Köşe Yazarları

KIBRIS SORUNU: SORULAR VE CEVAPLAR!

Eşref Çetinel yazdı


Sosyolojide vardır “problem şuuruna varmak.” Matematik öğretmenleri de öğrencilerine  “bir problemi anlamak yarısını çözmektir” derler…

Her hal ve kârda olay şudur: “Sorunları anlamadan çözmek mümkün değildir ve “siyasi sorunlar” da bu “kuralın” içindedir… Nitekim devletin kaderini yüklenen “hükümetler” göreve başlarlarken önce “plan programlarını” yaparlar. Sadece o plan programlar bile “devletin sorunlarının göstergesidir dolayısıyla hükümetlerin de yol haritalarıdır…”

***

NE var ki 1974’den beridir Kıbrıs siyasi sorununa işte bu “problem şuuru” ile bakamıyoruz! Uğruna plan program yapamıyoruz! Yıllardır ezberlediğimiz için tekrar ettiğimizce “iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı Türkiye’nin etkin garantisini içeren bir federal çözüm” diyoruz ama…

İŞTE o büyük gerçek: Müzakereleri bile başlatamıyoruz ki slogana dönüşmüş çözüm modelini gerçekleştirelim…

Nitekim bir önceki yazımda Borrel’le Çavuşoğlu’nun Ortak açıklamalarından söz eder ve “Borrel’li AB kafasıyla Kıbrıs sorunu sittin sene daha çözülmez” derken, bazı sorular sormuş, “yarın cevaplarını veririm” demiştim…

***

İŞTE o sorulardan bazıları ve “vereceğim” dediğim kısacık cevapları: (Denecek ki koronavirüsle boğuşurken, devlet sallan yuvarlan giderken, şimdi siyasi sorunu gündeme getirmenin zamanı mıdır?” Ama Cumhurbaşkanlığı seçimini getiriyoruz değil mi? Üstelik tüm sorunların da üzerinde öne çıkarıyor, kampanyasını da yürüterek memleketin gelecekteki “Cumhurbaşkanı” adayı üzerine bahis oynuyoruz! Kaldı ki Kıbrıs siyasi sorunu tüm zamanların sorunudur… Nitekim ne dediydi Borrel? “Türkiye ile ilişkimiz dış politika açısından AB’nin en önemli meselesi haline geldi!.” Neydi Rum ve Yunan üyeli AB için o dış politika? Tabi ki Kıbrıs siyasi sorunu ve Doğu Akdeniz… Dolayısıyla dün sorduğum sorulardan bazılarına bugün cevap verelim: (Ancak kusura bakmayın cevaplarım “pespaye” olacak çünkü “ötesi cevaplar” ciddiyeti kaldıramayacak kadar sulandırılıp gündemden de düşürüldüler!) ***

İŞTE sorularım işte cevapları: “Crans Montana’dan beridir Kıbrıs sorununu çözmek için ne yaptık?” Cevabım: “Hiçbir şey!”

ÇÇZÜM için hangi evrelerden geçtik sonuçları ne oldu? Cevabı biliniyor Annan planı ve Crans Montana… Her ikisini de Rum tarafı dinamitledi! Peki bu konuda Türkiye ve sorunun sahipleri olarak biz ne yaptık? Üzerinde çalıştığımız yeni bir politika mı saptadık? Bu konuda Türkiye ile ortak çabalar mı harcadık? Kıbrıs sorununu sürekli uluslar arası arenaya mı taşıdık? Anastasiadis’e karşı nasıl savunduk?… Cevabım yine ayni: Anastasiadis’i bile ikna edip masaya oturtamadık! BM’leri harekete geçiremedik! TC’nin dost ülkelerine kendimizi tanıtamadık kaldı ki Rum tarafı bizi tanısın diyelimdi!

FAKAT önemli olan şudur: Biz Kıbrıs sorununu tüm toplumun üzerinde uzlaşıya varacağı bir “ulusal ilke” haline getirebildik mi?  Cevabım “hayır!”

KEZA: Nedir Ankara’nın geleceği gözetirken saptadığı Kıbrıs politikası? Var mı bilen? Yoksa KKTC’nin çözümsüzlüğünden memnun mu? Yoksa “siyasi çözümü” zorlayacak kadar muktedir değil mi? Ki şu anda Libya’larda Suriye-İrak içlerinde savaşıyor, Ortadoğu politikasını Türkiye’nin çıkarlarına uygun bir yörüngeye sokmaya çalışıyor. Fakat Kıbrıs sorununu (yanılmış olmayı çok isterim) oldu da bitti parantezine alıyor!)

EĞER siyasi sorunun şuuruna varmışsak soralım: Bu süreçten ve tabi çözümsüzlükten bir gün hangi taraf büyük zararlara uğrayarak kaybedecektir… (Cevabım: Hamalın zoru çatlayana kadarsa Türk tarafı zaten çatlak! Fakat bir gün bu değişmeyen halimizle bu davayı kaybedersek, yazık olacak…)***

DİYELİM ve ekleyelim: Bugünkü bir haberdi: Yunanistan Dışişleri Bakanı Miçotakis Erdoğan’la telefon konuşmasından sonra yeniden dostluk ve karşılıklı işbirliğinden söz etti, uzun süredir kapalı olan diyalog kanallarını açtı ve doğrusu yeniden iyi bir başlangıç yaptı. Kıbrıs sorununu çözme yolunda bir umut diyorum…

VE yukarıda yazdıklarıma bir ekleme yapıyorum: Bizim AB Parlamentosunda bir de adını bile unuttuğumuz Niyazi Kızılyürek’imiz var! Kıbrıs siyasi sorunuyla ilgili o ne yaptı? …ÖTE yandan Seçim  propagandaları başladı. Sn. Akıncı’dan Kıbrıs siyasi sorunun üzerindeki külleri kaldırarak sönen ateşi yeniden alevlendireceğini umarım. Keza Sn. Tatar ve Özgürgün’le Erhürman’dan da… Çünkü bu çözümsüzlükle Kıbrıs Türk toplumu ne şah olur ne şahmaran. Olsa olsa KKTC’nin esiri olur, Allah, Rum’un esiri olmamızdan koruya!

 

 


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı