Köşe Yazarları

Kamu Finansmanı ve ek maliyetlerin karşılanması sorunsalı  

Geçen günlerde kur ve enflasyon artışından kaynaklanan sorunların  hafifletilmesi konusunda sorulara Sayın Maliye Bakanı yanıt verirken özellikle elektrik ve akaryakıt fiyatları üzerinde daha çok durulmuştu  ki özetle; daha fazla Fiyat İstikrar Fonu’ndan sübvansiye edilemeyeceğini, bütçe gelirlerini arttırmakta ve denk bütçe sağlamaya çalışılmakta olduğuna değinerek kayıt dışı ekonomiden de gelirlerimizi oldukça arttırıyoruz, denk bütçeye gitmek gerekir,  imkânlar şimdilik bu kadar bütçenin çoğu maaş, fazlasını yapamayız yönünde ifadeleri ve takiben, Ne yapalım Türkiye’den yardım mı isteyelim? diyerek hatta bunu söyleyenleri de kınar mahiyetteki ifadeleriyle, esas konunun içeriğini ve cevabı açık bıraktı.

Öncelikle bütçeye TC Yardım ve Krediler zaten alınmıyor mu? veya ilk defa mı alınmaktadır ki tuhaf geldi ? Tabii ki ayaklarımızın üzerinde duralım ona geleceğim.  Ancak şimdiki bu istenecek ek yardım devamlı olarak değil, bu defaya ve bu gibi hallere mahsus olarak son aylarda sert TL düşüşünden kaynaklanan ve TL kullandığımız için bir nefes alma desteği olarak öngörülmeli ve izah edilmelidir. İcraatın birinci önceliği vatandaşı ve sıkışan ekonomiyi rahatlatmak olmalıdır.  Döviz kurlarının aşırı yükselmesinden ve TL’den kaynaklanan bir alım gücü kaybı söz konusudur ki bunda gocunacak veya kaçınacak bir durum yoktur.

Çünkü hizmet ve faaliyetler için alım gücü ani daralan bütçe gelirine karşılık takviye için bir nevi piyasaya Bütçe kanalıyla Merkez Bankası para arzı sağlanması şekli ve çerçevesinde düşünülmesi gereken bir konudur. Yine çünkü, TL’nin döviz karşısında değer kaybı ve ithal enflasyon, KKTC ekonomisinden kaynaklanmadığı ve döviz kurlarına açık ekonomimizde alım gücünü otomatik düşürdüğü cihetle likidite eksikliğinin zamanında giderilmesi amacına yönelik bir işlemdir. Eksilenin yerine koymadır.  Ve böyle vak’alarda Bütçe Giderlerinde olan ani artış, Gelirlerde ani olarak sağlanamaz, bir süre ister, bu sürede Vatandaşları rahatlatmak ve artan fiyatlar karşısında kısır döngü yaratacak şekilde özellikle maliyetlere geniş çaplı etki yapan enerji fiyatlarındaki artışın bir kısmını karşılayıp pahalılığa ek pahalılık eklememek için, gereklidir.

İkincisi, KKTC’de,  Ne denk bütçeye ulaşılır bir durum vardır, Ne de artan Bütçe geliri payı içinde özellikle belli sektörlerde olağanüstü artan, -bırakın rakamları- gözle bile görülen kazançlardan kazanç vergisinden Bütçeye gelir artışı olduğu, söz konusu değildir. Bütçe Gelirlerinde esas artış sürekli olarak dolaylı vergilere yüklenen artışlardır.. Aşağıdaki rakamlardan görülmektedir. Bir çok sektörde ve özellikle turizm ve ticarette, inşaatta, hizmetler sektöründe piyasadaki kazançlardan ve yapılan ciddi ve ilmi araştırma sonuçlarına göre, gittikçe genişleyen Kayıt dışılıktan Devlet Bütçesine sağlanan gelir maalesef çok azdır. Bütçede artan Gelirler maalesef tüm halka yansıtılan dolaylı vergiler ve Fiyat İstikrarının sağlanması için kurulan  ve esas Fiyat istikrarı için kullanılan ve kullanılması gereken Fiyat İstikrar Fonu’ gelirleridir ki  FİFonu,  Bütçe dışı bir Fon’du ve son 10 yılda Bütçe kapsamına alınarak bütçe açığı kapatılmaya çalışılan bir kalem olarak bakılmaktadır. Ve yasal fonksiyonunu yapamamaktadır.

Dolaylı vergiler arttırıldıkça pahalılık da artıyor. Kısır döngüye giriliyor. Temennimiz Sayın Maliye Bakan’ın da dediği gibi artan kazanç vergilerinden ve artan Kayıt Dışılığından, sınırı belli olmayan kayıt dışı kaynaklardan vergi alınabilmesidir. Bu yapılırsa % 50-60’ları aştığı ve hacmi gittikçe büyüyen ve GSYIH rakamlara da yansıyamayan hacim vardır -ki DPÖ ve başka ciddi Kuruluşlar, Ticaret Odası ve üniversitelerce de kayıtdışılığı inceleyen makamlar bunu söylemektedir. Kayıt düzeni sağlanması halinde Bütçe denkliği ve gerekli hizmetler için kaynak tabii ki sağlanabilir.. Özellikle birdenbire gelişen ve kayıt altına alınamayan sektörlere dayalı olarak büyüyen ekonomiden Devlet maalesef payını alamıyor. Esas sorun işte burdadır. Yoksa Devlet payını alsa ve bütçe hacmi büyüse, cari giderler de maaş ve ücretler ve diğer aylıklar da Bütçe hacmi içinde kendiliğinden küçülecek ve diğer ihtiyaçlar ve yatırımlara kaynak artacaktır.

TC Yardımları açısından bakarsak; Her yıl 2016 ve 2017 dahil kesin hesaplara göre, toplam Bütçede sırayla 727milyon TL ve 930 milyon TL, TC Yardım ve kredi vardır ki yatırımlara ilaveten buna Kamu maliyesinin Desteklenmesi yardımı ve reel sektöre destek ödenekleri vardır. Ayrıca 2016’da 254 milyon TL, ve  2017’de 200 milyon TL’ye yakın İç Borçlanma ( yerel bankalardan) olmak üzere 2016 Bütçesi 981 milyon TL, ve  2017 Bütçesi de 1 milyar 124 milyon TL yerel gelirler dışında finansman açığı (açık) ile sonuçlanmıştır. Yani Bütçede denklik sağlandı gelir gideri aştı diye bir durum da yoktur.

Türkiye’den her alanda mali ve ekonomik işbirliği çerçevesinde Hükümetlerin her yıl imzaladıkları anlaşmalarla mali yardımlar 3 veya 5 yıllık programlarla öngörülmektedir. Gerektiğinde ülkelerin yardım almalarında gocunacak bir şey yoktur. Her ülke yardım ve kredi alır. Yeter ki mali piyasayı da kontrol altına alsın ve payını alsın.

Özellikle bu gün küresel piyasa ve mali yapıda ekonomileri birbirinden etkilenen ülkeler devamlı birbirleriyle işbirliği ve yardımlaşma içindedir.

Diğer taraftan bakıldığında, KKTC devleti de bu günkü gelişen ekonomik yapısında, Türkiye’den ve yabancı ülkelerden önemli bir işgücünü kaldırmaktadır. Bu işgücünün aileleriyle birlikte sosyal, eğitim, ve sağlık hizmetlerine de ihtiyaçları vardır. Bu da genişleyen piyasanın ve nüfusun ihtiyaçlarına cevap vermek için finansman ihtiyacı da artmaktadır. Konulara geniş açıdan bakmakta yarar vardır kanaatindeyim.

Geçen 2017 yılı Bütçesinde en çok Gelir sağlanan kalemlere bakarsak,

Toplam 4milyar,171milyon TL Bütçe Yerel Gelirlerinin içeriği;

-Gelir Vergisi ( ücretli, esnaf,meslek sahibi vb) 812 milyon TL

-Kurumlar Vergisi  320 milyon TL,

-Dahilde ve ithalde alınan KDV,  1 milyar 52 milyon TL,

-Fiyat İstikrar Fonu ve diğer Fon Gelirleri 767 milyon TL

-Motorlu araçlar, harçlar ve diğer gelirler 686 milyon TL

-Vergi dışı gelirler ve diğer gelirler 434 milyon TL

Sonuçta, 4 milyar 171 milyon TL Gelirin, 1 milyar 132 milyon TL si kazanç vergisidir ki çoğu orta kesim ve ücretlilerdir ki toplam yerel Gelirlerin % 27 küsurudur. Geriye kalan % 73 ise Dolaylı vergiler, harç ve ücretlerdir ki yine tüm halkın ödediği vergiler. 2018,  5 aylık tahsilatta, Kurumlar vergisi geçen yılki 5 aylık döneme göre 46 milyon TL daha da düşmüştür.

Dolayısıyla, Vergi  tahsilatında büyüyen kayıt dışı kazançlardan payımızı alamadığımız ortadadır. Kayda alınması ayrıca vergi muafiyetlerinin gözden geçirilmesi halinde, icraatların harcamaları oldukça rahatlayabilir ve hem vergi adaleti hem de kamu finansmanı sağlanabilir.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı