KANLI BİR BATAKLIK… - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

KANLI BİR BATAKLIK…

Aziz Kent aradı.

Öfke ile “bu Anastasiadis ELAM’ı dinlemeye başladı. Kapıların kapanmasını ELAM’cılar istedi Anastasiadis de yerine getirdi” dedi.


Aziz Kent Rum tarafını ve Rum basınını yakından takip ediyor.

Gazetelerin internet yayınlarına da bıkmaz ve usanmaz bir şekilde yorumlar yapıyor.

Yoğun işlerimden dolayı söylediklerini çok algılayamadım.

Ama ertesi gün, yani Cumartesi günü TAK’ın servis ettiği Rum basın özetlerini okuyunca dank etti.

Politis ve Alithia gazeteleri “ELAM bütün kapıların kapatılmasını istedi, başkan yarısını kapattı” başlıkları atınca Aziz Kent’in ne demek istediğini anladım.

Anastasiadis Rum siyasi parti başkanlarıyla koronavirüsüne yönelik alınacak önlemleri görüşmüş. ELAM “Türkler bize virüs bulaştıracak, bütün kapıları kapatınız” önerisi yapmış.

Rum basınına göre Anastasiadis bu öneriyi beğenmiş.

Fakat bütün kapıları kapattığında özellikle Avrupa Birliği ile papaz olmaktan korkmuş ve yoğun bir şekilde kullanılan 4 kapı ile yetinmek zorunda kalmış.

Tabii bu defa da madara duruma düştü.

Çünkü örneğin Lefkoşa’da virüs geçmesin diye Lokmacı barikatı kapatıldı ama Ledra Palace açık. Metehan ise tamamıyla açık.

Rum tarafı çıkış şeridinde de kimlik sorma gibi bir aptal uygulama başlatınca onlarca kilometre araç kuyrukları oluştu.

Şükür ki Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı barikata gidip yerinde gözlem yaptı ve Anastasiadis’i arayıp “bu kaosa bir son verin” dedi de bu aptalca uygulama iptal edildi.

***

Anastasiadis’in kapıları kapatmasına kuşkusuz en çok sevinenler ELAM’cılar olmuştur.

Bir de bizdeki aşırı milliyetçiler.

Sosyal medyada bir anda “işte gavurun yaptıkları, ne işiniz var Rum tarafında gitmeyin bütün kapılar kapansın” paylaşımları yapılmaya başlandı.

Gerekçeleri farklı ama her iki tarafın aşırı milliyetçileri ortak hedefte anında buluştular;

“Kapılar kapatılsın, her türlü temas yasaklansın…”

Kapıların olmadığı ve her türlü temasın yasaklandığı, gazetecilik amacıyla gitmek isteyenlerin bile her türlü saldırıya maruz kaldığı dönemlerin tanıklarındanım.

Şekil olarak Dışişleri Bakanlığı, Enformasyon Dairesi’ne başvurur ve örneğin “Rum Yönetimi Başkanı Yorgos Vasiliu ile falan gün falan saat mülakat yapmak için randevumuz var, geçiş izni verilmesi” gibi bir yazı gönderirdik.

İzni verecek olan Enformasyon Dairesi Müdürü değildi.

Bir yüzbaşı idi.

Kanunen yüzbaşı veya albayın hiçbir resmi görevi ve/veya gazetecilere izin verme yetkisi yoktu ama Enformasyon Dairesi müdürü, dahi Dışişleri Bakanı ve dahi Başbakan onların önünde hazırolda bekledikleri için yüzbaşı veya albay başbakanın, dışişleri bakanının, enformasyon dairesi müdürünün yetkilerini dilediğince kullanırdı.

Biz buna “mandıra düzeni” derdik.

Pek çok milliyetçi de böyle dediğimiz için bize çok kızardı.

 

***

 

Şimdilerde, Anastasiadis Rum milliyetçilere uyarak mandıra düzenine geri dönebilir mi?

Çok zor.

Veya denemesini tavsiye etmem.

Rum barışseverler, Cumartesi günü Lokmacı’da ona çok iyi bir yanıt verdiler.

Israr ederse daha şiddetlisini görebilir.

ELAM ile yürüyeceği yol kendisini ancak kanlı bir bataklığa götürür.

Bizden uyarması…

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar