Dün “İşin özünden kaçtık” diye bir yazı kaleme almıştım.
“Trafik ve yol güvenliği” yerlerde sürünürken…
Biz “saat” kavgası ile zaman geçiriyoruz.
Hükümet de sevdi bu işi.
“Maaştan kesip yol yapacam” dedi ve tartışmayı başka boyuta çevirdi.
“Yol istiyoruz” diyenler bile, “maaşıma elleme” modunda geziyor şimdi.
Oysa nasıl başladı süreç?
İğrenç bir yol güzergahı, çocuklarımıza ve bir şoför abimize mezar oldu.
Yine olacak.
Yol yol değil…
Şoförler şoför değil…
Verilen eğitim eğitim değil.
Topyekün sistem berbat.
Okul otobüslerinin sadece “evrakları” denetleniyor.
Bunu söylemeye devam edeceğim ve ısrarlıyım.
Standart…
Standart…
Standart…
Standart…
Gerisi işte böyle derme çatma yaşam.
Yama- hurda…
Bize yakışan bu değil.
Bu yollar…
Bu kamyonlar…
Bu otobüsler…
İşi yapanların kendisi söylüyor.
Soyer Arpalıklı’yı okudunuz değil mi?
Öyle şeyler anlatıyor ki… İnsanın aklı- hayali almıyor.
“Kamyonlar hurda” diyor…
“Yollar perperişan” diyor…
“Denetim yok” diyor…
Hangisi yalan?
Hiçbiri de yalan değil.
Dün yazdım, bugün de ekleyeyim…
Eğer, bu noktada da adım atılmazsa…
Siyaset, statükoya yenilmeye devam edecek.
Siyaset, “sorun çözme sanatı” ise…
Tam da sorunların üzerine gitme zamanıdır.
Aksi kaostur…
Daha çok eylemdir…
Üstelik hiçbir sorunu da çözmeyecek şekilde…
Birilerinin soğukkanlılıkla, sorunların çözümüne odaklanması gerekiyor.
Ve bu fotoğraf dün çekildi…
Kazanın olduğu alan ve kırılan bariyerler…
Öylece duruyor…
İbretlik halimizin yansıması değil de nedir?

Polis daha etkin olmalı…
Çok mu yükleniyoruz, bilmem ama…
Siyasetin yetersiz kaldığı alanlarda…
Özellikle de trafik konusunda polis daha etkin olmalı.
Daha sıkı denetim yapmalı…
Özellikle taşımacılık konusunda, “Zaten adam kaç kuruş kazanır, bir de ceza mı yazılsın?” mantığında olanlar var.
Oysa bedeli ağır oluyor.
Siyaset bu derece anlamsız bir kavganın içinde ve icraattan uzakken…
Haliyle polise olan güven bir kez daha akla geliyor.
Halk daha çok insiyatif üstlenmeli…
Çözüm süreci yeniden hal yoluna girdi.
Ciddi bir ilerleme var.
Beşli konferans tarihi var ve bu tünelin ucunda bir ışık…
Liderler uzlaşmaya çok yakın.
Türkiye ve Yunanistan’ın tüm sert açıklamalara rağmen, masada uzlaşmaması için bir neden yok.
Gerisi halklara kalıyor.
Gündemde bir referandum var ve iki evet olmazsa, çözüm de olmayacak…
Uluslararası bir anlaşma da…
Bu durumda halklara da ciddi bir görev düşüyor.
Sivil toplum örgütlerinin “çözüm” yönünde motive olması gerekiyor.
Hem kuzeyde, hem de güneyde…
Aklıselim öne çıkmalı…
Liderlere bırakılırsa tüm süreç…
Ciddi bir hayal kırıklığı mümkündür.
“Süreçten güç elde etmeye” kalkmadan, samimi çalışacak sivil toplum örgütleri ve gönüllülerin bir adım öne çıkma zamanıdır…
































