Köşe Yazarları

KARL MARX’IN DEDİĞİ OLDU

( Ne Adaleti kaldı ne Kalkınması)


Son bir aydır Türkiye’deki yerel seçimler bizim de gündemimiz oldu ya.

Önce kimin seçileceğiyle başladık, sonra İstanbul’daki seçimin sonuçlarına odaklandık.

Kıbrıslı Türklerin Türkiye  ile yakın ilişkileri vardır.

Fakat İstanbul farklıdır.

Son dönemde her ne kadar İzmir ve bir miktar da Ankara sevgisi ön plana çıkarılmaya çalışılsa da Kıbrıslı Türk’ün kalbi İstanbul için farklı atar.

Bu “yedi tepeli” şehre herkes mutlaka uğramıştır ve etkilenmiştir.

Çoğunlukla mutlu anılarla dönmüştür.

Bu nedenle İstanbul’un seçim sonuçları daha bir dikkat ve heyecanla izlendi buralardan.

Binali Yıldırım gibi deneyimli bir ismin karşısında gündeme daha birkaç ay önce giren Ekrem İmamoğlu’nun gösterdiği performans buralarda ilgiyle izlendi.

Çünkü İmamoğlu bizim buralardan geçti ve kendisinin onayı ile hazırlanan belgeselde “Sosyal Demokrat fikirlerden etkilenmesi Kıbrıs’ta oldu” ibaresi Kıbrıslı Türlerin gönlünü kazandı.

Rahmetli Denktaş’a karşı gösterdiği vefa ile de sağcı-solcu Kıbrıslı Türklerin sempatisine yetti ve arttı bile.

Tabii ki Binali Yıldırım gibi bir aday karşısında ve AK Parti gibi devletin tüm olanaklarını kullanan bir parti karşısında İmamoğlu’nun seçim kazanması önemli bir olaydır.

Ve bu zafer sadece İmamoğlu’nun güler yüzlü, kucaklayıcı, birleştirici propagandası ile izah edilemez.

İzahı yapan Karl Marx’tır.

İki yüz yıl öncesinden gelen doğru tespitleri hala dünyayı anlamamıza ve yorumlamamıza yardımcı oluyor.

***

Karl Marx’a göre siyaseti (üst yapıyı) belirleyen ekonomik ilişkilerdir. (Alt yapı)

Yani basit anlatımla ekonominin durumu ülkede herşeyi belirler.

Hatırlarsınız, 2000 yılındaki büyük ekonomik krizden sonra muhafazakârların oluşturduğu partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi olmuştu.

Türkiye’deki ekonomik kriz elbette kalkınmayı ortadan kaldırmış ve onun yanında adalet dahil toplumun bütün değerlerini erozyona uğratmıştı.

Kalkınma ve Adalet vaat eden aşırı İslamcı Erbakan’ı reddeden ve yüzünü Batıya, özellikle de Avrupa Birliği’ne çeviren yeni İslamcılardı.

Kemal Derviş’in oluşturduğu sistemin üzerinden devam ettiler.

Sadece adalet ve kalkınma değil, özgürlük ve demokrasi de vaat ettiler.

Bu konuda önemli adımlar da attılar.

Haliyle halktan da destek gördüler.

Fakat önce ekonomi bozuldu.

AK Parti göreve geldiğinde Türkiye dünyanın en büyük 17’nci ekonomisine sahipti.

Şimdi 20’ciliğe geriledi ve yakında G20 ülkeleri liginden atılacak.

Göreve geldiklerinde Türkiye IMF’nin kölesiydi. IMF’ye borçları kapattılar ve 80 milyar dolar birikim yapıp IMF’ye borç vermeye bile başladılar.

Türkiye’deki fakir milyonlarca insan göreceli olarak gelirlerini artırdı.

Sermaye belirli ailelerin tekelinden çıktı ve Anadolu’da yaygınlaştı.

Şimdilerde durum nedir bilir misiniz?

Türkiye’de 15 milyon insan açlık sınırının biraz üstündedir.

20 milyon insan yoksulluk sınırındadır.

Genç nüfusun yüzde otuzu işsizdir.

Orta direk ortadan kalkmıştır ve fakirlerle zenginler arasındaki uçurum makası açılmıştır.

İstanbul, Türkiye nüfusunun yüzde yirmisine ve Türkiye ekonomisinin yüzde otuzuna denktir.

Yani ekonomik felaketi en derin bir şekilde yaşayan İstanbul’dur.

Ekrem İmamoğlu da bu felakete tepkinin ürünüdür.

Yani Marx’ın dediği gibi kötü bir ekonomide kitlelerin sarıldığı bir umut.

***

Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü Türkiye’yi “dünyanın en büyük hapishanesi” olarak nitelendirdi.

Rakamlar ve gerçekler ortadadır.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sadece “kalkınması” ortadan kalkmadı.

Adaleti de tarumar oldu.

Geriye diktatörlüğü kaldı…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı