Poli

Kendi kendinizle savaşmak: Otoimmün hastalıklar

Pınar Cavlan
Pınar Çavlan

Bağışıklık sistemi, zararlı mikroplarla ve vücudunuzda olmaması gereken diğer yabancı şeylerle savaşan ve sağlığımızı koruyan sistemdir. Ancak bazen bir şeyler ters gidebiliyor ve bağışıklık sisteminin çok aktif olmasının da etkisiyle, vücudun kendi sağlıklı dokularını “tehdit” olarak algılaması ve bunlara saldırarak zarar vermesi söz konusu olabiliyor. Vücudun asıl düşmanlarla savaşma gücünü düşürerek enfeksiyona neden olabilen ve otoimmün hastalıklar adını alan bu durum; iltihaplanmalara neden olabiliyor ve eklem, sinir, kas, cilt ve vücudun diğer bölümlerine zarar verebiliyor.

Otoimmün bir bozukluğun nedenleri arasında iki önemli etkeni vurguluyor araştırmacılar; bunların birincisi genetik etken, ikincisi ise çevresel bir etkenin birinci nedeni tetiklemesi… Kadınların erkeklere kıyasla daha çok etkileniyor olması nedeniyle, belirli hormonların da etkenler arasında olabileceği düşünülüyor.

Tip 1 Diyabet

Genellikle çocukluk ya da gençlik yıllarında başladığından dolayı, “juvenil” diyabet türü olarak biliniyordu eskiden. Vücudunuz gıdayı enerjiye çevirmek için insülin hormonuna ihtiyaç duyuyor. Bağışıklık sistemi, pankreastaki insülin hormonunu yapan hücreleri öldürdüğünde oluyor. Eğer tip 1 diyabetiniz varsa, bunu kan şekeri seviyenizi izleyerek ve ihtiyacınız olduğunda kendinize insülin sağlayarak kolaylıkla yönetebilirsiniz.

Multipl Skleroz (MS)

MS hastalığında vücudun savunma sistemi aksamaya başlıyor ve merkezi sinir sistemine zarar veren bir durum gelişiyor. Beyindeki sinir sinyallerini vücudun diğer bölgelerine taşıyan sinir hattı boyunca skar dokusu oluşuyor. Bu durum da sinir iletiminde bozukluğa neden olduğundan; ağrıya, hareket ve denge sorunlarına, ve kas zayıflıklarına neden oluyor.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı

Bu hastalık tablosunda, vücudun bağışıklık sistemi bağırsaklara saldırıyor ve iltihaplanma, karın ağrısı ve kanamaya neden oluyor. Bazı tipleri ince bağırsağın ve kolonun son kısmında oluyorken, bazı tipleri kolonun astarında bulunuyor. Tedaviye anti-inflamatuar ilaçlar, antibiyotikler ve bağışıklık sistemini yavaşlatan ilaçlar dahildir.

Romatoid artrit

Otoimmün bozukluklar eklemleri de etkileyebiliyorlar; ve Romatoid Artrit de eklemlerin etkilendiği bir otoimmün hastalık… Ve RA etkilenen eklemlerde şişlik ve ağrıya neden oluyor. Zamanla, iltihaplanma kıkırdak ve kemiklere zarar verebiliyor. RA zaman içerisinde kalp ve akciğerlerinizde de sorunlara neden olabiliyor. Yine bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanımı, semptomların azalmasına yardımcı olabiliyor ve hastalığı yavaşlatabiliyor.

 

Ankilozan Spondilit

Suna Pekuysal’ı hatırlıyorsunuzdur; ya da Ahmet Mete Işıkara’yı (nam-ı diğer Deprem Dede)… Ankilozan Spondilitin ileri aşamalarının görüntüsü gözünüzün önüne gelebilir belki bu şekilde; çünkü her ikisinde de AS vardı. Otoimmün hastalıklar arasında yer alan AS, daha çok omurgayı etkileyen bir artrit tipi… Ancak göğüs, boyun, kalçalar ve dizler de etkilenebiliyor. Ağrıya ve sertliğe neden olan bu hastalıkta, kemikler adeta birbirine yapışarak bu alanların hareketini zorlaştırabiliyor.

Lupus

Lupus hastalığı vücudun çeşitli bölümlerini aynı anda etkileyen bir otoimmün hastalık. Belirtiler arasında eklem ağrısı, ışığa duyarlılık, böbrek sorunları ve çok yorgunluk bulunuyor. Ayrıca yanaklarda ve burunda döküntü olabiliyor. Nonsteroid antienflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ve steroidler daha iyi hissettirebiliyor. Ayrıca antiromatizmal ilaç (DMARD) düzenlemesi yapılarak hastalığın kötüleşmesi önlenebiliyor. Çok ağır vakalarda, bağışıklık sistemini oldukça baskılayan ilaç tedavileri veya kemoterapi de önerilebiliyor.

Addison Hastalığı

Bağışıklık sisteminin, birçok hormonun üretildiği böbrek üstü bezlere, yani adrenal bezlere saldırdığını ve zarar verdiğini düşünün… Böyle bir tablo oluşturan Addison hastalığı, yeterli miktarda hormon yapılmasına engel olan bir otoimmün hastalık olup; vücudun yiyecekleri yakıt haline getirmek ve kan basıncını dengelemek ve sabit tutmak, vb. konularda sorunlar yaratabiliyor. Addison hastalığının erken belirtileri; yorgunluk ve çevresindeki alanlardan daha koyu olan cilt lekelerini içerebiliyor.

Graves Hastalığı

Tiroid bezi vücuda çeşitli şekillerde yardımcı olan hormonlar sağlıyor. Bu otoimmün hastalıkta, hipertiroidizm denilen, tiroid bezinin aşırı çalıştığı durum söz konusu. Semptomlar arasında titreme, kilo kaybı, kaygı ve hafifçe şişen gözler bulunuyor.

Hashimoto Hastalığı

Tiroid bezi, üretmekle görevli olduğu hormonları yeterince üretmiyorsa, kronik lenfositik tiroidit olarak da adlandırılan bu hastalığa neden olabiliyor. Kilo alımı, yorgunluk, soğuğa karşı hassasiyet ve saç dökülmesi gibi sorunlara neden olabiliyor. Boğazın ön yüzünün şiştiği veya yüzün şiş olduğu da görülebiliyor. İlaçlar bu hormonların yerini alabiliyor ve belirtileri hafifletebiliyor.

Alopecia Areata

Vücudunuz saçlarınızın çıktığı foliküllere saldırdığında, bu foliküller küçülerek işe yaramaz hale gelebiliyor. Bu vücudunuzdaki saçlı/tüylü bölgelerde yama görünümüne veya dökülmelere neden olabiliyor.

 

Miyastenia Gravis

Bu hastalık, sinirler ve kaslar arasındaki sinyallerin iletiminde sorunlara neden oluyor. Bu kas zayıflığına neden olabiliyor ve belirli hareketleri kontrol etmeyi zorlaşabiliyor. İlk fark edilen genellikle göz problemleri olabiliyorken, ayrıca yüz ifadeleri, konuşma, yutma ve çiğneme biçimi etkilenebiliyor.

Guillain Barre Sendromu (GBS)

Guillian Barre de yine bağışıklık sisteminin vücudun sinir ağına saldırdığı; kollar ve bacakların kuvvet ve kontrol kaybının yanı sıra his kaybının da söz konusu olabildiği bir otoimmün hastalık…

Sedef Hastalığı

Vücudun savunması olan inflamasyon tetiklendiğinde ve ciltteki hücrelerin çok hızlı büyümesine neden olduğunda bu durum başlıyor aslında. Hızlı büyüyen cilt hücreleri tam olgunlaşmadan önce yüzeye çıkıyorlar. Bu kalın, kırmızı lekelere neden olup kaşınabiliyor veya ağrı yapıyor. Semptomları hafifleten kremler veya mor ötesi ışıklarla tedavi seçenekleri olmasının yanı sıra; bağışıklık sisteminizi yatıştıran ilaçlarla da tedavi edilebiliyor.

 

Tabi ki tetikleyen etkenler arasında STRES de var. Otoimmün hastalıkları olan kişilere baktığımızda, düzen hastalığı olanlar, aşırı derecede tedbirli olmak için kendilerine stres yaratanlar, detaylara fazla takılanlar, vb. olduklarını görüyoruz. Relaks – tabiri caizse “mangal yürekli” olan kişilerde görülme oranı daha az…

Stres = hayati tehlike/tehdit karşısında oluşan korkuya verilen tepki… Ancak biz tehlike/tehdit daha hayati değilken, ve hatta bir tehlike/tehdit söz konusu bile değilken; sadece bir olumsuz olasılıktan üretmiş olduğumuz korkuya tepki veriyoruz. İşte bu nedenle bağışıklık sistemimiz de alarmda oluyor ve gereksiz tepkiler vermeye başlıyor!

 

Mutlu sağlıklı ve pozitif enerji dolu bir hafta sonu diliyorum.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Kapalı