Geçtiğimiz genel seçimlerden bu yana, insanların giderek particilikten uzaklaştığını söyleyip yazmaktayız.
Nitekim yerel seçimlerde özellikle bağımsız çıkan adayların zirve yapması, genel seçimlerde de, yeni isimlerin partilerindeki ortalamanın üstünde oy alarak Meclis’e girmeleri vatandaşın, partilerin kendi içlerindeki çarkı reddettiklerini çok açık göstermekteydi.
Siyasal partilerin delege sistemlerinin, ya da kemikleşmiş yönetim kadrolarının onca eleştiriye rağmen kendilerini yenilememekteki ısrarları, doğal olarak vatandaşı partisinden de soğuttu, siyasetten de. Bakıyorsunuz bir dönem bir parti, ardından başka bir parti. Ancak ne yolsuzlukta, ne partizanlıkta, ne adalette fazla bir değişiklik yok.
Kapalı kapılar arkasında belirlenen isimlerin temcit pilavı gibi dayatılmasını belli bir yaşın üstündekiler kanıksamış olsalar da, gençler tepki gösteriyor.
Partiler demokrasinin vazgeçilmezi. Ancak çoğunluk, partilerin yaptığı sıralamayı kabul etmeyip, elindeki olanakları sonuna kadar kullanarak, tüm partilerdeki yeni isimlerden oluşan karmalar yapıyor. Ya da bunca yıl oy vermiş olsa da, partisinin gösterdiği belediye başkanı yerine, kendi seçtiğine oy veriyor.
Böylece partilerin eskiden bilinen “kemik oy”ları, artık tarihe karışıyor.
Beklentiler değişiyor. Çıta yükseliyor.
Artık “Ne isterse olsun, partim kazansın” yok.
Ya ne var..? “Gelen, giden hepsi birbirinin aynı, bari biz değiştirelim” tavrı.
KADEM’in internet konusunda yaptığı anket, tam bir kanıt oldu.
Evet, yüzde 66’ımız internetle tanışmış durumdayız. Bu oran, yüzde 45 olan Türkiye’nin çok üstünde ve yüzde 69 internete ulaşımı olan Güney Kıbrıs’a yakın…
Özellikle gençlerde yüzde 90’a ulaşan bir oran var ki, dünya ortalamalarının da üstünde.
Ancak araştırmanın siyasal yaşamdaki dönüşüme işaret eden kısmı, “Siyasi partileri takip oranı.”
İnternette siyasal partileri takip edenlerin çoğunluğu 50 yaş üzeri bireylermiş.
Diğerleri sohbet, paylaşım, müzik, haber kanallarını takip ederken, 50 yaşın üstündekilerin ilgi alanı hala siyasal partilermiş…
Bu sonuç da, bizlerin de gözlemlediğimiz toplumsal değişimi gösteriyor. Artık gençler körü körüne particilik gütmüyor. Bunu hala ısrarla sürdürenler, eski geleneğin devamı olanlar.
Değişimin, siyasete duyulan güvensizlikle de doğrudan bağlantısı var.
Siz güvenmediğiniz bir kurumun ne yaptığını merak eder misiniz?
Aslında toplumbilimden biraz anlayanlar, kamuoyunun nabzını bu yöntemlerle tutmalılar.
Seçimlere bir kala “Kime oy vereceksin” sorusunun sorulduğu manipülatif anketler yerine, icraatlar hakkında vatandaşın fikri sorulmalı, talepler saptanmalı, eğilimler ve değişimler tespit edilmeli. Bu tip yoklamalarla, seçimleri garantiye almak da, iktidarda başarılı olmak da çok daha kolay olurdu…
YERİN KULAĞI VAR
OLMADI MUSTAFA TOLGA: Kıbrıs Türk Emekliler Derneği’nin inşa ettireceği yeni merkez binasının temelleri atılmış. Temel atma törenindeki fotoğraflara bakıyorum, Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Maliye eski Bakanı Ersin Tatar. Aklıma geldi, bunlar değil miydi binlerce emeklinin maaşından gayri yasal olarak aylarca kesinti yapan ve mahkeme kararına rağmen kestiği paraları ödemeyenler? Onlar politikacı, nereye çağırılsalar giderler de, Emekliler Cemiyeti Başkanı Mustafa Tolga, yeni binanın temelini attıracak başka birisini bulamadı mı Allah aşkına..?
AYLAR ÖNCE DİKKAT ÇEKMİŞTİK: Sağlık Bakanı Gülle, YDÜ Hastanesi’nde organ nakli ticareti yapılmaya çalışıldığı yönünde ciddi şüphelerinin olduğunu ve konuyla ilgili Başsavcılık’tan soruşturma talebinde bulunduklarını açıkladı. Aylar önce organ yasasıyla ilgili bu konuya dikkat çekmiş ve bu yasayla bazılarının önemli rantlar elde edebileceği konusunda yetkilileri uyarmıştık… Umarız bu çıkış, fatura zıtlaşmasının misillemesi olarak kalmaz, sonuna kadar gidilir.
BENCE SORUN T İZİNLERİ: Toplu taşımacılığa yapılan zamla birlikte, sektör yeniden tartışılmaya başlandı. Kar-İş Başkanı zammın yüzde 30 olması gerektiğini, yüzde 18’in yeterli olmadığını söylüyor. Bir başka şey daha söylüyor; “Yolcu az, zarar ediyoruz”. İşte bu noktada itirazım var. Ortalama yolcu kapasitesi belli, ama özellikle son bir kaç yılda verilen minibüs izinleri, özellikle de Girne bölgesinde bu kapasitenin çok çok üstünde. Sonuçta da olacağı buydu. Önüne gelene izin verilmesini önlemek de, kusura bakmasınlar ama Kar-İş’in göreviydi. Yumurtlayan tavuğu, kendi elleriyle kestiler…
BURASI DİNGONUN AHIRI YA: Lefkoşa’nın belirli bölgelerinde akşam saat 17.00 ve 22.00 arası devriye gezen zabıtalardan, yanlış parklardan dolayı ceza yiyen araç sahipleri, LTB’nin uygulamasına tepki göstermişler. Yıllardır trafiği düşünmeden canlarının istediği yere park edenler, yaya kaldırımlarını park yeri sananlar bu ülkede orman kanunlarının geçerli olmadığını öğrenecekler. Harmancı’nın yaptığı doğal olan, yasal olan. Ona kızacaklarına, bunca yıldır yaptıkları yanlışı kabullenip sussunlar…
KİME GÜVENELİM: Polise güvenme, askere güvenme, altıncıya güvenme, ilim yuvası diye bildiğimiz üniversitelere de güvenmeyeceksek, yandık ki ne yandık. Hani bir söz var, “dingili koptu” diye. Öyle görünüyor ki, bizim memleketin de dingili kopmuş. Artık kime güveneceğimizi biz de şaşırdık…
İKİ BAYRAM ARASI OLMAZ: Başbakan Özkan Yorgancıoğlu işlerine son verilen 170 CAS çalışanı konusunda, soruna çözüm bulmak amacıyla sendikadan süre istemişti. Hatırlayacaksınız, bu olay bayramdan önceydi. Ramazan Bayramı geçti gitti, neredeyse Kurban Bayramı geliyor ama sorunun çözümü konusunda en ufak bir adım yok. Özkan beyin batıl inançları olduğuna inansam, “iki bayram arası uğursuzluk olur” diyeceğim ama öyle bir batıl inancı da yok…
SÜRPRİZ Mİ DEDİNİZ: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis ve Rum müzakere grubu ile “çıkmazı kırmak için sürpriz öneri hazırlamakta olduğu”, “sürpriz önerisini” de, 2 Eylül’de bir araya geleceği Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na sunacağı haber veriliyor. Anastasiadis bizi daha tanımadı anlaşılan. Bu toplum için artık hiçbir şey sürpriz olamaz, biz ne sürprizler gördük bugüne kadar bir bilse…
ZİRVEDEKİLER
İskele Kaymakamlığı: Kaymakamlığın, Karpaz bölgesinde, denetim emirnamesi kapsamındaki alana usulsüzce kurulan karavanların tahliye edilmesi için verdiği süre doldu. Kalmakta ısrar eden karavan sahipleri için polise suç duyurusunda bulunuldu. Fotoğraflara baktım, bu iş karavan olayından çıkmış, resmen yazlık gecekondu kente dönüşmüş. Yakında bölgede apartman inşaatı başlarsa hiç şaşmayın…
DİPTEKİLER
Kutlay Erk: CTP’nin Genel Sekreteri Erk, UBP tarafından işten durdurulanların istihdamı için çalıştıklarını söylüyor ve “Kim ne derse desin yapacağız, o insanlara söz verdik” diyor. Peki ama o zaman UBP’ye niye kızmaktasınız? Bu bahsettikleriniz de münhalsiz sınavsız istihdamlardı. Yani demek ki, UBP bundan sonra iktidara gelirse, o da sizin attıklarınızı alacak, sizin aldıklarınızı atacak. UBP’li ya da CTP’li olmayan da kamunun dışında kalacak. Böyle bir yönetim anlayışı olabilir mi..?
































