Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kamuyu daha fazla bozmadan

CTP dün Meclis’te, müşavir olanların eski görevine dönmesini öngören bir tasarı sundu.

Önümüzdeki Pazartesi günü de, emeklilik ödemelerinin prorata usulü yapılmasını içeren bir tasarı daha sunacaklarını söylediler…

Her ikisi de, kamu reformunda var. Hani yıllardır Meclis komitelerinde süründükten sonra, neredeyse onaylanıp, Meclis Genel Kurulu’na gelmek üzere olan yasa değişikliği…

Gerekçelerini Tufan Erhürman sundu. Yeni hükümet yeni müşavir yarattığı için, reformun içinden bu iki maddeyi çekmişler ve acele Meclis’e getirmişler.

Aslında, CTP’nin yasalar üzerinden, dersini çalışarak muhalefete yönelmesi güzel. Ama bu konuda yapılan da doğru değil…

Çünkü  yeni kurallara, yıllar yıllar boyu tartışılarak son şekli verildi. Mevcut yapıdan bir taşı çektiğinizde, başka taşların devrilmesine neden olursunuz. Her madde birbiriyle ilişkili aslında. Onun için doğru olan, kamu reformunun bir paket olarak geçmesi. Emeklilik konusu da öyle, müşavirlik konusu da öyle…

Nitekim sonuçta bu öneri reddedildi…

Diğer yandan Serdar Denktaş, çalıştıracak uygun adam bulmamadığı için yeni müşavir yarattığını, yaratmaya da devam edeceğini söyledi. Burada kriter, Serdar Denktaş’ın bakış  açısı. Yani sübjektif. Zira üst düzey kamu görevlilerinin atanmasında, bir bilgi, beceri, liyakat sınavı yok.  Kendisi müşavirler arasında, ya da halen görevde olanlar arasında istediği türde birini bulamamış. Hatta diyor ki, partisiyle uzaktan yakından alakası olmayan birini, liyakati nedeniyle müdür yapmak istemiş.

Ama diğer taraftan baktığımızda, bugüne kadar yaptıkları atamalarda, özellikle teknik bakanlıklardaki müsteşar atamalarında alakasızlık sırıtıyor. Öğretmenden Bayındırlık, Ulaştırma Müsteşarı, kaymakamdan Sağlık Bakanlığı Müsteşarı…. Liyakat, uzmanlık, devlette devamlılık, kamunun daha iyiye gitmesini sağlamak bu mudur…?

Bu atamaları yapan UBP kanadının başı, Başbakan Özgürgün de çıkıp, “yeni müşavir yaratmak kaçınılmaz” diyebiliyor. Sanki, daha bir yıl önce “yeni müşavir yaratılmayacak” denilen hükümet programının altına imza atıp, bu kararı savunan kendisi değilmiş gibi…

Her ne kadar Serdar Denktaş’ın kişisel bakışı olsa da, doğruluk payı da yok değil. Kamuda devamlılığı, verimliliği sağlayacak olan performans ölçümü tamam değil. O nedenle de terfilerde her zaman gerçek anlamda liyakat ölçülmüyor. Yükselmelerde aranan nitelikler, yapılan sınavlar bir yana, devletin kendi yapısı eski disiplini kaybettiği ve doğru dürüst hizmet içi eğitim de verilmediği için her terfi alan da konusunda uzman olmuyor…

Hele şimdi bundan sonrasını düşünüyorum. Hani şu arka kapıdan doldurulanların kadrolara geçmesinden sonraki durumu. Çok daha büyük facia olacak.

Tayinler terfilerde partizanlığı önlemek ya da devletin ehil ellere teslimiyse istenen, o halde adam gibi bir kamu reformu bir an önce yasalaşmalı…

Eğer UBP-DP hükümeti, yeni Kamu Görevlileri Yasası’nın geçmesini savsaklar ve bir yandan da kafalarına göre atamalar yapmaya devam ederse, bugün yapılan eleştiriler bir o kadar daha artacak, yaptıkları atamaların tümüyle siyasi olduğu suçlaması da üstlerine yapışacak. Bizzat kendileri statükoya odun taşımış olacaklar.

Tabii istedikleri bu değilse… 

YERİN KULAĞI VAR

NE YASAYMIŞ BE: Kamu Değişiklik Yasası’nı on yılı aşkındır hep tartışıyoruz ama, bir türlü yasalaştırıp hayata geçirmeyi beceremiyoruz. Dün yine Meclis’in gündeminde bu tasarıdan maddeler vardı. İvedilik istemi oy çokluğuyla reddedildi ama, aslında hiçbir partinin bu yasayı geçirmeye niyeti de yok. Hepsi de kendince bahaneler üreterek, hayata geçmesini engelliyor. İşin doğrusu bu…

Ferdi Sabit Soyer
Ferdi Sabit Soyer

“FİİLİ BAŞBAKAN”: CTP milletvekili Ferdi Sabit Soyer’in Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’a yönelik “Fiili Başbakan” benzetmesi Başbakan Özgürgün’ün pek hoşuna gitmemiş olacak ki, söz alıp kürsüye çıktı. Kusura bakmasın ama, hükümetin şu anki görüntüsü de Soyer’in sözlerini doğrular nitelikte. Konuşan, her konuda görüş belirten, adeta hükümeti yönlendiren Denktaş. Bu duruma kızmak yerine, biraz da kendisi gayret gösterse…

KOMPLO TEORİSİ: Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın Cumhurbaşkanı Akıncı’nın önünde bulunan ve halen imzalanmayan bazı atamalarla ilgili olarak, “komplo teorisi” ifadesini kullanması Meclisi gerdi. Denktaş’ın CTP’liler yönelik, “Cumhurbaşkanı Akıncı atamalarımızı onaylamıyor. Cumhurbaşkanı’nı da mi komplonuza çektiniz?” sözleri, Cumhurbaşkanı Akıncı’yı da bu tartışmanın içine çekti. Meclis’ten sonra hep birlikte Cumhurbaşkanı’na gittiler. Konu herhalde orada da ele alınmıştır. Acaba Sayın Akıncı bir açıklama yapar mı?  

SOĞUK SU İÇİN: Yenidüzen gazetesinin ortaya çıkardığı Girne Antik Limandaki kiralama olayıyla ilgili taraflar, suçu birbirine atmaya çalışıyor. Dönemin Turizim Müsteşarı Kemal Deniz Dana tarafından bir şahsa kiralanan binayla ilgili olarak dönemin Turizim Bakanı Sucuoğlu sorumluluk almak yerine, topu Dana’nın üzerine atmayı tercih etti. Yeni Bakan araştıracağını söylüyor ama, benim umudum yok. Aslında sadece benim değil, kimsenin umudu yok. Atı alan Üsküdarı çoktan geçti. Herkes üstüne bir bardan soğuk su içsin… Ha, bu arada yeni bakan, limana bir park yeri yapmaktan bahsetti. İşte bu asıl felaket olacak.

İYİ OLMUŞ: Belediye’nin Girne kapısında kaldırıma parkı engellemek için çaktığı kazıklara esnaf kızmış. Dünyanın her yerinde bu böyle. Hatta her kentte farklı, neredeyse sanat eseri gibi demir kazıklar var. Yüz metre arkada bir park yeri, yüz metre yukarıda bir tane daha. Ama yok, biz alışkınız, kaldırıma park edeceğiz. İyi olmuş. Birisi mecbur etmezse, biz başka türlü adam olmayız ki…

BATIK KREDİLER ARTIYOR: Merkez Bankası verilerinde en çok can sıkan, tahsili geçmiş alacakların, kredilere oranı. Geçen Eylül’de yüzde 6,2 iken, şimdi yine yükselmiş, yüzde 6,9 olmuş.  Bankacılık sektöründen uzmanlar, batık kredilerde en büyük payın, toplam 100 kişiye ait olduğunu söylemişlerdi. Aflar, yapısal düzenlemeler demek ki bir işe yaramamış. Bataklığın kurutulması için başka bir şeyler yapılması gerekiyor…

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]ZİRVEDEKİLER: Ülker Fahri: “Ahtapot’un, sürekli fazla yemeden semireni, gün gele, yerinden kımıldayamaz, yeterince av yakalayamaz hale gelirmiş. Sonra ne yaparmış bilir misiniz? Yeme alışkanlığını gidermek için, azar azar, kendi kollarından yemeye başlarmış…Ve…Sonu malum. Anlayana…”.[/quote]

[quote font=”helvetica” font_size=”14″ align=”justified” bgcolor=”#ffffff” color=”#444444″ bcolor=”#0065ad” arrow=”yes”]DİPTEKİLER: Faiz Sucuoğlu: Dün yazdık, “Sığınma Evi’ne dokunmayın” dedik. Sonradan duyduk ki, tepkiler kendisine aktarılınca Sağlık Bakanı Sucuoğlu da vazgeçeceğini söylemiş. Herkes tam bir rahat nefes almışken, dün yeni bir açıklama, “Bakan Sucuoğlu, Tren Yolu Sağlık Merkezi’nin teçhizat eksikliklerinin giderilerek Haziran ayı sonunda ana branşlarıyla birlikte  yeniden hizmet vermeye başlayacağını söyledi”. Bu ne şimdi? Tam bir hükmü karakuşi. Anlaşıldı, eylemden başka çare yok…[/quote]