Köşe Yazarları

Kentlerin kalitesi, insanlarına benzer







Dün 8 Kasım Kent Planlama Günü’ydü.




Tüm dünyada etkinlikler yapıldı, kurtarılmış tarihi mekanlarda sempozyumlar düzenlendi.



Bizde ise baktım, şehir plancısı arkadaşlar sadece feryad ettiler.

Yapacakları bir şey yoktu çünkü…

Yıllarca onlar yırtındılar, siyasiler şehirciliği rant olarak görmekte ısrar etti. Popülist emirnamelerle kentler, hatta köyler katledildi.

Şehir Plancılar ellerinden geleni yaptılar, yıllarca çalışıp bir Ülkesel Fiziksel Plan çıkarttılar.

Müthiş bir envanterdi. Buna uygun imar planları çıkmalıydı.

Aradan kaç yıl geçti. Hala Girne dışında imar planı çıkamadı.

Şehir Plancıları Odası Başkanı Merter Refikoğlu bugün bile emirnameler çıkarılsın diye baskı yapanlar olduğunu, kaçak yapılara işletme izni veren Belediyeler bulunduğunu söylüyor…

Dün bir yerde rastladım, “kentler, içinde yaşayan insanların düzeyine göre şekillenir” diyordu.

Ne kadar doğru. Böyle talep edildi, böyle oldu.

Şikayet etmeye hakkımız yok aslında.

Biz buyuz, dünyayı da gezsek, hayran da kalsak, kentli falan değiliz…

 

SİVİL TOPLUM YİNE BAŞARDI…

Tam da Kent Planlama Günü’nde, müthiş bir sosyal sorumluluk projesi umut ışığı oldu.

Sayfamdan defalarca övgüyle bahsettiğim çevreye duyarlılığıyla tanıdığımız, aktivist, öğretmen Oya Kutsal, Girne’nin göbeğinde, kalenin arkasındaki Kirsokava antik bölgesinin “metruk” halini hem tv’de hem sosyal medyada yayınladı ve bir temizlik kampanyası çağrısı yaptı.

Hafta başında yazmıştım, acaba yetkililer ne diyor bu işe diye. Özellikle Eski Eserler Dairesi’nden bir açıklama beklemiştik. O açıklama gelmedi ama, yüzlerce gönüllü dün orayı pırıl pırıl ettiler.

Başta sade vatandaşlar olmak üzere, Girne Belediyesi, Çevre Dairesi, 19 Mayıs TMK ve Girne Üniversitesi öğrencileri, Arkın Grup, Girne Satranç Merkezi, Girne İnisiyatifi, No Straws North Cyprus gönüllüleri dün sabah bölgeye akın ettiler…

Sivil toplumun bu duyarlılığı olmadan da yetkililerin o bölgenin farkında olması gerekirdi ama, buna da şükür.

Yeter mi, yetmez tabii…

Bundan sonrası korunması, farkedilmesi, turizme açılması olmalı.

Temizlik kampanyasına gelen yorumlara baktım, çoğu Rumlardan. Oya’yı kutluyorlar. Bölgenin acınacak halinden yakınıyorlar.

“Hah, fırsat buldular eleştirecek” deyip sıyrılacak olanlar var biliyorum. Hep yaptığımız gibi. Ama onlara bunu söyleten kim?

Ben utandım…

Yakışanımız bu mudur?

Onca Dairemiz varken, onca uzman çalıştırırken, Girne gibi bir kentin orta yerindeki bir tarihi bölgenin bu hali hepimizi utandırmalı.

“Ne yapıyoruz biz?” diye sormalı herkes.

Sevgili Oya Kutsal ve tüm gönüllüleri kutlamak isterim.

Devletin ilgili makamlarından da hala bir açıklama beklediğimizi not ederek…

YERİN KULAĞI VAR

ÇÖZÜM İÇİN ARZU VE İSTEK GEREK: 

“Bu noktadan sonra ‘yeni fikirleri’ tartışmamız gerekiyor” diyen Meclis eski Başkanı Sibel Siber, Anastasiadis’in aslında çözümü değil, müzakerlerin devamını isteyerek ve zamana oynayarak statükoyu korumaya çalıştığını söyledi. Siber, yaşayabilir bir çözüme baskıyla değil, karşılıklı istekle, arzuyla ulaşılabileceğinin altını çizdi. Ama ne yazık ki Rum tarafında elli yıldır, o istek ve arzu yok. Olsa Anastasadis bu kadar cesur olur muydu?

DANIŞIKLI DÖVÜŞ:

Anastasiadis’in müzakere süreciyle ilgili yaptığı açıklamalar güneyde de çeşitli şekilllerde eleştiriliyor. Kendine sosyalist diyen aşırı sağ EDEK de, Anastasiadis’in desantralize federasyon önerisinin, “40 yıldır izlenen, zirve noktasını da Annan Planı ve Crans-Montana’daki Beşli Konferans’ın oluşturduğu başarısız prosedürün tekrarlanmasına rıza gösterdiğini örtbas etmek” olduğunu iddia  etti.  Anastasiadis başına neler geleceğini bilerek yapıyor. Tartışmalara aldanmamak lazım…

NİYETİ BAŞKANLIKMIŞ:

UBP milletvekili Hasan Taçoy bir gazeteye verdiği demecinde esas niyetinin başkanlık olduğunu ancak tabanın  sesine kulak vererek genel sekreterliğe aday olduğunu söylemiş. Adaylar çoğalırken, UBP içinde genel sekreterliğin kaldırılıp, yerine genel başkan yardımcılıkları sisteminin getirilmesi tartışılmaya başlandı. Sizin anlayacağınız Taçoy’un genel sekreterlik hayali de tıpkı genel başkanlık gibi bir başka bahara kalabilir…

“TAKDİR HALKINDIR”:

DP Genel Başkanı ve Maliye Bakanı Denktaş’ın gönlünde yatan arslanın cumhurbaşkanlığı olduğunu  herkes biliyor. Bunu da dile getirmekten çekinmiyor. Özgürgün UBP başkanı kalabilseydi Denktaş’ın sağın ortak adayı olması tartışılabilirdi. Ancak şimdi durumlar değişti, UBP 2020’de kendi içinden bir ismi aday gösterecek gibi görünüyor. Ancak, 2020’ye 2 yıl var, bu süre içerisinde köprülerin altından daha çok sular akacak. Onun için Denktaş’ın sağın ortak adayılığı için kimse şimdiden olmaz demesin…

KAMU REFORMU NEREYE KISILDI?:

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Mayıs’tan beri beklettiği Meclis içi atamaları onayladı ve gecikmeye ilişkin gerekçelerini de sıraladı. Ama önemli bir şey daha söyledi; “Üçlü kararnamenin kapsamını daraltacak bir kamu reformuna duyulan acil ihtiyaç dikkate alınarak gerekli adımların daha fazla gecikilmeden bir an önce atılmasını temenni ederim”. Benim bildiğim şu kamu reformu denilen yasa değişikliği yıllardır hazırdır. Partilerin de mutabakatı var. Neden hala Meclis gündemine gelmez?…

DÜŞER Mİ, DÜŞMEZ Mİ:

Son günlerin tartışma konusu patateste kafalar karışık. Bakan ve birçok üretici, ürün az, fiyatlar pek düşmez” derken, Patates Üreticileri Birliği ise tam tersini söyleyerek, ilerleyen günlerde ideal patates hasat zamanı geldiğinde bu fiyatların makul seviyeye ineceğini iddia ediyor. “Makul seviyeden” kastları ne bilemiyorum ama, inşallah birliğin dediği olur, yoksa patates ülkesinde patatese hasret kalacağız…

ZİRVEDEKİLER

Birikim Özgür: “KKTC’de çok ciddi bir aidiyet sorunu yaşanıyor. ‘Cumhurbaşkanım Erdoğan’dır’ diyenler ülkede yönetime talip oluyor. Sayın Arıklı son derece olgun bir üslupla bu kesimin sözcülüğünü yürütüyor. Bana göre bu bir yok oluş sürecidir”…

 DİPTEKİLER

Yok Mu Bir Hayırsever: Lefkoşa-Mağusa yolu üzerinde bulunan UKÜ kavşağı tam bir ölüm noktası. Hergün yüzlerce öğrencinin karşıdan karşıya geçerken ölümle burun buruna geldiği, ölümlü kazaların yaşandığını biliyoruz. Oraya bir üst geçit yapmak önce UKÜ’nün, sonra da devletin görevi olmalıdır. Özellikle gece karanlığında orada bir facianın yaşanması an meselesi. Haydi okul ve devlet umursamıyor, yok mu oraya üst geçit yaptıracak bir hayırsever…









Başa dön tuşu