Köşe Yazarları

İş kazaları, geri kalmışlıkla alakalı…






Yine bir işçi, inşaata gömüldü. İçimiz yandı. 11 metrede, hiçbir güvenlik önlemi olmadan çalışıyordu.

Dünya Çalışma Örgütü’nün raporuna göre, dünyada yılda 2 milyon 330 binden fazla işçi “iş kazalarında hayatını kaybediyor…

Bir karşılaştırma yapmışlar, 2015’de savaşta ölenlerin toplam sayısı 167 binmiş. İş kazalarında ölenlerin kat kat altında.

Yapılan araştırmalarda, ölümlü iş kazalarının sayısını, ülkenin ekonomik kalkınmışlık oranı belirliyor. Yani, fakir ülkelerde iş kazası sayısı, kalkınmış olanlara göre çok daha yüksek. Tabii bir de sendikal örgütlenmenin etkisi var.

Ve son bir not, dünyada da ölümlü iş kazalarında inşaat sektörü başı çekiyor…

KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler, göreve geldiği günden beri bu konuya kafasını takmış durumda.

Ama ne yazık ki, bir sonuç alınamıyor. Aksine 2018 son yılların en çok iş kazalarının yer aldığı yıl oluyor.

2007 – 2017 yılları arasında toplamda 2 bin 446 iş kazası meydana gelirken, kazada yaralanan işçi sayısı 2 bin 397, ölen işçi sayısı ise 66

2018’in ilk 9 ayında tam 10 kişi inşaattan düşüp ölüyor.

O günden beri de artış sürüyor.

Onca denetime, işçi getirmenin yasaklanmasına rağmen, işveren gerekli önlemleri almayı reddediyor.

Geçenlerde yasaklama başladığında iş çevrelerinin tepkisini gördünüz, “İşçi getirmemi yasaklayamazsın, sen denetimini yap”…

Ne yazık, ne acı. Neredeyse her ay bir garibanı tabut içinde ülkesine gönderiyoruz.

Korkarım ki sermaye, bunu “fire” olarak görüyor ve sorun da etmiyor. Ödüyor cezayı, yola devam.

İnsan canına saygısı olmayan, devlete, yasalara kafa tutanlarla karşı karşıyayız.

Demek ki, yaptırımlar yeterli değil.

Onların bu rahatlığını bozmaktan başka çare yok…

 

TEK KONUŞMAMIZ GEREKEN SİYASİ EŞİTLİKTİ ASLINDA…

Günün en çok konuşulan ismi Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, yine en çok tartışılan “federasyon yerine ne konacak” sorusuna kendi görüşüyle (gayri resmi) açıklık getiriyor.

Kathimerini’ye verdiği demeçte, “…evrimsel bir modele odaklanabiliriz…. güven ortamını sağladıktan sonra, işbirliği alanlarını artıracağız. AB’yi bu çabaya müdahil edeceğiz. Aşamalı olarak tek   temsiliyete doğru yol alacağız. 10 veya 15 yıl sonra bir güven ortamı oluşur ve iki taraf erki ve zenginliği paylaşmaya hazır olursa, bu çaba bir federasyona dönüşebilir. Bu olasılığı kesin bir şekilde reddetmiyoruz” diyor…

Yani kısaca, madem federasyon olamıyor, o halde iyi komşu olalım.

E, peki nihai hedef ne olacak? KKTC daha bilmem kaç yıl böyle belirsizlik içinde mi yaşayacak?

Onun cevabı da “Bu durumda nihai hedefin büyük önemi yoktur. Muhtemelen nihai sonucu görecek kadar yaşamayacağız”…

Tamam, Rum tarafının federasyonun gerçekleşmesini engellediğini biliyoruz.

Bu durumda hayalci olmaya gerek yok, realite belli, yapılabilecekler. Belki günlük hayatta birkaç düzenleme ile yan yana yaşamak. Ama bir Yeşil Hat Tüzüğü’nün uygulanmasını bile engelleyenlerden ne bekleyebiliriz ki? Böyle bir hedef de, “hemen şimdi federasyon” kadar hayali değil midir?

Keşke yine de her şeye rağmen, federasyon hedefini korumaya devam ettiğimizi baştan söyleyebilsek.

Diğer seçeneğin öne çıkarılması, Anastasiadis’in kurguladığı tuzağa düşmek değil mi?

