Bugünkü cevher de adaylardan Ünal Üstel’den…
Hani malum jet skandalıyla görevden alınan eski bakan.
Şimdi partisinin başkanlığına aday.
Yaşanan rezalet büyüktü.
Ersin Tatar bir günah keçisi mi aradı, yoksa hala göremediğimiz o raporda kanıtlar mı vardı bilmiyoruz. Ancak ortadaki şaibeli durum hala geçerli…
Her neyse, şimdi Üstel, “erken seçim intihar olur” diyor.
Öyle. Ben de öyle düşünüyorum.
Ama UBP için intihar olacak…
Aylardır Tatar’ı seçtirmek için verilen sözler var, daha onlar yerine getirilecek.
Taahhüt edilen işler var yapılacak. Oraya marina, buraya iskan, Karpaz’ı imara açma, yeni istihdamlar, daha neler neler…
Ha bir de yeniden bakan olma fırsatı riske atılacak. O da önemli.
KTAMS açıkladı, hala bugün ortada bir hükümet bile yokken kamuya istihdam yapılmaktaymış.
Onların tespitine göre 25 kişi, bu boşlukta hukuksuz bir şekilde istihdam edilmiş, sendika yargıya gidiyor.
Seçim döneminde hükümet ortağının “haberimiz yok” diyerek göz yumduğu yüzlercesi gibi.
Bizim de bildiklerimiz vardı, mesela daha açılmayan pandemi hastanesine istihdam sözleri veriliyordu. “Pazartesi gel başla” denilen insanlar vardı. Ama “yok yahu, bu durumda cesaret edemezler” diyorduk. Meğer etmişler…
Neredeyse batmış bir bütçeye rağmen, adaleti çiğneye çiğneye tıka basa doldurulan kamu. Böyle bir kötülüğü göze alanların seçim istememesi kadar doğal ne olabilir?
Ülke için niye intihar olsun? Bu devleti batık hale getiren, yanlış kararlarla ekonomisini sıfırlayan, sağlığını tehlikeye atan, bütçesini 3,5 milyar açığa “kavuşturan”, adaleti yerle bir edip, ayrıcalıklı sınıflar yaratan kimdir? Bu zihniyetten kurtulmak halk için niye intihar olsun ki? Olsa olsa “zararın neresinden dönülürse kar” olabilir…
UBP’nin içte vaat ettiği, bu düzenin devamıdır. Kızınızı işe sokup, oğlunuza sanayi arsası almaksa derdiniz, mecbursunuz seçim falan istemeyeceksiniz…
Yok değil de memleket battı diyorsanız, şimdiden mücadeleye katılacaksınız. O seçim yapılacak ve ülke bu adaletsiz, ayırımcı, yasa hukuk tanımaz zihniyetten kurtarılacak.
UBP adaylarına bakıyorum, yaşadığımız felaketin ortakları.
Yani niyet iyi değil…
YERİN KULAĞI VAR
HER ZAMANKİDEN DAHA ÇOK:
Bugün 29 Ekim. Cumhuriyetin ilanının 97. yılı… Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine en çok sarılmamız gereken zamanlar. Atatürk 1925 yılında şunları söylemişti; “Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar devleti olamaz. En doğru, en gerçek tarikat uygarlık tarikatıdır. Uygarlığın emir ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir…” Şayet bir gün çaresiz kalırsanız, bir kurtarıcı beklemeyin. Kurtarıcı kendiniz olun…
DİYET ÖDEME ZAMANI:
Seçimi kazanmak için herkese söz veren Tatar’ın o sözlerin gereğini yapma zamanı geldi.
YDP Genel Başkan Yardımcısı Turan Büyükyılmaz, Tatar’a her konuda yardımcı olmaya hazır olduklarını söyleyerek, masada tekrar federasyon görüşülmesine şiddetle karşı olduklarını ve, bu beşli zirvede iki devletli çözüm dışında başka bir konunun konuşulmaması gerektiğini tekrarladı. Şimdi zaman, oyların karşılığını verme zamanı. Hani destek karşılığı görüşme masasında YDP’ye bir temsilcilik sözü vardı ya, fena olmaz. Şimdi koltuğun diyetini ödeme zamanıdır.
TOKİ DE MARAŞ’TA:
Önce piknik falan derken, bir de baktık TOKİ çıktı. Hem de Konya belediyesiyle beraber ihya edeceklermiş. Durun yahu, o malların sahipleri daha hayatta. Hatta oralarda gezip ağlaşıyorlar. Konu uluslararası bir hukuk meselesi. Bakıyorum fotoğrafa, bizden bir tek Belediye Başkanı. Ortada hükümet bile yok. Ne zaman alındı bu karar, neye göre?
HP MUHALEFETE GEÇTİ: HP Genel Başkanı, aniden muhalefetteki günlerindeki gibi konuşmaya başladı. Kamu kaynakları verimli kullanılmalı, reformlar bedel ödeme pahasına hayata geçmeliymiş. “Şayet yine kendimizi, partimizi düşünür kısaca oy gailesi çekip adım atmaya kalkarsak daha ilk adımda tökezlemeye başlarız” diyor. Vallahi Sayın Yenal sizinki tam da böyle oldu. Oy gailesiyle yapılanlara göz yumdunuz ve tökezlediniz. Hatta düştünüz mü demeliyim acaba? Bakıyorum da bu kadar eleştiriye rağmen hala bu zihniyete koltuk değneği olmak için adeta bahane arıyorsunuz…
BİR LAFA BAKARIM…:
Aday Nazım Çavuşoğlu, Gezici’nin kendini parlatmak için para istediğini söylüyor. Vermemiş. Mensubu olduğu partisi değil miydi bu adamı besleyen? Nazım Çavuşoğlu, daha bir ay öncesine kadar bu şirkete olanca parayı döken partinin yetkili organlarında değil midir? Bir lafa bakacan bir de söyleyene…
DİMYATA PİRİNCE GİDERKEN:
Seçim döneminde Tatar’ı seçtirmek için sıraya giren başta Ticaret Odası, diğer büyük şirket ve de üniversiteler. Sanırım hepiniz seçim sonucundan mutlu oldunuz. Şimdi sıra size geldi. Hükümetin yanlış politikaları sonucu üniversiteler bom boş, yurtlar ha keza. Keşke bununla kalsaydı ama sırada, Türkiye’nin büyük inşaat şirketlerinin Maraş’la ilgili planları var. Ve Tatar’a destek veren büyük market sahipleri, sizlerin de gözü aydın. Türkiye’nin boy ölçüşemeyeceğiniz büyük market zincirleri KKTC’de şube açmak için sıraya girdiler. Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olacağınızı hiç mi düşünmemiştiniz. Artık oturun da ayıklayın pirincin taşını…
AKIL ALMAZ VERGİ MİKTARLARI:
Bugünkü gazetelerde kişilerin ödediği gelir vergilerinin listesini göreceksiniz. Ben burada isim saymayım. Bu ülkede en büyük sermayeye sahip iş adamlarından bildiğiniz ilk 5’in ödedikleri rakamlara bakın. Alt düzeyde bir memurunki kadar, hatta bazıların çok daha aşağıda. Sonra da adaletsizlik, bütçe açığı falan. Ticaret Odası da çıkmış, küçülmeymiş de kamu maliyesini zor günler beklermiş. Vergi reformu yapılsın dense, başta kıyameti koparacak olan kendileri. Daha ne olacaktı?
































