Köşe Yazarları

Kampanya başladı


Dünkü yazımda, güney Kıbrıs’ta kurulan “Lefkoşa’ya 300 Bin Ağaç” adlı bir inisiyatifin bir benzerini neden biz de oluşturmayalım demiştim.

Güzel haber sosyal medyadan geldi, “Kıbrıs’a 300 bin ağaç” adı altında bir sayfayla kampanya başladı.

Bundan sonrası, bölünmeden, tek bir ses ve tabii iyi organize olarak hedefe ulaşmak.

Mehmet Ekin Vaiz de, siteyi tanıtırken aynı endişeleri paylaşmış, “Yetki Karmaşası, Çekememezlik, Her zaman mutlaka Yaklaşan Seçimler, İnsanımızın Motivasyon ve Enerjisi” gibi başlıklar altında, balşarının önündeki muhtemel negatif etkenleri sıralamış.

İşte mücadele etmemiz gereken asıl bu bizim.

Her zaman bu gibi aktivitelere burun kıvıranlar, önünü kesenler olacaktır. Maksat inançlı, kararlı, bilinçli bir kitleyle yola çıkmak.

O etkenlerle baş ettikten sonra, yetkililerin görmezden gelmesi zaten mümkün değil.

Halkın böyle bir talepte bulunması, onları da motive edecektir diye düşünürüm.

Haydi arkadaşlar.

Organize olun, hepimizi organize edin, toplanalım, elimizden gelen desteği verelim.

Hiçbir engel, başarısızlığa mazeret olmasın.

Hem doğamız için, hem kendimize güvenimiz, saygımız için başaralım…

 

LEFKOŞA’DA HAVUZLAR TEMİZ, YA DİĞER BÖLGELERDE?

Lefkoşa Belediyesi’nin yüzme havuzları denetimi övgüye değer.

8 havuz denetlenmiş, hepsi de temiz çıkmış. Bu daha da güzel.

Bu belediyelerin rutin işleri arasında değildi aslında. Hele de Lefkoşa’da. Onun için Başkan Harmancı ve ekibini kutlayalım önce. Yaptıkları denetimlerle fark yaratıyorlar.

Ama ya halka açık havuzların  yoğun olduğu diğer kentler?

Mesela Girne, Mağusa, şimdilerde İskele…

Ya denizler?

Mevsim başında bir tek Girne bölgesinden bir liste yayınlandı, “merak etmeyin her şey tamam” dendi.

Sonrasını bilmiyoruz, çünkü arkası gelmedi. Rutin olması gerekmez miydi?

Sonuçların kötü çıkacağından emin oldukları için, turizmi baltalamamak adına mı açıklanmıyor?

Yapacak hiç mi bir şey yok?

Ama duyduklarımız, yaşadıklarımız endişe verici.

Girne Belediyesi’nin arıtmasının yetersizliği nedeniyle denize boşaltılan atıklar…

Kıyılarda otel, restoranların boşalttıkları.

Bazı beş yıldızlıların, gece el ayak çekildikten sonra, denize atıklarını boşalttıklarına dair görüntüler var, göz şahitleri var.

Geçenlerde bunlardan bir tanesinin arkasında balık tutan birinin yanına bir genç geliyor ve “Abi bu balıkları yemeği düşünmüyorsun değil mi” diyor, ileride fokurdayan bulanık suyu gösteriyor.

Dalgıçlar, bizzat boşaldığı yeri gördüklerini söylüyorlar.

Bir gezi gemisine binip, kıyıları denizden gözleyenler, sosyal medyada denize verilen atıkları fotoğraflıyorlar.

Otellerin bulunduğu Karaoğlanoğlu bölgesinde hala kanalizasyon omadığı gibi, görünür bir gelecek için planlama bile yok.

Su tahlillerini yapan birim görevlileri tanıdıklarına, ‘çocuklarınızı Girne bölgesinden denize sokmayın’ uyarısı yapıyorlar.

Çocuklar idrar yolları enfeksiyonundan kurtulmuyor. Koli basili tespit edilen, sürekli ateşlenen çocuklar mevcut çokça.

Yine de Lefkoşa ve Girne en azından denetim yaptığını bildiklerimizden, diğerlerinden ne bir ses, ne bir nefes. Festivallere ayırdıkları zamanın binde birini denetime ayırmazlar.

Eğer bu endişelerimiz haksızsa, bunu ispat etmek, belediyelerin görevi.

Yapacaklar denetimlerini, tahlillerini, açıklayacaklar, biz de güveneceğiz.