Bu söylemlerle, siyasi eşitlik konusunu da gündemden düşürmüş olmuyor muyuz?…

YERİN KUAĞI VAR

DANANIN KUYRUĞU KOPAR MI?:

Sonunda iki lider aylar sonra bugün yeniden bir araya geliyorlar. Biraz zorlama, biraz da mecburiyetten buluşacak olan liderlerin son açıklamalarına bakarsanız, umut verici bir sonuç çıkmasını beklemek aptallık olur. Hiç bir konuda anlaşamayan, en basit insancıl konularda bile ortak bir karar üretemeyen liderlerin buluşması, sadece görüşmek için görüşmeden öte olmayacak…

 

BAŞKA BİR EMRİNİZ:

Rum Hükümet Sözcüsü Pordoromos Prodromu, Kıbrıs’ta bir çözüm için şartlarının, Türkiye’nin garantisinin ve müdahale hakkının sona ermesi ve Türk askerinin Ada’da bulunmaması olduğunu söyledi. Sözcü taleplerini eksik bırakmış, çözüm için adada Kıbrıslı Türklerin de olmaması şartını söylemeyi unutmuş herhalde…

 

KEŞKE O GÜN DİYEBİLSEYDİ:

“Alternatif bellidir, AB çatısı altında iki ayrı devlet, uluslararası alanda tanınmış devlet” modelini savunan üçüncü Cumhurbaşkanı ve UBP Onursal Başkanı Eroğlu, Keşke 11 Şubat 2014’de “ortak mutabakat belgesinin” altına imzasını attığı gün, “ben federal çözüme karşıyım, iki devletli bir çözüm dışında hiçbir belgeyi imzalamam” diyebilseydi, bugün söyledikleri daha inandırıcı olurdu…

 

YOK ARTIK:

Pazar günü  bir işçinin ölümü ile sonuçlanan iş kazasının ardından faaliyeti durudrulan söz konusu firma, “yapılan inşaatın otel inşaatı olduğunu ve aciliyetinin bulunduğunu” söyleyerek inşaatın yeniden faaliyete geçmesi için aracılarla başvuruda bulunmuş. Bu nasıl bir insanlık, bu ne hırs be kardeşim, bir candan daha mı önemli senin inşaatın…

 DÜŞTÜ MÜ, PATLADI MI?:

Otelciler Birliği Başkanı Dimağ Çağıner kötü haberi veriyor, Ocak ayında konaklamalarda yüzde 20 düşüş yaşanmış. Nasıl olur, fuar fuar gezen, hiçbir harcamadan kaçınmayan Turizm Bakanımız, daha iki gün önce bir patlamadan söz etmiyor muydu? Hem de gelen yolcu sayısı üzerinden değil, konaklamalar üzerinden. Kime inanacağız?

EN AZINDAN BİR UYARI TABELASI:

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, karayollarının elden geçirilmesi için bilimsel verilerle hareket edileceğini, tabelaların yenileneceğini söylüyor. Şüphesiz öncelik ana yollarda olacak da, Aralık’ta çöken Kılıçarslan-Kalkanlı yolu öylece duruyor. Tamam, nemli zeminde çalışamazlar, önceliği olan bir yol değil de, en azından Kalkanlı’daki gibi, Kılıçarslan girişine de bir uyarı koysalardı. Hafta sonu ovalarda dolaşmaya çıkan onlarca insan yaklaşık 10 kilometre bozuk yolu gidip de geri dönmek zorunda kalmazdı…

ZİRVEDEKİLER

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı: “Rum liderin zaman zaman medyaya da yansıyan açıklamalarına bakacak olursak, Kıbrıslı Türklerin de temsil edileceği ortak kurullarda Rum tarafının çoğunlukla karar alarak devlet işlerini tek başına yürütmesi düşünülüyorsa bunun adı üniter bir devlettir ve Kıbrıslı Türklere azınlık haklarını öngörmektir. Bunu kabul edebilecek herhangi bir Kıbrıslı Türk lider söz konusu değildir”…

DİPTEKİLER

Saner Kendini Ele Verdi: UBP milletvekili Ersan Saner Meclis’te, önceki gün hayatını kaybeden işçinin kaçak olduğunu belirterek, Bakan Çeler’e “tarihe geçeceksiniz” dedi. Hatırlatalım o zaman; tarih 31 Ocak 2018. UBP-DP hükümetinin son günleri. Gönyeli’de Doğan Turan, inşaatta çalışırken 15 metreden düşüp öldü. Kaçak olduğu anlaşıldı. Dahası, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ersan Saner’di. Keşke böylesi ciddi bir soruna siyasi çıkar gözlüğüyle bakmak için bu kadar acele etmeseydiniz, hatta keşke siyaset yapmak yerine çözüm önerilerini tartışmayı seçseydiniz…








Başa dön tuşu