Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dağ olsa önünüzde durmasın… Siz işin önünde “dağ” olmayın…

 

İnsan iş yapmak istedi mi…

Dağ olsa önünde durmaz…

  • Motivasyonunu kaybederse…
  • Umudunu yitirirse…
  • Sadece kendi bencil çıkarları için hareket ederse…
  • Başkasını hor görür… Kibir gözünü kör ederse…
  • Kendini beğenmişlik ya da kendini sağlama alma “işin” önüne geçerse…

İşte o insan bu kez “işin önünde dağ” gibi durur…
100 kişi uğraşsa, bir işi yapamaz…
Oradan iş çıkmaz…
İcraat olmaz…
O ortam çürür…

Gerisi de gelmez…

Burada esas olan kişinin kendini bilmesi…
İş için çalışması…
İş yapmak için çaba harcamasıdır…
Neden mi böyle yazdım?

Siyasi hayatımıza kısa süre önce giren Dr. Sibel Siber’in “engelsiz meclis” adımını tamamlamasını görünce…

İster istemez bunları düşündüm…

 

Kısa sürede…

Siyasi yaşamımıza kısa süre önce girdi…

Mecliste vekilken.

Bir anda “geçici hükümetin başbakanı” formülünün baş aktörü oldu.

O dönemde söylenenler ve yapılanlar, “işte be…” dedirtti bir çok insana…

Sonra CTP seçimden “en büyük” çıktı…

“Siber başbakanlığa devam etsin” deyenlere kimse aldırmadı.

CTP içerisindeki “sahipler” sahne aldı…

Önce Özkan Yorgancıoğlu Başbakan…

Sonra Mehmet Ali Talat parti genel başkanı…

En son da Ömer Kalyoncu başbakan oldu…

Siber ise, “suspayı” getirildiği Meclis Başkanlığı görevini sürdürdü…

engelsiz meclis

Bıçak bıçağa…

Siber’in “CTP Cumhurbaşkanı adayı” sürecine hiç girmeyelim…

Seçim boyunca, bizzat CTP’liler tarafından “ihaneti görmesini” hiç söylemeyelim…

“Talat aday olmasın” diyenlerin kendisini öne atmasını…

“Aday ol” diyenlerin kendisini yalnız bırakmasına hiç girmeyelim…

Parti dayını değil, diğer adayları kurtarıcı gören partililerin o dönemki yaklaşımlarını da Sayın Siber kendisi anlatsın…

Aday yapıldı ama…

Sırtı bıçak darbeleri ile doldu…

 

Önce müze, şimdi engelsiz meclis

Kısa sürede yaşadıklarını başkası yaşasa…

Siyasete küser…

Kliniğine döner…

“Bu memlekette bir şey olmaz” derdi…

Oysa şimdi…

Meclis Başkanı olarak…

“Üstüne vazife olmayan işlerle” cebelleşiyor…

Daha geçen gün, bu toplumun ayıbı olan…

Küçük ailesinin de çaresiz kaldığı bir konuda adım attı.

Lefkoşa’ya biz müze kazandırdı…

Ama daha da ötesi, DR. Fazıl Küçük Müzesi’ne kavuştuk…

Yetmedi…

Dün de…

Meclis Başkanı olduğu dönemde söz verdiği “engelsiz meclis” projesini tamamladı…

Engelli arkadaşlarımız dün, ilk kez “sorunsuz bir şekilde” meclis avlusunun bir köşesinde değil, “meclis şeref salonunda” ağırlandılar…

1974’den bugüne…

Kimsenin…

Hiçbir meclis başkanının umurunda olmayan bir süreci, 2 yılda tamamladı…

Siber, bu sürece liderlik etti…

Dostum, abim Ahmet Muratoğlu ve diğer ekibi canla başla çabaladı…

Şimdi…

 

Neden mi yazdım?

Sibel Siber’e “yalakalık” mı yapıyorum…

Ne benim işim olur, ne kendisinin ihtiyacı var.

Siyasette maalesef, kişisel ve dar bencil çıkarlar uğruna “iş üretmek” yerine kavga öne çıkıyor…

İcraat değil, kişisel beklentiler öne çıkıyor.

“Bir daha seçileyim” gaylesi her şeyin önüne geçiyor.

Toplumdan yana endişe ya da gayle taşıyanların…

Dağ olsa önünde durmaz.

Bahanelere sığınmasına gerek yoktur…

Her engel de kalkar…

Meclisten bile…

Kendi adıma, Siber’e teşekkür ederim.

Siyasette yaşadıkları…

İş yapmasına engel olmadı.

Kendi insanına küsmedi…

Ülke insanına gücenmedi…

Bu örnek hepimize yeter…