Köşe YazarlarıSürmanşet

KAFAYI DEĞİŞTİRMEK…







Partileri değiştirmek yetmiyor artık.




 



Geçmişten gelen, bizi hiçbir yere götürmeyen siyaset yapma anlayışı değişecek, başka yolu yok.

 

“Kıstırılmışlık, çaresizlik” algısından bıktık usandık…

 

“En iyi parayı ben alırım, Türkiye beni ister, falanı istemez” martavallarına karnınız doymadı mı?

 

Doydu… E o zaman reddedin.

 

“Biz buradayız, yaparız” demeyi deneyin bir kere de…

 

Sadece, radikal bir değişime, onun için de ayakları yere basan  politikalara ihtiyacımız var.

 

Partilerin içine, hatta bir partinin değil, hepsinin içine sızan çıkar çetelerinin kurbanı olduk…

 

Kaynağı sürekli dışarıdan bekledik, ne üretim aklımıza geldi, ne devlet gelirlerini artırmak.

 

Önümüze ne konursa, doğru kabul ettik, “başka yolu var mıdır” diye aramadık. Sanki tek yol varmış, başka doğru yokmuş gibi…

 

“Türkiye vermezse aç kalırız; etimiz ne budumuz ne; zaten ambargo var, üretsen ne olacak; bu memleketten bir halt olmaz ve sonunda da Kıbrıs’ta çözüm ihtimali yoktur”…

 

Bu lanet algı öylesine yaygınlaştı ki, on yıllar boyu kaderini kendi çizen insanlar aniden teslimiyetçi, kaderci oldular.

 

Ha, bir de “kaç kişi kaldık ki”….

 

En sinirime dokunan da budur. Bir halk baştan yok oluşu kabul eder mi? Bu ne demektir? Teslim bayrağı mı? Kaçımız kendi kültürümüze, kendi değerlerimize ve de özgür irademize hakkıyla sahip çıktık? Kusura bakmayın ama yeterli çaba göstermedik…

 

Başa gelen iktidarların felsefelerine ve de yaptıklarına bakınca, buna bizzat kendi elimizle izin verdiğimiz ortaya çıkmıyor mu? Kültürel değerleri asla tehlikede olmayan halklar bile koruma politikalarından asla vaz geçmezken, biz iki arada bir derede kaldığımız halde, dört ucunu göyverttik.

 

Zor mudur bir nüfus politikası ortaya koymak? Zor mudur vatandaşlık yasasını değiştirmek? Neden yapılamaz?

 

Nereye doğru gittiğimizin farkında mı değiliz, yoksa şikayetimiz mi yok? Orada burada vizirdenelim kafi; kökten değişikliği adam gibi talep etmeyelim, olacak iş mi?

 

Farkında değil misiniz, bu ülke para basıyor. Her şeye rağmen. Hatta pandemiye rağmen. Şu kapalı dönemde bile paralarını katlayanlarla dolu ortalık. “Napalım, devlet fakir”… Olur mu yahu böyle bir çarpıklık? Nedir bu çaresizlik dayatmaları? Nedir herkesteki bu ölü toprağı…

 

Bir vergi adaleti bu kadar mı zor? Bu KKTC hani sonsuza kadar yaşayacak deniyor ya, sonsuza kadar adaletsizlik diyarı mı olacak? Böyle kalırsa sonsuza kadar gitmesinin imkanı var mı? Bu yalanlara daha ne kadar kanacağız?

 

Sırtımızdan atacağımız yük, yarım asırlık yanlış siyaset yüküdür.

 

Bir karar vereceğiz….

 

Bu seçim de önemli bir karar aşaması.

 

Ya varız ya değiliz, bu kadar basit…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

“İZİNDEYİZ”:

Dün 10 Kasım’dı. Atatürk adını sadece 10 Kasımlarda hatırlayan, devrimlerini tersine çeviren siyasilerimiz güzel güzel laflar ettiler. Zaten kalpten değil, mecburiyetten ettiler. Onlar için en güzelini Azizi Nesin şu dörtlüğünde söylemiş; “Hocamız var, hacımız var, uçan kuşa borcumuz var, el oğlunun ağzındayız! Ama bizi zor bulurlar, bahar, yaz, kış izindeyiz!…”

 

BU YOL YOL DEĞİL:

Ersin Tatar 10 Kasım mesajında, “Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmayacağız” demiş. Çok değil cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tefli dümbelekli ayinlere katılan, sırf oy uğruna cemaat ve tarikatlarla birlikte yürüyen ve “Osmanlı torunu” olmakla övünen Tatar’ın, Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmayacağını söylemesi ne kadar inandırıcı. Onun geleceğe yürüdüğü yol Atatürk’ün çizdiği muasır medeniyet yolu değil, gericilik ve karanlığın hakim olduğu yoldur…

 

GÜNÜN KOMİĞİ:

Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Turan Büyükyılmaz’ı aslında günün trajikomiği ilan etmek gerekiyor. Dalga geçer gibi, “11 ayda kurum en huzurlu dönemini geçirmiştir” diyor. Bozacının şahidi de şıracı, yardımcılarına soralımmış. Yahu 11 aydır Kıb-Tek yüzünden kafayı yedik. Bozulan ihaleler, ihalesiz alımlar, akaryakıtsız kalma tehlikesi, ona buna sövmeler, hakaretler, davalar, davalar ve daha birçok şaibe. Şu dönemde atama, görevden alma yapılmasın diye yırtınırım ama, Ekonomi Bakanlığı’nın bütün kadroları bir an önce değişsin, sonuna kadar desteklerim…

 

KAÇ LİSTE VARDI FAİZ BEY:

Genç tv’ye konuk olan Başbakan Sucuoğlu, “Hasan Taçoy’u ciddi ciddi bakan yapmayı düşündüğünü söyleyerek “bir listede” Taçoy’un da olduğunu söyledi. Ünal Üstel’le ilgili olarak da “Ünal Bey abimizdir. Partiye katkısı olan bir dostumuzdur. Herhangi bir gerginliğimiz olmamıştır. Ünal Bey, 2-2,5 ay sonra kuracağımız kabinede görevini alacaktır” diyerek rakiplerine mavi boncuk dağıtmayı da ihmal etmedi. Ha, keşke küsen sadece bu ikisi olsaydı ama sayı oldukça fazla…

 

TARİHİNDE İLK KEZ:

İskele belediyesi 23 yıllık tarihinde ilk kez dış borçlanmaya gidiyor. Yıllardır kasası hep artıda olan belediye, 25 milyon borçlanma için Meclisinden yetki aldı. Siyasi amaçlı ve gereksiz olarak yapılan yüz civarında istihdamın belediye bütçesini zorladığı ve ödeme zorluğuna girdiği iddia ediliyor… Nerelerde neler dönüyor da takip eden kim?

 

EN AÇIK, EN SAĞLIKLI DA NASIL?:

Herkesin aklındaydı, “Pilli geldi yine kapanır mıyız”… Kendi de söyledi, şimdilik öyle bir tehlike yok. Ancak 160 vaka, her gün bir ölüm, laf ola açıklamalarla geçiştirilecek bir durum değil. En açık ve sağlıklı ülke olacakmışız diyor Sayın Pilli. Nasıl olacak bu? Ben dün ağzından bir tek şey duymak isterdim “denetim laçkalığına son vereceğim”, ne yazık ki duyamadım. On gün önce oradaydık, Türkiye’de en küçük dükkana girsen, kapıda elektronik barcod sorgulaması var, biz tamamen çayıra salmış vaziyetteyiz. Anladık, 2,5 aylık bir hükümet… Diğerleri hepsi otursa, Sağlık Bakanlığı oturamaz. Şu anda bu yükselişin önüne geçmek için gece gündüz çalışıyor olması lazım…

 

OKULLAR ALLAHA EMANET:

Al işte, öğretmen sendikaları, Sağlık ve Eğitim Bakanlıklarının gereken denetimi yapmadığını savunuyorlar. Önlerine bir çalışma koymuş öğretmenler, Bakanlıklar bunu bile takip etmekten aciz. Sonra da açılacağız, saçılacağız. Bu iş para pul da istemez, nedir yahu derdiniz? Pozitif öğrenci sayısını yayınlamakla bitiyor mu işiniz? O çocukların günahını kim çekecek?

 









Başa dön tuşu