Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıManşet

İLKESİZLİK, KOLAYCILIK, EZBERCİLİK

Kaç gün oldu, sanırım bugün tam 27. gün…

Hükümeti kurmakla görevlendirilenlerden biri emanetçi, diğeri parti başkanı iki siyasetçi hükümet kurma çalışmaları yürüttüler.

Birincisi, tam 15 gün oraya saldı, buraya saldı, bir türlü sonuç alamadı. Elinde bir formül, bir yol haritası yoktu. Gelseydi ne yapacaktı, belli değil. “Kiminle olursa olsun kurayım” dedi, kah oyuna geldi, kah sayısı yetmedi, olmadı…

Diğeri, görevi alır almaz önce acil konularla ilgili ilkeleri deklere etti. Bunlar üzerinden yürüdü, “varsanız gelin” diyerek tüm partileri ziyaret etti. Bir anlamda, ne yapacağı konusunda kendini bağladı. Taahhüt verdi, taahhüt istedi…

Ardından bir de TDP kendince ilkeler yayınladı.

Maksat, ne isterse olsun bir hükümet kurmak mı, yoksa memleketin sorunlarını aciliyet durumuna göre sıralayıp, diğerlerinin önüne koymak mı olmalıydı.

Tabii ki ikincisi. Ama biz Ersan Saner’in ağzından hiçbir konuda bir tutum, ilke, prensip ya da politika duymadık. Sadece “biz hizmet için varız” gibi bir şeyler söyledi, o kadar. ‘Acele hükümet kurulmalıdır’ derken, nasıl bir hükümet, ondan hiç bahsetmedi bile. Bir tek bugünlerin ezberi Maraş konusuyla, “iki devletlilik” tezleri hakkında birkaç söz etti. O da Maraş ve Kıbrıs sorunu uluslararası gündeme düştüğünden, bir şeyler söylemek zorunda kaldığı için…

Ortada acil ötesi sorunlar dururken, bunlarla nasıl mücadele edeceğini söylemeden balıklama hükümet kurmaya çalışmak sizce ne anlama gelir?

Yoksa ‘biz kuralım, reçete arkadan gelir’ diye mi düşündüler?

Koskoca UBP artık ilkesiz bir parti haline mi geldi? Şu soruna öncelik verilecek, bu soruna şöyle bir çözüm aranacak diyemiyor mu? Diyemiyor. Baksanıza UBP milletvekili Menteş Gündüz ikrar etmiş, “Seçim hükümetinde ilke mi olur” diyor.

İlginç olan, UBP’nin görüştüğü partilerden de böyle bir talep ya da tutum da gelmedi.

Haydi YDP ile politik açıdan çok bir farklılıkları yok diyelim, ya diğerleri?

Mesela HP? Neden UBP’yle pazarlık ederken bir ilke sorunu ortaya çıkartmadı? En azından, İmar Planı, vatandaşlıklar, Serdar Denktaş’a verilen arazi konusu falan. Neden o dönemde gündeme gelmedi?

Dediklerimi birebir teyit eden başka bir açıklama HP milletvekili Gülşah Manavoğlu’ndan geldi, “Parayı kim verecekse, o kursun, ben ondan yanayım”…

Bu kadar basit. Olacağı da o zaten…

Birkaç gün önce dedik ya, “yeni algı operasyonu, para”… Demek ki, bu ülkede politika yaptığını söyleyenler arasında bunu içselleştirmiş çok insan varmış, yazıklar olsun.

“Kendimize güvenelim, mücadele edelim, tedbir alalım, yapabiliriz” demek yerine, “Türkiye yollasın dağıtılsın” kolaycılığını benimseyenler.

Hani hükümetsiz kaldık diye yakınıyoruz da bu anlayışla kurulsa ne olacak ki? Bundan iki ay öncesinde olduğu gibi bodoslama gideriz artık.,,

 

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

ÇOK UĞRAŞACAĞIZ, ÇOK:

Hukuk camiası şaşkına döndü. Ne zaman atandığını bile duymadığımız biri, “Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü” sıfatıyla yaptığı ilk açıklamada hukuk adına korkunç bir çam devirdi. Ersin Tatar’ın ayrılırken Başbakanlığa vekalet bırakmamasına kılıf uyduracak diye, hukuk fakültelerinde daha birinci sınıfta Hukuk Başlangıcı derslerinde öğretilen “kamu hukuku-özel hukuk” ayırımını ortadan kaldırıp, başbakanlık ya da cumhurbaşkanlığı gibi Anayasal kamu kurumlarını şirket gibi yorumlamaya kalktı. Desenize önümüzdeki 5 sene, sadece Ersin Tatar’la değil, onun atadıklarıyla da çok uğraşacağız …

 

ÇEKİL ARTIK BİR KENARA:

Umut diye çıktılar halkın umutlarını yıktılar ve yıkmaya da devam ediyorlar. Siyasette çizdiği zig zaglarla hem partisini hem de kendini bitiren Özersay, şimdi de çıkmış CTP’yi karıştırmaya çalışıyor. Neymiş efendim hükümeti kurmakla görevlendirilen Erhürman, Başbakan olmasınmış. Daha da ileri giderek Meclis Başkanı Uluçay’a “sen başbakan ol” önerisinde bulunuyor. Bu saat oldu Özersay’dan bu konuda bir yalanlama gelmedi.  Hırsı ve egosu yüzünden bu ülkeye verdiği zarar yetti artık…

 

UBP’YE DE SÖYLESENİZE:

HP’nin gönlündeki aslanın UBP olduğunu artık bilmeyen yok. Ama diğer partilerle sırf görüşmüş olmak için görüşüyor. HP, dörtlü koalisyon konusunda, “4 parti başkanının da içinde olmadığı, tamamen teknokrat bir kabine önerdiklerini” belirterek, buna gerekçe olarak da “Anayasaya göre hükümeti kurma görevi bir ‘milletvekiline’ verilir ve o Başbakan olur” değerlendirmesinde bulundular. İnşallah bu taleplerinde ciddidirler ve bunu UBP’ye de sunarlar. Alacakları cevabı çok merak ediyorum…

 

TOPLUMU DAHA FAZLA GERMEYİN:

Bizim partilerin hükümet kurma çalışmaları başka türlü izah edilemez. Tam oldu bitti derken oyu yüzde 3-5 olan bir parti çıkıp “ya benim dediğim olur ya da oynamam” diyor. Ülke 2 aydır hükümetsizmiş, kimin umurunda. Yok onların da “ilkeleri” varmış da onlarsız olmazmış. Sevsinler sizin ilkelerinizi. Şuna cesurca çıkıp, “biz bu işte yokuz” desenize…

 

KISA VE ÖZ:

HP’nin hükümet kurma çalışmalarındaki pozisyonunu Cenk Mutluyakalı çok net ifade etmiş. Ne diyor Cenk; “Başkanı vekâleten parti, başkansız partiyle sürdürdüğü eğreti hükümete bakmaksızın yeni hükümeti kuracak partinin gerçek başkanını ‘başbakan’ görmek istemiyor! Haklı. Onca ‘eğretilik’ içinde ‘sırıtacak’ diye düşünüyor herhalde”…

 

KORKUYORUZ:

1 hemşire pozitif, 5 hemşire, 2 doktor karantinada, bir o kadar da kumarhane müşterilerinin temaslısı pozitif. Nereden bulaştıkları belli. 3 günlüğüne kumar oynamaya gelenler. Şimdi Türkiye’de başlayan sokağa çıkma yasağından kaçanlar da buraya hücum edecek. Aralarından pozitif vaka çıkmayan tek bir gün yok. Ellerinde negatif varken, burada pozitife dönüyorsa, burada kaldıkları 3 gün içinde de dönüyor. Sağlık Bakanı Pilli, “kim ne isterse söylesin, bu gelişler sürecek” diyor. Ben de soruyorum, neden? Sizin önceliğiniz nedir? Halk sağlığı değil mi? Aslında ben bir hekim olarak Sayın Pilli’nin de bunlardan rahatsız olduğundan eminim, ama anlaşılan onun da üstünde baskı var…

FOTO GÜNDEM: 3 günlük karantinasız girişler artan şekilde tehdit oluşturuyor. Tabipler Birliği Başkanı Dr. Özlem Gürkut “Hastam var” diye gelenlerin, 3 günlük “karantinasız” süreyi uzatabildiğini söylüyor. Buna nasıl izin veriliyor, anlamak imkansız. Dr. Gürkut, zaten testlerin yüzde yüz doğru sonuç vermediğini, kontrolü kaybetme riski bulunduğunu da ekliyor. Gelip burada pozitife dönmeleri riski hep var. Bunlar tespit edilemiyor, üstelik ellerini kollarını sallaya sallaya aramızda geziyorlar. Ayrıca 3 gün diye gelip, sırra kadem basanları bile bulamıyorsun. Pozitif vaka tespit eden hekim, kendini karantinaya alıyor, Bakan’a bakıyorsun, ısrarla, “bu uygulama sürecek” diyor…

Özlem Gürkut
Özlem Gürkut