 YERİN KULAĞI VAR

6 SAAT NE KONUŞTULAR:

Bayram tatili sonrası ilk Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı. Yaklaşık 6 saat süren toplantı sonrası hiç bir açıklama yapılmadı. İyi de 6 saat ne konuştu bu Bakanlar diye merak etmeden duramıyorum. Ama hayrımıza birşey olmadığı kesin, yoksa çıkıp ballandıra ballanadıra anlatırlardı…

“CEZAEVİ TURİST OTELİ”:

Ülkenin hali bu kadar güzel özetlenemezdi. Dünkü Havadis’in başlığıydı bu haber.   Halen cezaevinde bulunan 588 kişiden 147’si KKTC uyruklu, 89’u ise KKTC-TC yurttaşı. Geriye kalan 352’si ülkeye “turist” olarak gelen üçüncü ülke vatandaşı ve Türkiyeli. Şimdi bu “turistler” rahat etsin diye, suçları kaynağından önlemek yerine, daha büyük bir cezaevi yapıyoruz…

 BİR DE KALİTEYİ ARTIRSAK:

Yenidüzen kuzey ve güneydeki üniversite sektörlerini karşılaştırmış. Sayısal olarak üstünlük bizde ama, kaliteye vurgu yapılıyor. Rumlar ilk üniversiteyi 1989’da kurdular. Ancak olaya sektör olarak bakmaları ve yaygınlaşıp, dıştan öğrenci alımına başlamaları en fazla on yıllık mesele. Bu sayının kaliteyle birlikte hızla artacağını görmemek mümkün değil. Bu trend de bizi kendimize getirmezse, yandığımızın resmidir.

ZORLAMAZSAK OLMAYACAK:

Kurban Bayramı nedeniyle güneye geçişlerde yaşanan sıkışıklık bu kez tersine döndü. Güney Kıbrıs’ta, “Meryem Ana’nın göğe yükselmesi” adına kutlanan 2 günlük resmi bayram nedeniyle Kermiya’da güneyden kuzeye geçişlerdeki kontrol noktaları arttırıldı, güneyden geçişler çift şerit olarak verildi.

Bu yoğunluk böyle gidecek bu belli. Her iki taraftan vatandaşlar da sürünme pahasına geçmeye  devam edecekler. Keşke hep birlik olup, yetkilileri çareler üretmeye zorlayabilsek.

BİZ HAZIR MIYIZ:

Dünyada birçok ülke yangınlarla boğuşuyor. Son olarak Limasol’daki yangın epey zarara yol açtı. Bereket versin bizde henüz böylesi büyük bir yangın yaşanmadı. Her yıl yüzlerce hektarlık yangın felaketine rağmen, henüz bir yangın uçağı ve helikopterine sahip olamadık. Yıllar için de bunun eksikliğini çok gördük ancak, henüz böyle bir felaket karşısında yine ya Türkiye’ye, ya da güney komşumuza mecbur kalıyoruz… 

 TELAŞLARINA BAK:

İsrail, Günye Kıbrıs, Yunanistan bağlantısıyla, elektrikte enterconnekte sisteme gireceği umudunda olan güney Kıbrıs hayal kırıklığı yaşıyor. Meğer Yunanistan, kendi içinde Girit-Attika arasındaki bağlantıyı AB’nin değil, kendi yöntemleriyle yapmaya kalkmış. Şimdi Rumlarda bir telaş, “Sonuçta Türkiye KKTC bağlantısı kurulacak, biz de onlara mahkum olacağız” diye dertlenmekteler. Endişelerinde bile bir vizyon var. Kıskandığım budur.

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Bayramları ya da cumaları geçmişte de camiye giderdi pek çok insan. Öyle de…
Bunun reklamı olmazdı. Ne fotoğrafı çekilirdi ne de haberini yapardı gazeteler…Övmezdi de… Yermezdi de…İnancı kendineydi herkesin… “Elçimiz cuma namazına nereye gidecek” diye soran müdürleri, vekilleri, patronları sonradan tanıdık. Kurban eti yerlerde parçalanırken izleyen bakanları da…Daha neler göreceğiz, kim bilir!”…

DİPTEKİLER

Aklınız Neredeydi Girye Lordos?: Maraş’ta mülkleri bulunan Lordos ailesinin ferdi Andreas Lordos, şimdilerde sözde Mağusa Belediye Başkan adayı. 45 yıl içerisinde Maraş konusunda Türk tarafının önerilerini reddeden kendi yönetimlerini suçluyor. Yani çılgınlıkları 74 cunta darbesiyle bitmedi, aynı retçi politikayı bunca yıl da sürdürdüler ve bugünlere gelindi. Bunu söylüyor ama, arkasından da “Türk uzmanların Maraş’a girmesi kabul edilemez” diye boş konuşuyor. “Çıkan fırsatları elinizin tersiyle iterken, adada uzlaşmayı engellerken aklınız neredeydi girye” diye sorarlar adama…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı