Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kabahat senin KTÖS!!!

barış Uzunahmet

KTÖS’ün açtığı dava ve Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar ülke gündemine bomba gibi düştü. Neydi bu karar; Artık bundan sonra ilkokullarda 36 ay geçici öğretmenlik yapanların kadrolanması mümkün değil… Aslında Öğretmenler Yasası kişiye böyle bir hak tanıyordu. Böylece Öğretmenler Yasası’nın ilgili maddesinin de 40 yıl sonra Anayasa’ya aykırı olduğunu da öğrenmiş olduk…

Aslında hep düşünmüşümdür niye ilköğretimde 36 ay geçici öğretmenlik yapanlar kadrolanma hakkı oluyor da ortaöğretimde bu olmuyor. Çünkü Öğretmenler Yasası’daortaöğretim için böyle madde yok. Halbuki üniversitenin Matematik, Tarih, Coğrafya gibi bölümlerinden mezun olanlar 36 ay geçici öğretmenlik sonrasında ortaöğretimde kadrolansalar daha iyi olmaz mıydı? 1985 yılından bugüne kadar Öğretmenler Yasası’nda bu konuda niye bir değişiklik yapılmadı?

Kaldı ki bizde bugüne kadar ilgisiz alakasız bölümlerden mezun olanlar ilkokullarda öğretmen olarak kadrolandı. İnşaat Mühendisi olup da geçici öğretmenlik yapanlar vardı. Tabii bu insanlar arasında çok iyi öğretmenler de çıktı. Gerçi konumuz bu değil ki.. Konu 40 yıldır bu işler Anayasa’ya aykırı bir şekilde yapılıyor olması ve bunun fark edilmemesi… Fark edildiyse bile ses çıkarılmadı.

Eğitim Bakanı bu karara sebep olanlara sitem etti. Bazı kişilerin hakkı yenmiş… Doğrudur, 36 ayını doldurmuş veya doldurmasına az bir zaman kalmış öğretmen adaylarının bu yöntemle kadrolanma hakkı ortadan kalktı.

Keşke sayın bakan ayni duyarlılığı bakanlık kapılarını aşındıran, geçici öğretmenlik bekleyen ve alamayan yüzlerce, belki de binlerce öğretmen için de gösterseydi ve onlarınhakkını da savunabilseydi.

Bu konuda kulaklarımla duyduğum eski bir UBP milletvekilinin söylediği hala hafızamdadır. Aynen şuna benzer bir cümle kurmuştu: “ Hocam, kaç defadır bizimkilere anlatmaya çalışırım. Örneğin öğretmenlik sınavına 1000 kişi girer. Bunların 500’ü UBP’lidir. Biz 50 tane geçici öğretmen atarız. Güya onları memnun edeceğiz diye 450 tane UBP’liyide küstürürüz. Diğer partili insanları söylememe bile gerek yok. Bu işe başka bir çare bulmamız lazım.”

Geçici öğretmenlik ve bunun üzerinden kadrolanmameselesini çığırından çıkaran mevcut hükümet oldu. Daha bir ay önce Meclis’teki 2026’nın bütçe görüşmeleri sırasında öğreniyoruz ki yeni bütçede geçici öğretmen alımı kalemi geçen yıla göre %210 artırılmış… Bu ne demek? 2026’da daha çok geçici öğretmen alınacak.

Acaba neden? 2026 sonunda veya 2027 başında seçim olma ihtimali çok yüksek. Halbuki geçici öğretmen ihtiyacı, görevdeki bir öğretmenin sağlık sorunu veya hamilelik iznine ayrılması ile ortaya çıkması lazım. Peki bizde öyle mi? Bizde artık geçici öğretmenlik bir politika haline geldi. Hükümet tarafından oy için silah olarak kullanılmaya başlandı.

Halbuki olması gereken Atatürk Öğretmen Akademisi’ne ihtiyaçlar doğrultusunda daha çok öğrenci almak, geleceğin öğretmenlerini yetiştirmek ve geçici öğretmen ihtiyacını minimuma indirmektir. Yıllardır bu konuda yapılan uyarılar dikkate alınmadığından, geçici öğretmenlik meselesi bu noktaya kadar geldi.

Geçici öğretmen atamasını siyasi çıkarlar için kullanılmasının önüne geçilmesi gerekmektedir. Bunun başka yolu yoktur. Liyakatsizlik her alanda olduğu gibi burada da ne yazık ki önümüze çıkmaktadır. Bunun için adil bir yöntem bulunmalıdır.

Onun için hükümet ve sayın Eğitim Bakanı suçu başkasından arayacağına biraz da kendi yaptıklarına bakması lazım. Son birkaç ayda Anayasa Mahkemesi’nden dönen bu ikinci karar. Daha önce başörtüsü meselesinde alınan karar da Anayasa Mahkemesi’nden geri dönmüştü. Yine ayni şekilde DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun atanması ile ilgili yasallık sorunu yaşanıyor.

… Ama Sayın Çavuşoğlu’nun haklı olduğu bir taraf var. Kabahatlı KTÖS’tür!!! Keşke bu meseleyi yıllar önce Anayasa Mahkemesi’ne götürseydi de bu kararın çıkması için 40 beklemeseydik. Bugün hiç böyle bir sorunumuz olmayacaktı.