KıbrısManşet

Karpaz’da durum vahim






Muazzez Gazihan

 

Mağusa Devlet Hastanesinde anjiyo ünitesinin bulunmaması nedeniyle acil kalp hastaları Lefkoşa Devlet Hastanesine sevk ediliyor ve yollarda ölümle baş başa kalıyor. Cihaz’ın olmaması nedeniyle Karpazlılar, civar bölgelerde yaşayanlar, Gazimağusa’lı kalp hastaları, Lefkoşa’ya gelmek zorunda kalıyorlar. Karpaz ve o bölgelerde kalp krizi geçiren hastalara müdahale edilemiyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre kalp ve damar hastalıkları Dünya’da en sık görülen ölüm nedenidir.2018 verilere bakıldığı zaman ölümlerin %38’i kalp ve damar hastalıkları sonucunda gerçekleşmiş olup, açık ara en sık görülen ölüm nedeni olmuştur. Ülkemizdeki istatistiklere bakıldığında da benzer bir sonuçla karşılaşılmaktadır.

Kuzey Kıbrıs’ta yılda ortalama 350-400 kişi akut kalp krizi geçirmekte ve vakaların yaklaşık olarak %35-40’ını Mağusa ve Karpaz bölgeleri oluşturmaktadır. Avrupa Kalp Cemiyeti akut kalp krizi geçiren hastalara en geç iki saat içerisinde koroner-anjiyografi yapılıp, tıkalı damarın açılması gerektiğini önermektedir. Aksi takdirde hasta hayatı kaybedilmekte veya hastada ciddi, geri dönüşü olmayan kalp kası hasarı meydana gelebilmektedir.

Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun ve Kardiyoloji uzmanı Dr. Alptekin Özkoç, Devlet Hastanesi’nde yaşanan sıkıntılar ve eksiklikler hakkında açıklamada bulundu. Bölge nüfusunun artması ve artan turist sayısı ile hastaneden hizmet alanların arttığına işaret edilerek, hastaların beklentilerini karşılamakta güçlük çekildiğini belirtti.

Mağusa Devlet Hastanesinde anjiyo ünitesinin eksikliği ile ilgili yaşanan sorunları anlatarak, bir an önce çözüm isteyen Dipkarpaz Belediye Başkanı Coşkun ve Kardiyoloji uzmanı Dr. Özkoç  “Hastane bünyesinde anjiyo cihazının olmaması hastalar zaman kaybına uğrayarak hayatını kaybediyor” şeklinde açıklamada bulundular. Uzun zamandan beri hastanede eksiklikler yaşandığı ifade edilirken, hizmet kalitesini artırmak için yatırım yapılması gerektiğini, hem hastaların hem çalışanın memnun olacağı bir sistemin kurulması gerektiğini kaydettiler.

 

Dr. Alptekin Özkoç
Dr. Alptekin Özkoç

“Hizmet sunmakta sıkıntı yaşıyoruz”

 

Kardiyoloji uzmanı Dr. Alptekin Özkoç, Mağusa devlet hastanesinin çok geniş bir coğrafyaya hizmet verdiğini, Vadili’den Dipkarpaz’a kadar olan bir coğrafyaya hitap ettiğini söyleyerek, bölge nüfusunun isteklerine cevap vermede yetersiz kaldıklarını, olması gereken cihazların olmaması ya da yetersiz sayıda ve donanımda olması yüzünden bu hizmetleri bölge halkına sunmakta sıkıntı yaşadıklarını anlattı.

 

“Büyük bir kayıptır”

 

KKTC’de her yıl binlerce kişi kalple ilgili şikâyetlerle hastaneye başvuruyor. Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi, kamu hastaneleri arasında anjiyonun yapıldığı tek merkez diyen Dr. Alptekin Özkoç, her yıl ortalama 30 kişi kalp krizi nedeniyle hastaneye ulaşmadan, evinde, iş yerinde hayatını kaybediyor. Sağlıklı beslenmeyle hareket etmenin önemi konusunda toplumda farkındalık oluşturmanın şart olduğunu dile getirerek; Kalp krizinin ilk 2 saat içinde kişiyi aniden öldürebileceğini söyleyerek “İlk 2 saatte doğru tedaviye erişmek hayati önem taşıyor. Hastaneye ambulansla ulaşmak da çok önemli. Kalbi duran hastalar ancak ambulanslardaki şok cihazıyla hayata döndürebilir” şeklinde konuştu. Ama karpaz bölgesinde kalp krizi yaşayan bir kişi Mağusa Devlet hastanesine gelmesi gerekirken, Lefkoşa Doktor Burhan Nalbantoğlu’na gitmek zorunda kalıyor nedeni ise Mağusada anjiyo cihazının olmaması, işte bu da büyük bir kayıptır, diyor.

 

“Zaman bizim için çok önemli”

 

Özkoç, yaşanan sorunları şu şekilde anlattı;

“Bir hasta kalp krizi geçirdiği zaman yani hastanın şikâyetleri başladıktan sonra belli bir zaman dilimi içerisinde koroner-anjiyografi laboratuvarına ulaştırılmalıdır ve kapalı olan damarın açılması gerekiyor, aksi takdirde hasta hayatını kaybedebiliyor ya da hastanın kalbinde geri dönüşü olmayan hasar kalıyor ve ömür boyu bunun sıkıntılarını yaşayabiliyor”.

Dipkarpaz’dan kalp krizi geçiren bir hasta’nın ilk önce ambulansla ya da kendi imkânlarıyla Mağusa devlet hastanesine geldiğini belirten Özkoç, orada ilk müdahalesini yapıldığını, kalp krizi tanısı konduktan sonra Lefkoşa Devlet hastanesine sevk edildiğini ve bu süre zarfında birçok hastanın yollarda hayatını kaybettiğini, kurtarılan hastalarda da çok ciddi geri dönüşü olmayan sıkıntılar meydana geldiğini ifade etti.

 

Duraklamalar ölüm riskini artırıyor”

 

Kardiyoloji Uzmanı Dr.Alptekin Özkoç; ‘Karpaz’da kalp krizi geçiren bir hastanın; önce bölgedeki yerel sağlık kurumlarına götürülmesiyle, hastanın önemli bir zaman kaybı yaşadığını ve bu durumun ölüm riskini artırdığı gösterilmiştir’ ifadelerini kullanıyor. Dr.Özkoç, “Hastanın önce ihtiyaç duyduğu tedavi imkânlarına sahip olmayan bir birinci basamak sağlık kurumana götürülmesinden kaynaklanan zaman kaybı hali hazırda  hasta için önemli  hayati bir  risk teşkil etmektedir. Bu birinci basamak yerel sağlık kurumundaki ilk müdahalenin ardından Gazimağusa Devlet Hastanesi gibi 2. basamak bir sağlık kurumuna sevk edilen ve yine etkin tedavi imkanı olmayışından ötürü hastalar, 3.basamak olan  Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne sevk edilip maalesef ikinci kez zaman kaybına uğruyorlar ve ne yazık ki hayatlarını bu denli kötü etkileyen büyük bir mağduriyet yaşıyorlar. Gazimağusa Devlet Hastanesi’ne koroner anjiyografi laboratuvarının kurulmasıyla bu büyük yetersizlik giderilecek; etkin, tanı-tedavi gecikmemiş, kalp krizi geçiren hastaların büyük çoğunluğu, ilgili hastaneler daha küçük yerel hastanelerden çok daha uzakta olsalar bile gereken tedavi kapasitesine sahip olacak olan Gazi Mağusa Devlet Hastanesi’ne güvenle ulaştırılılmış olacaklar ve gereksiz vakit kaybı olmaksızın hastanemizde gerekli tedavi uygulanmış olacak.” açıklamasında bulundu.

Sistem gecikmeleri büyük kalp krizleri geçiren hastalardaki ölümlerin asıl nedeni olduğunu gösteriyor yani yerel hastanelerdeki duraklamalar, ölüm riskini artırıyor.

  1. yüzyılda bunların yaşanmaması gerektiğini söyleyen Dr.Özkoç; “Devletin hepimize eşit sağlık imkânı tanıması gerekiyor ve kamu hastanelerinde sadece Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu hastanesinde anjiyo cihazı mevcut ve KKTC genelinde yaşayan bütün hastalar oraya sevk ediliyor o yüzden Mağusa Devlet Hastanesinin hem 3.cü basamak hastanesi yapılması yolunda hem de anjiyo laboratuvarının kurulması noktasında gerekli adımların atılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

 

Dr.Özkoç, bölge nüfusunun isteklerine cevap vermede yetersizlik kaldıklarını ve olması gereken cihazların yetersiz sayıda ve donanımda olması yüzünden bu hizmetlerin özel sektörden satın alındığını ve bu hizmetler karşılığında devletin özel hastanelere yüklü miktarlarda ödeme yaptığını söyledi. Özkoç “En önemli eksikliğin anjiyo ünitesinin Mağusa hastanemizde yokken bazı özel hastaneler bu üniteleri kurup çalıştırabilmektedirler. Devlet bu açıdan özel hastanelere tonlarca yüksek meblağlar ödemek zorunda kalmaktadır” dedi.

Gazimağusa Hastanesi’nin sorunlarının her geçen gün büyüdüğüne dikkat çeken Özkoç, “Gazimağusa Devlet Hastanesi hizmet kalitesini artırmak için yatırım yapılması gerekli bir hastanedir.  Bunun yanında artan ihtiyaçlara göre yapısal eksikliklerin giderilmesi elzem konulardandır.” şeklinde açıklamada bulundu.

Suphi Coşkun
Suphi Coşkun

“İnsanlarımız yollarda ölüyor”

 

Dipkarpaz Belediye Başkanı Suphi Coşkun, Gazimağusa Devlet Hastahanesi’ne anjiyo cihazının gelmesi için öncülük eden ve bu konunun peşini bırakmayacağını söyleyerek, “bizim de diğer bölgeler gibi anayasal haklarımız var, öncelikli derdimiz sağlık, halk hasta olmaktan korkuyor, yıllardır bölge insanı yollarda hayatını kaybediyor. Bölgemizde birçok insan kalp krizinden öldü. Sevdiklerimiz, gencecik insanlar kalp krizi geçirdi, hastaneye yetişemedik, yolda öldüler. Ben de kalp krizi geçirdim kurtuldum. Mağusa Devlet Hastanesi’nde anjiyo cihazı olsaydı onlar da kurtulacaktı” dedi.

Çoşkun; Mağusa hastanesinde anjiyo ünitesi bulunmamasından dolayı birçok mağdurun olduğunu, birçok vatandaşın hastaneye kriz halinde yetiştirildiğini, birçok kez duran kalbin müdahale ile geri getirildiğini ancak hastaneye sevki sırasında da iki kez duran kalbinin daha fazla dayanamadığını örnekler göstererek aktardı.  Anjiyo ünitesi sorunu daha önce de birçok kez gündeme gelirken yaşamını yitiren kalp hastalarının yakınları doktorların kendilerine “Eğer anjiyo ünitesi olsaydı hastayı kurtarırdık” dediklerini aktardı.

 

“Temel sağlık hizmeti verilemiyorsa hükümet neden vardır”

 

Hükümete ve Büyükelçiye seslenen Çoşkun;  “Dipkarpaz’a park yatırımı yapılmasını istemiyorum, bana yol da yapmayın! diyerek isyan etti.

“İnsanları yaşatalım yaşasın ki yollarda yürüyebilsin, park yapalım insanları yaşatalım da parka gidebilsin ama parkın içerisinde kalp krizi geçiren bir adamı ölüme terk edemeyiz, hükümet vatandaşa sağlık hizmeti sunmak zorundadır” dedi. Temel sağlık hizmeti verilemiyorsa hükümet neden vardır diyen Belediye Başkanı,” İyi niyet olsa ciddiyet olsa bu konu da çoktan çözülürdü” dedi.

Bölge halkı arabalarda, ambulanslarda ölüyor. Biz bunları yaşıyoruz diyerek bölgede hayatını kaybeden birçok vakadan örnek gösteren Belediye Başkanı Coşkun, “Karpaz’da sadece deniz, eşek ve bitki yoktur, insan da vardır.” şeklinde konuştu. En az eşekler kadar haklarımız olduğunu her zaman hatırlatacağız… Lütfen herkes bu bölgede halk olduğunu bilsin ve bizi oy olarak görmesin.” dedi.

 

Eğitim ve sağlık alanına çok önem veriyoruz. Bizim de diğer bölgeler gibi anayasal haklarımız var diyen Çoşkun, “Ben göreve geldiğimde bölgede doktor yoktu, bir doktor almak için çabaladık önümüze birçok entrika koydular, siyasi görüşlerle karşı çıktılar. Güç bela bunu hayata geçirdik. Eğitim alanında da sıkıntı vardı, onu da yoluna koyduk ama eksiklerimiz halen var dedi. Çocukların, yaşlıların, hamile kadınların hatta bölgeye turist gelen insanların denizde boğularak hastaneye götürülürken, polis arabasında can verdiğini, insanların ambulansta doğum yaptığını söyledi, bu konular da başka bir röportaj konusu olur” dedi.

“Benim derdim bugün siyaset değildir” diyen Çoşkun, “benim derdim bugün Mağusa Devlet Hastanesi’ne anjiyo cihazı alınmasını istiyorum. Ben yolda ölmek istemiyorum, sevdiklerimin, bölge halkım için adli tıp uzmanının dediği gibi “şansız bir ölüm” kelimesini duymak istemiyorum diyerek üzüntüsünü de ifade etti.

 

“Tepkilerimizi artıracağız”

 

En fazla kalp krizi rahatsızlığı Dipkarpaz’da yaşandığını belirten Coşkun, tüm STÖ’lere ve hükümete seslenerek bölgede bitki, hayvan ve çevre yanında bir nebze de insanlara yatırım yapılması çağrısında bulundu. “Biz oğlumuza kızımıza bir şey istemiyoruz, toplumsal çözüm istiyoruz, bireysel değil toplumsal olmanın zamanı geldi diyerek çözüm bulunmaması halinde tepkilerini arttırarak göstermeye devam edecekleri uyarısında bulundu.







Başa dön tuşu