Poli

Kara para, Al Capone ve Nixon


İnsan haftada bir de olsa her hafta yazı yazabilir mi? Diyelim ki yazdı, o yazı her seferinde okunmaya değer olabilir mi? Beş defa, on defa hatta elli defa gündemi tutturabilir, okura “ aa.. ben hiç böyle düşünmemiştim” veya “ben bu hikayeyi duymuştum ama böyle olduğunu bilmiyordum” falan dedirttirebilir ama bunu yıllarca ve ayni istikrarla sürdürebilir mi? Çok zor; çünkü aslında haftada bir yazılan yazılar,  ya okunan pek çok şeyin iyice harmanlaşmış bir sentezi ya da çok güçlü bir deneyimin sonucu olarak ortaya çıkar. İşte ben de hazırlıksızlık sonucu  böyle bir zorluk yaşıyorum ve POLİ’nin baskıya gideceği son saatlere geldik ama “ne yazsam, ne yazsam” diye söyleniyorum.

Hazır konu kıtlığı çekip tam da duvara toslamışken fırsat bu fırsat uzun zamandır merak ettiğim bir konuyu mu ele alsam? Belki de sizin de zaman zaman aklınıza takılmıştır paranın yasal yollardan kazanılmayanına neden “kara para” deniyor diye. Neden illa da “kara” deniyor da başka bir renk yakıştırılmıyor mesela? “Kayıt dışı para” diye başka bir kavram daha var ki bunun üç aşağı beş yukarı anlamı kestirilebilir. Kayıtlara girmemiş, vergilendirilmemiş para demek. Peki “kara para” da ne oluyor? Ya da “kara para aklama” veya “yıkama” gibi ısrarla ortada “kara” ve “kirli” bir para olduğunu ima etmenin, bunda ısrar etmenin gündemde tutmanın alemi ne?

Al Capone
Al Capone

Merak edip soruşturdum ki; “kara para” denen kavram, Amerikalı ünlü gangster Al Capone ile onun faaliyetleri sonucu ortaya çıkmış. Yaptığı yasa dışı işlerden, özellikle yasaklı yıllarda yasa dışı içki ticaretinden elde ettiği paralar artık her Amerikalının ve özellikle de Amerikan maliyesinin dikkatini çekecek yüz milyon dolarlar seviyesine çıkmış. Her ne yapılmışsa, Al Capone’u yasa dışılıkla suçlayacak somut bir delile ulaşılamamış. Çünkü Capone, “minareyi çalan kılıfını uydurur” misali ülke çapında kurduğu yüzlerce çamaşırhane vasıtasıyla, kaçakçılık ve haraç kesmeden edindiği paraları, çamaşırhane işletme gelirleri olarak göstererek her seferinde paçayı kurtarmış. Hiç birisi kendine ait görünmeyen yüzlerce şirket arasında yaşanan para trafiğinden başı dönen Amerikan maliyesi sonunda çözümü Capone’un baş muhasebecisini kaçırmakta ve konuşturmakta bulmuş. Öyle de olmuş, ölüm korkusu ile her şeyi anlatan muhasebeci sayesinde Capone yargılanmış ve 12 yıl hapse tıkılarak düğüm çözülmüş, sorun ortadan kaldırılmış.

Yargılama sonucu tabii ki bazı acı gerçekler de ortaya çıkmış. Capone, işi kolayca dönsün diye valiler, belediye başkanları, polis teşkilatından etkili etkisiz pek çok kişi hatta kendini yargılayacak hakim ile jüri üyelerine bile rüşvet dağıtmış. Bu acı gerçeği öğrenen, geleceğinden ve iş yapmak zorunda olduğu bürokrasinin karşı karşıya kalacağı kötü durumdan endişe eden avukatı pes ederek, “yapılan suçlamaları kabul ediyoruz. Müvekkilim bu suçların hepsini işledi” diye itirafta bulunarak Capone’u ateşe atmış. O gün bu gün Capone’un paraları için temiz olmayan anlamında “kara para” denmeye başlanmış. Hatta Capone’un elde ettiği yasal olmayan kayıt dışı paraları akladığı çamaşır makineleri bile ekonomi literatürüne “para aklama” ya da “para yıkama” olarak girmiş.

Al Capone, Amerikan polisi ve maliyesi için bir fenomen olmuş, ondan edinilen deneyimlerle iş dünyasında gangster yöntemlere hiç müsamaha gösterilmemiş, zaten Capone’dan sonra onun kadar güçlü gangsterler türeyememiş. Capone, bu işlere nasıl bulaştığını anlattığı bir söyleşisinde şöyle demiş: “Çocukken her akşam yatmadan önce Tanrı’ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı’nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua ettim.”

“Kara para” meselesine yeniden dönecek olursak, terim olarak “kara para” nın uluslararası literatüre, 1973’te Amerikan Başkanı Nixon’un başını yiyen ünlü Watergate skandalı ile birlikte girmiş.

Richard Nixon
Richard Nixon

1972 yılında bir kaç hırsız Watergate iş merkezinde Nixon’un rakibi Demokrat Parti’nin bürosuna girerlerken  polis tarafından yakalanmışlar. Olay araştırılmış ve hırsızların dönemin başkanı Richard Nixon’un başkanlığını yaptığı Cumhuriyetçi Parti ile bağlantısı olduğu ortaya çıkmış. Amaçlarının ise muhalefetin bürosuna dinleme amacıyla cihazlar yerleştirmek olduğu anlaşılmış. Adalet Bakanlığı ile Federal Soruşturma Bürosu FBI’ın da karıştığı soruşturmalar sonrası bu skandalın Nixon tarafından organize edildiği anlaşılmış. Uzun ve karmaşık bir süreçten sonra mahkeme, Beyaz Saray’da Başkan Nixon’ın konuşmalarının kaydedildiği bantların savcılığa verilmesine hükmetmiş. Bantlar savcılığa gitmiş, Nixon ise istifa etmek zorunda kalmış. Bant çözümlerinden ortaya çıkmış ki; Demokrat Parti ofisine dinleme cihazı yerleştirilmesi direktifini bizzat Nixon vermiş. Ancak bantlardaki bilgiler bununla sınırlı değilmiş. Dünya’da soğuk savaş rüzgarlarının en kuvvetli estiği o yıllarda Nixon, pek çok ülkede olduğu gibi özellikle Latin Amerika ve Afrika’da demokrasisi zayıf ülkelerinde, yönetime kendilerine yakın güçleri getirtmek için darbe yapmak veya muhalefeti katletmek için illegal para ve silah temin etmiş.

Neden “kara para”

ABD’nin 1960’lı-70’li yıllarda bazı ülkelerdeki muhalefeti ortadan kaldırmak veya hoşlanmadığı yönetimlere karşı sosyal karışıklıklar çıkararak darbe yapılmasını ve kendine yakın yönetimlerin işbaşına geçmesini sağladığı pek çok olay artık gün yüzüne çıkmış durumda. Ancak ortaya dökülen kirli çarşaflardan bir tanesi çok ilginç ve hayret uyandırıcı. Şöyle ki; Amerikan makamları, herhangi bir ülkede çıkarları gereği desteklemeye karar verdikleri para-militer gruplara para yardımı yapma gereği duydukları zaman, dolar banknotlarının üzerini özel bir siyah boya ile örtüyorlarmış. Yola çıkan kurye, bir valiz dolusu siyah renk kağıt destesini önceden belirlenen hedefe götürüyormuş. Arkasından başka bir kurye yola çıkar ve yine ayni hedefe bu defa paranın üzerindeki siyah boyayı çözecek yeteri kadar özel bir solüsyon götürüyormuş. Siyaha boyanmış paraları ve solüsyonu alanlar, basit bir işlemden sonra temizledikleri paraları kullanıma sokuyorlarmış.

Bu yönteme neden başvuruluyormuş? Birincisi, ABD’nin bu işin içinde olduğunun anlaşılmamasını garanti altına almak. İkincisi, kurye yolda belde bu kadar parayı görüp de bir kalleşlik yapıp alıp gitmesinin önüne geçmek veya kurye bir soyguna uğrarsa, soyguncuların bu parayı kullanamamasını sağlamak. Ve üçüncü sebep, paranın doğru ellere gittiğinden emin olmak. Bu “kara para” yöntemi ile uzun yıllar “çok başarılı” işler kotarılmış. Ancak işin cılkının çıktığı durumlar da olmuş. İşlerin iyi gitmediği, lejyoner askerlerin bozguna uğradığı kimi yerlerde,kara paraları kapıp kaçan kimi eski askerler kapı kapı gezip bu boyalı paraları nasıl temize çıkaracaklarının derdine düşmüşler. İnternette yaptığım küçük bir gezintide bu adamların pek çok hikayelerine rastladım. Bu arada daha da ilginç bazı haberlere de ulaştım. Son birkaç yıllık Türkiye gazetelerini taradığımda, özellikle Afrika ülkelerinden bazı tiplerin çantalar dolusu “kara para” ile Türkiye’ye gittiklerini, kendilerini ülkedeki bazı güçlü adamların temsilcileri olarak tanıttıklarını ve bu “kara para”ları ucuz fiyata satmaya çalıştıklarını gördüm. Hatta bu paralarla! İş ortaklığı teklifi yaptıklarını ve maalesef kabul görerek başarılı dolandırıcılıklar gerçekleştirdiklerini öğrendim. Üstelik yaptıkları hile çok basit. Para büyüklüğünde bir deste siyah renk karton arasına yerleştirilen ve önceden işaretlenmiş olan gerçek paralar beraberlerinde getirdikleri bir solüsyonla temizleniyor ve “işte bütün bu paralar senin olabilir”deniyor. Bu işlemi çok inandırıcı bir şekilde yapan adamlar avından bir miktar para sızdırdıktan sonra sırra kadem basıyorlar. Parayı kaptıranlar ise, gerçek durum anlaşılınca “yandım Allah” diyerek yollara düşüyormuş. Alın size Adana’da yaşanmış bir haber;

“Üzerinde Kamerun pasaportu bulunan ve Türkçe bilmeyen Emmanuel’in çantasını kontrol amacıyla açan ekipler, 100 Dolar büyüklüğünde kesilmiş desteler halinde siyah renkli kağıtlar elde etti. Şahsın, “Adana’da çok büyük bir iş yapmak istiyorum gelin bana ortak olun elimde yüklü miktarda para var” dediği ya da “Bende büyük miktarda gizli para var bana bu paranın yarı değerini verirseniz size veririm, bende çok çok kara para var” diyerek vatandaşları dolandırmaya çalıştığı öğrenildi. Zanlının vatandaşı inandırabilmek için de bavulun içinden çıkardığı gerçek birkaç kara parayı özel solüsyona sokarak para haline dönüştürdüğü belirlendi.
Gözaltına alınarak KOM Şube Müdürlüğü’ne götürülen Emmanuel, Adana’ya dolandırıcılık yapmak amacıyla geldiğini itiraf etti. Aksaray Emniyet Müdürlüğü’nce aynı suçtan aranan Emmanuel, adliyeye sevk edildi.
Türkiye’de ilk kez bir yıl önce rastlanan dolandırıcılık yöntemini Afrika ülkelerinden gelen yabancıların kullandığı ortaya çıkmıştı. Dolar veya Euro’nun üzerini kimyasal bir madde ile kaplayıp siyaha dönüştüren ve karton kalınlığına ulaştıran dolandırıcılar, aynı boyutlarda siyah kartonları da kesiyor. Gerçek parayı kimyasal solüsyonların içinde yıkadığında eski haline döndürüp, karşısındakine elinde bulunan ve daha önceden hazırladığı karton parçalarının da aynı özellik taşıdığına inandırıp, satmak istiyor. Paraların boyanma nedenini de kendi ülkelerinde saklamak ve gümrüklerden geçirmek amacıyla yaptıklarını belirtiyor.
Mali Büro yetkilileri, bugüne kadar Adana’da 3 defa bu tip dolandırıcılık yapmaya çalışanları yakaladı. Yetkililer, başka şehirlerde de aynı yöntemlerin kullanıldığını bildirdi.
Emmanuel sınır dışı edilmek üzere Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne teslim edildi.”

Yazıyı sonlandırmadan bir dip not vermem gerekiyor. Yukarıda anlattığım bütün bu olguları dikkate alan yetkililer, yasal yöntemlerle kazanılan ama kayıt dışı tutulan paralar için artık “kara para” demekten vazgeçmişler. Bu tür paralar için literatürde artık “gri para” deniyormuş bilginize.

İyi Pazarlar.


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı