Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kaos ve eylemden medet umanlar…

Müteahhitler İçişleri Bakanlığını, bir yıl süre ile çıkarttığı ve İmar Planı yapılıncaya kadar yürülükte kalacak emirnameyle ilgili adeta topa tuttular. Hatta, emirnamenin geri çekilmemesi halinde büyük bir eylem yapacaklarını açıkladılar. Hükümetin amacı ise, o bölgelerin de ikinci bir Girne olmasını önlemek, daha planlı bir yapılaşmayı sağlamaktı.

UBP ve YDP de, hemen muhalefette yer aldılar ve  emirnameye ta başından karşı bir duruş sergilerdiler, müteahhitlerin yanında yer aldılar…

Ancak sonuçta hükümetin müteahhitlerle bir uzlaşıya varması ve yapılacak eylemin ertelenmesi muhalefet partilerinde hayal kırıklığı yaratmış anlaşılan. Emirname ile inşaat sektörünün batacağını, ekonomide kayıplar yaşanacağını savunanlar, varılan uzlaşıdan rahatsız oldular. Çünkü onların esas amacı bu eylemden kendilerine siyasi bir takım çıkarlar elde etmek, hükümet ortaklarının arasını açmak, bu suretle bir ihtimal hükmetin bozulmasıydı. Öyle ki, oturacakları koltukların hayaline dalmışlardı…

Bakın müteahhitlerle hükümetin bir uzlaşı noktasında buluşmalarına ana muhalefet başkanının  tepkisine; “ Emirname konusunda hükümet taviz mi verdi? Müteahhitler neden eylemden vazgeçti? Bu Sayın İçişleri Bakanın başarısı mı? Nasıl oldu da ortalık bir anda yumuşadı?”…

İktidar veya muhalefet, hepsinin de görevi kamunun çıkarını korumak olmalı. Ama şu emirname olayı bir kez daha gösterdi ki; ülke zarar görecek bile olsa, siyaset krize, kaosa oynayabiliyor.

Beklenti, müteahhitlerle hükümetin kavgayı sürdürmesi ve ülkenin eylemlerle kaosa sürüklenmesiydi. Belli ki uzlaşı canlarını sıktı, utanmasalar yas ilan edecekler. Öyle olunca da çıkacak ve “beceremiyorsanız çekin gidin, istifa edin” çığlıkları atacaklardı. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı ve hevesleri kursaklarında kaldı…

İzlediğiniz, bu hayal kırıklığıdır…

 

LUTE’UN SÖYLEMEDİKLERİNİ, SPEHAR SÖYLEMİŞ ZATEN…

BM Genel Sekreteri’nin özel danışmanı Jane Holl Lute, temaslarını yaptı ve yeniden gelmek üzere gitti.

Rum basını, Lute’un liderlerden, gizlilik taahhüdü aldığını yazıyor.

Bizim bu tarafta zaten basına sızdırma pek görülmüş değildir.

Ama bu defa onların yorumlarına baktığımızda da, fazla bir şey öğrenemediklerini, sadece tahminler yaptıklarını gördük.

Çok dinlemiş, az not almış…

Gizlilik kararı olsa da, Rum basını, Lute’un bir dayatma planla geleceği kehanetini yinelemeyi de sürdürüyor.

Kendilerince çıkacak rapora karşı önceden gardlarını alıyorlar. Beğenmedikleri bir şey çıkarsa, “biz söylemiştik, dayatma yapılıyor” desinler.

Basın önüne çıkmayı sevmediği anlaşılan Lute’un adaya bir önceki gelişi Ekim’deydi.

İki ayda ne değişmiş olabilir ki?

Lute konuşmuyor ama, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki daimi Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ın geçen hafta Ledra Palace’da verdiği yeni yıl resepsiyonunda söyledikleri neler olup bittiğine dair ipucu veriyor.

Spehar o resepsiyonda, müzakereler aylar önce koptuğundan beri, ne kendilerinin ne de dünyanın boş durmadığını, Kıbrıs konusuyla ilgilenmeyi sürdürdüklerini belirtiyor.

Çok kez duyduğumuz için artık ciddiye almasak da Sphear, bu son temasların adanın geleceğine dair kritik öneme sahip olduğunu ve en önemlisi adada artık artan sayıda kişinin sürecin kesin bir kavşağa yaklaşmakta olduğu konusuna inandığını  vurguluyor.

Sonra çok bilindik bir şekilde, adada barışı sağlayacak olanın halklar olduğunu belirterek,  iki tarafın sivil toplum örgütlerine yakınlaşma konusunda ortak çalışmalarını artırmaları çağrısı yapıyor. Yani liderliklerden umut yok, iş halka kalıyor noktasında.

Şimdi bunları okuduktan sonra, siz bu süreçten ne bekleyebilirsiniz?

YERİN KULAĞI VAR  

DAHA YETMEDİ Mİ?:

Bugün, toplumsal olayların başladığı 21 Aralık 1963’ün 55. yılı… 55 yıl önce başlayan çatışmalarda her iki toplumdan da yüzlerce kişi can verdi. Bu küçücük adada yıllarca insanlar birbirlerini katletti. Ve ne yazık ki 55 yıldır bu kin ve nefret sürdü, giden canlar adada kalıcı bir barışı sağlamaya yetmedi. Halbuki bu ada savaşmak için küçük, birlikte barış içinde yaşamak için çok büyük bir ada…

 

BİTTİ DE KURTULDUK:

Lüzumsuz ve seviyesiz sürdürülen 2019 bütçe görüşmeleri nihayet sona erdi. 8 gün boyunca muhalefet iktidarın yapamadıklarını temcit pilavı gibi tekrarladı durdu. Hükümet kanadı da kendilerince savunma yaptılar. Belki adettendir, usul böyle ama, bu tavırların ülkeye bir yararı olmuyor. Meclis’teki o seviyesiz tartışmalar bitti de kurtulduk sonunda…

DOĞANCI DERESİ TAMAM DA:

Lefke Kaymakamı Sadi Güneş, bölgesinde dere yatağına müdahale konusundaki münferit bir olaya değinerek, derelerin devlet malı olduğunu, dereyi eski haline getireceğini söylüyor. Bu aslında genel bir sorun. Tüm bölgelerin sorunu. Kaymakamlara yapılacak şikayetlerle çözülecek bir mesele değil. Hükümetin derelere müdahaleye son verme konusunda kararı var. O halde, bürokratik yazışmaları ortadan kaldıracak bir Bakanlık emirnamesi yayınlanmalı. Belediyeler, kaymakamlar da ne yapacaklarını bilsinler.

MAHKEME HEMEN KARAR VERMELİ:

Gönyeli alt-üst geçidi ara emri nedeniyle yaklaşık bir yıldır sürücüler tarafından kullanılamıyor. Kullanılamadığı bir yana, sorunun erken bir zamanda çözüleceği de zor görünüyor. Bakanlık ve Belediye’nin ara emri yüzünden eli kolu bağlı, adım atamıyor. Olan da her gün o yolu kullanan vatandaşlara oluyor. Mahkemelerin bu konuyu biran önce ele alıp sonuca bağlaması lazım. Herkes eli kolu bağlı, ara emrinin kalkmasını veya tarafların uzlaşmasını bekliyor…

 

ALSANCAK’TA NELER OLUYOR:

İki günde iki haber. Alsancak’ta kaçak içki üretimi, Alsancak’ta kaçak kesim ve et üretimi. Nasıl olmuş da her tülü kaçak üretim için Alsancak seçilmiş? Özellikle Lefkoşa ve Girne Belediyeleri, denetimleriyle bu tür işlere göz açtırmıyor. Sanırım Alsancak’ta Belediye denetimleriyle ilgili bir sorun var.

BU ÜLKEDE YAŞAMANIN BEDELİ:

Bir gazetenin haberine göre, psikolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan antidepresan ilaçların tüketiminde yüzde elliye yakın artış olmuş. Yani toplum olarak psikolojimiz epey bozulmuş. İşin sevindirici tarafı kalan yüzde ellilik kesim her şeye rağmen direnmeye devam ediyor. Ama çok değil, böyle giderse yakın bir gelecekte hepmiz müptela olacağız…

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “İşe göre değil, ‘partili ve hatırlı kişiye göre iş uydurma’ sorunundan kaynaklı tutumlarda ‘bürokraside’  bir de ‘liyakat sorunu’ yaratıldı! Sonuçta KKTC’nin canına okuyan ‘devlet kademlerindeki’ gizli işsizlikle, liyakat’ sorunudur ki  44 yıldır hâlâ kurumlaşamadık! Aksine ‘kurumlarımızın’ yerli yerine oturmaması nedeniyle ‘devlette süreklilik’  yerine yaşanan ‘duraksamalar’ KKTC’e çok şey kaybettirdi! Sorun devam ediyor ki büyük iddialarla iktidara gelen dörtlü koalisyon hükümeti de bu anomaliden paçasını kurtaramadı!”…

 DİPTEKİLER

İkisine De Yakışmadı: Her ikisi de siyasetçiliklerinin dışında temsil ettikleri partilerin Genel Başkanları. UBP Genel Başkanı Tatar ile DP Genel Başkanı Denktaş’tan bahsediyorum. Ama önceki gün Meclis’te yaptıkları ağız dalaşı ve birbirlerine yönelik sarf ettikleri sözler ikisine de yakışmadı. Her ikisi de elinde belge varsa, gereğini yapmalı. Mahalle kavgasına dö