kıbrıslı Türkler ile Rumlar arasında ciddi bir gelir farkı var. Ama aslında ekonomik yapılar arasındaki farklılıklar kişi başına düşen gelir farklılığından daha da önemli. Örneğin, sadece adanın kuzeyindeki piyasa ile sınırlı olan Kıbrıslı Türk şirketleri genelde küçük ölçekli.
* * *
Yıllarca rekabetçi liberal ekonominin kurallarının olmadığı, işgücü piyasasının kuralsız olduğu bir ortamda faaliyet gösteren, bundan dolayı cılız kalan ve know-how eksiği olan şirketlere kendilerine gelmeleri için bir fırsat verilmesi gerekecektir. Kendi kendilerine büyümelerine veya uygun buldukları yabancı ortaklarla işbirliğine girebilmelerine fırsat vermek için Kıbrıslı Türklerin geçici deregülasyonlara ihtiyaçları olacaktır.
* * *
Bu deregülasyonların neler olacağı ve ne kadar bir süreye ihtiyaç olunduğu gibi konularda işinsanlarının Cumhurbaşkanı Akıncı ve müzakerecilere katkıda bulunmaları ve onları bilgilendirmeleri gerekecek.
* * *
Bir anlaşma olması durumunda Kıbrıslı Türk şirketlerinin güneydeki veya AB’deki büyük şirketler ile rekabet etmeleri zor olabilir. Örneğin, Kıbrıslı Türk şirketlerinin bazıları görece büyük olsa bile, çoğu zaman sadece katılabilmek için belli bir tecrübe, teminat veya bilanço büyüklük koşulları olan projelere teklif koymakta zorlanacaklardır. Özellikle yeniden yapılanma ve benzeri büyük ihalelerde koşulların Kıbrıslı Türk firmaları için yumuşatılması gerekecektir.
* * *
Bir de, iki bölgelilik anlayışı üzerinden yapılan müzakerelerde, kuzeyde kalacak toprakların %70 kadarının mülkiyetinin Rumlara ait olduğunu varsayarsak, yatırımların hangi tip mülkler üzerinde yapılacağı konusuna da açıklık getirilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bir anlaşma sonrası dönemde adanın kuzeyinde ekonomik aktiviteler durma noktasına gelebilir. Bunun olmaması için mülkiyet konusuna açıklık getirecek bir mekanizmanın oluşturulması gerekecek.
* * *
Bir anlaşma sonrası dönemde, işinsanlarının rekabetçi liberal bir ortamda başarılı olmak için ekonomi ve mülkiyet konularında nelere ihtiyaçları olduğunu net ve zamanlı bir şekilde Cumhurbaşkanı Akıncı ve müzakerecilere aktarmaları şart. İşinsanlarının mevcut durumlarını göz önünde bulundurup Annan planının hazırlandığı dönemde olduğu gibi, hatta daha aktif bir şekilde sürece katkıda bulunmaları gerekiyor.
* * *




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı