Kolejlere giriş sınavı yine bilindik görüntüler eşliğinde hafta sonu yapıldı. Bu yıl sınava yaklaşık 2200 öğrenci girdi. Bu rakam geçen yıl 2000 bin civarındaydı. Demek ki sınava girişte bir artış var. Ancak çağ nüfusu da 3500’lerden 4000’lere çıktığını hatırlatmakta yarar vardır. Böylelikle ülkedeki kontrolsüz nüfus artışı KGS’yi de etkilemiş oldu.
Bu konuda bir başka görüş de, Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kaybetmesi ile birlikte özel okullarda okuyan çocukların bu sınava daha fazla ilgi gösterdiği yönündedir. Sınavda en yüksek notu alan iki öğrencinin özel okuldan olması da gözlerden kaçmadı.
Sınavda bir başka dikkat edici nokta ise ana dili Türkçe olmayan ailelerin çocuklarının ciddi başarılar elde etmesi… Yani KGS sınavında KKTC genelinde ilk 5 öğrenci arasına giren veya bölgelerde ilk 5’e giren 4-5 yabancı öğrenci dikkatimi çekti.
Elbette bu başarı tüm ana dili Türkçe olmayan çocuklar için ilham kaynağı olabilir. Muhtemelen bu çocuklar ya bu ülkede doğdu ya da ilkokula KKTC’de başladılar. Aslında bu çocuklar doğru dürüst eğitim aldıklarında bizim çocuklarımızdan bir farkları yok. Türkçe dilbilgisi sorularını bile rahatlıkla çözebiliyorlar. Bu tür çocukların artması eğitim adına olumlu bir gelişme olacak.
Sınavın bir başka dikkat çekici noktalarından biri de soruların önemli bir kısmının akıl yürütme ve okuduğunu anlama özelliğinin öne çıkmasıydı. Uzun yıllardır bu sınavla ilgili yöntem, biçim ve anlayış açısından eleştiri yapan biriyim. İlk kez bu sınav, çoktan seçmeli olmakla birlikte eski ezbere dayalı anlayıştan uzaklaşma yönünde adımlar atıldığını görmekteyim. Elbette ki bu gelişme çocuklarımız açısından önemli…
Yıllardır söylüyoruz, yazıyoruz; Bu sınavın şekli değişmeli… Umarım bu yıl olumlu atılan adımların devamı gelir. Çocuklara yarattığımız eziyeti ne kadar azaltırsak o kadar iyi olur.
Bu yılın bir başka özel yanı: Ülkedeki devlet okullarında onlarca prefabrik ve konteyner sınıflarda ders yapılıyor. Birçok okulda sınıflardaki öğrenci sayısı standartların çok üzerinde olmasına rağmen, bu sınavda ciddi başarılar elde eden devlet okullarına giden çocuklar var. Elbette ki, bu okullarda canla başla çalışan öğretmenler de var.
Mevcut sistemden kaynaklı özel dershaneler ve özel ders veren öğretmenler de var. Bu sınav sistemi devam ettiği sürece ne yazık ki özel dersler de devam edecek.
KGS’de bölgelerdeki baraj notlarına bakarsak geçen yıl o okula giriş notlarına göre bir yükselme var. Ancak Haziran’daki KGS-2’de alınacak notlar da önemli… İki sınavın ortalamasında notlar düşer mi? Onu hep birlikte Haziran’da göreceğiz. Bu sınavda bölgelerdeki barajlar Lefkoşa’da 83, Girne’de 81, Mağusa’da 79, Güzelyurt’da 75, İskele’de ise 70 oldu.
Bir çift de bu barajın altında kalan öğrencilere… Bilsinler ki en az barajın üstünde not alan öğrenciler kadar başarılıdırlar. Zaten başarı sadece bu sınavla ölçülmüyor. Bu sınav tek başına başarıyı ölçmüyor. Bu bir sıralama sınavı. Eminim ki bu sınavda barajın altında kalan yüzlerce çocuğun çok başarılı olduğu alanlar vardır. Bütün mesele eğitim sistemlerinin bunları ortaya çıkarmasıdır.
İşte bizim eğitim sistemimizin de yakalaması gereken nokta da budur. Sadece kolejlerde okuyanlar iyidir algısını ortadan kaldırmak gerekiyor. Kendi elimizle diğer okullarımızı değersizleştirmeyelim. Meslek Liselerimiz de Genel Liselerimiz de aslında çok önemlidir.
Yeter ki devlet olarak onlara da gereken önemi gösterelim.
































