İki ayrı devlete doğru… - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cuma, Ocak 27, 2023
Köşe Yazarları

İki ayrı devlete doğru…

Eşref ÇetinelEşref Çetinel

Geçen hafta iki önemli olay yaşandıydı:

Birisi ABD’nin 1987 yılından beridir Güney Kıbrıs Rum Yönetimine uyguladığı silah ambargosunu kaldırmış olmasıydı..


Diğeri ise Türkiye’nin Libya ile “karasuları anlaşması” yapmasından sonra KKTC’de Geçitkale Hava Alanını (hükümetin onayı ile) İHA’ların üsleneceği ve Doğu Akdeniz’e yönelik denetimler için uçuşlar gerçekleştireceği “üs” olarak hazırlıklara başlanması kararıydı.

Rum tarafı  ve Yunanistan’ın bu gelişmeleri nasıl değerlendirdiklerini bilmiyorum. Fakat:

HER iki “karar ve olay” hem Türkiye hem KKTC için 1974’den bu yana bazı siyasi parametrelerin (“köklü” diyebileceğimiz bir vurgulamada) önemli değişimlere neden olacağının habercisi gibiler..

Nitekim  Amerika, Türkiye’nin Libya ile anlaşmasının hemen ardından Güney Kıbrıs’a yönelik silah satışı ambargosunu kaldırırken… Güney Rum tarafı kaldırılan ambargo ile Amerika’dan silah satın alabilen  ülke konumuna geçerken..  Ayni zamanda “müşteri” de olmaktadır!

Fakat Amerika yönünden olay elbette ki “eti ne budu ne” esamesindeki Rum tarafına “silah satmak için ambargoyu kaldırdım” olmamalıdır!

Olay (bir olasılıkla) Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de son zamanlarda süreklilik kazanan ve Libya’yı da yanına çeken genişleme ve askeri etkinliğini, bu kez Rum tarafı,  dolayısıyla Yunanistan ve İsrail Mısır ittifakları içinde kırmaya çalışmasıdır!

Suriye’de Türkiye’ye karşın PYD’a verilen destek neyse Kıbrıs’ta Rum tarafına verilen bu destek de öyle olmalıdır!

Kaldı ki “Amerikan Temsilciler Meclisi ile Senatosunda büyük oranda Rum Yunan ve Yahudi lobilerinin” etkinliğince  at koşturdukları   mesela “Ermeni soykırımını” kabullerinde de ortaya çıkan gerçektir! Bu nedenle  Amerika’nın şimdilerdeki  Ortadoğu politikasındaki tutumu “olağan” sayılmamalıdır!

RUM komşumuza gelince: Mutlaka farkına varmış olmalıdır. Ada gitgide ve dıştan kaynaklı müdahalelerle de  kalıcı olarak “iki bölgeli, iki Devletli bir siyasi ayrığa” doğru hızla yaklaşmaktadır, haberi olsun!”

*****

“İŞLERİMİZ” YA HEY!

Dışımızda siyasi irademizi de aşan olaylar hızla gelişir ve Geçitkale’ye TC’nin “İHA’ları” konuşlanırken bari biz de bir iş yapmış olsak!

Meclis’te bütçe görüşmeleri devam ediyor. Kimseler dönüp bakmıyor ilgilenmiyorlar bile!

Ben “hükümet edenlerin hatta ötesi siyasi partilerin bu “alakasızlıktan” sıkıntı duymalarını beklerdim. Oysa “gizliden gizliye memnundurlar bile!” Çünkü artık gelip giden Hükümetler “halk murakabesinden” korkuyorlar! Çünkü ne cevap verecek basiretleri kaldı ne hesap verecek takatları!

Öyle de olunca ”bütçe görüşmeleri” için  “aman bir an önce geçse de kurtulsak” duasından öte beklentileri  yoktur!

OYSA “bütçeler” devletlerin şerefleridir!

Tek kuruşluk gelir gidere kadar “halka verilen hesaptır, sözdür!”

Plan programdır!

Yapılanlarla yapılacakların muhasebesi ak ile karanın ayrılmasıdır!

Bir yıl boyunca devletin izleyeceği yolun bircik bircik saptanmış “icraatlarının yatırımlarının,” yol haritasıdır..

OYSA ne diyor CTP’li Fikri Toros? “Bütçe, hayali beklentiler üzerine kuruldu!”

“Beklenti” de Türkiye’den 1 Milyar 400 milyon TL  gibi dudak uçuklatan kaynaktır!

Gelgelelim diyor muhalefet cephesi, “bu beklentiyi gerçekleştirecek protokol da yoktur!”

Olsa ne yazardı? Yıllar yılıdır “Mali ve Ekonomik Protokoller” imzalandıydı da ne olduydu yani!

NİTEKİM yağmurlar yağmaya başladı ya.. Üstelik henüz başlangıç. Memleket felç oldu! Mağusa’da  bırakın yürümeyi, yağmur sularıyla oluşmuş göletler nedeniyle arabanızla bile bir mahalleden öteki mahalleye geçilemedi!

Sular yollardan çamurlu dereler gibi aktı! Zaten adı kent olan kasaba bozması Mağusa’da akşamlar karanlıktır! Yağmur yağdı olan ışıklar  da karardı!

…BAKIN sadece “Mağusa”yı anlatmıyorum! Biliyorum  ki Lefkoşa’da farklı değildir, Girne de ötesi yöreler de!  Ki   yazarken derdimiz  paşa keyfimizin tatmini de değildir!

FAKAT! KKTC’de hâlâ doğru dürüst nüfusumuzu bile bilmiyoruz ki bir süre önce İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars KKTC nüfusunu “374 bin 299 olarak belirttiydi. Mağusa’nın da 59 bin falan deniyor!

Tabi bu “nüfus” “De jure denilen KKTC yurttaşlarını ifade etmeli. Fakat KKTC artık yılda “bir milyon” gibi ifade edilen gelip giden “defacto” dediğimiz ziyaretçilerine  “de hizmet veriyor..

Ulaşımı dolayısıyla yolları ile! Konaklamaları. Dolayısıyla Otelleriyle! Dolayısıyla temizlik tertibiyle! Eski eserleriyle!..

(NİTEKİM geçen yıllarda Türkiye’den bir gazetenin yazar ve muhabir kadrosu tanıtım amacıyla KKTC’e geldilerdi. Geri dönüp gazetedeki  izlenimlerini okuduğumda aklımda kalan “şeftali kebabımızla” hellimimizi övmeleriydi hepsi o kadar! Ötesinde ise dükkân vitrinlerimizin ne kadar tozlu olduklarına varıncaya kadar  dökülen görüntülerimizdi!

Hüsranla “bu muydu” dedimdi imajımız?  Yazık ki evet!

Kİ 17’nin üzerinde  üniversite, 100 bini aşkın öğrenci var ama hâlâ onlara “temiz tertipli, alt yapısı tamam bir KKTC sunamadık! Gelin Mağusa’ya o DAÜ öğrencilerinin nasıl tarlaların içinde yürümek zorunda kaldıklarını, arabalar altında ezilmemek için yollarda ecel terleri döktüklerini görün!

BAKIN Belediye’yi suçlamıyorum. Çünkü hiçbir belediye sürekli artan böylesi bir nüfusa hizmet yetiştiremez. Sorun Devletin sorunudur.

Sonuç: “Devlet olduk ama olamadık!”

 

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar